AHMET HAŞİM - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

AHMET HAŞİM

SANATÇILAR > SANATÇILAR

AHMET HAŞİM: (1884(?)-1933)

*Fecr-i Ati şair ve yazarı, memur, öğretmen, tercüman.
*Bağdat’ta doğmuştur.
*1897 yılında Galatasaray Sultânîsi’ne yatılı olarak girer.
*Okul arkadaşları ona “Arap Haşim“ lakabını takmıştır.
*Annesini küçük yaşta kaybetmesi ve takılan bu lakap ruhunda huzursuzluk oluşturmuştur.
*Bu onda hayattan uzaklaşıp hayal âlemine sığınma arzusu uyandırmıştır.
*Mezun olunca memur olur, bir yandan da Mekteb-i Hukuk’a devam eder.
*Öğretmenlik ve mütercimlik yapar.
*Güzel Sanatlar Akademisinde estetik ve mitoloji dersleri de vermiştir.
*Mülkiye Mektebi Fransızca muallimliğiyle beraber akademideki kürsüsüne ölünceye kadar devam etmiştir.
*Akşam ve İkdam gazetelerinde köşe yazıları yazmıştır.
*Gezmek ve tedavi olmak için birkaç defa Paris’e gider.
*Yine tedavi için gittiği Frankfurt’tan iyileşemeden dönmüş ve Haziran 1933’te Kadıköy’deki evinde ölmüştür. Mezarı Eyüp’tedir.

*Fecr-i Ati topluluğunun ve modern Türk şiirinin en önemli şairlerindendir.
*Servet-i Fünun edebiyatına yapılan hücumlara makaleleriyle katılmıştır.
*Fecr-i Ati topluluğu dağıldıktan sonra da edebî anlayışını değiştirmeden sanat hayatına devam etmiştir.
*“Sanat için sanat” anlayışına bağlıdır.
*Sembolizmin edebiyatımızdaki en önemli temsilcisidir. Fakat eserleri sembolizmin özelliklerini tam olarak içermemektedir.
*Sanat ve edebiyat ile Galatasaray’daki öğrencilik yıllarında ilgilenmeye başlar.
*Devrin tanınmış hocalarından (Tevfik Fikret, A. Hikmet Müftüoğlu vb.) ders aldığı okulda, Hamdullah Suphi, İzzet Melih, Emin Bülent ve Abdülhak Şinasi ile de okul arkadaşı olmuştur.
*Haşim’in bilinen ilk manzumesi “Hayâl-i Aşkım”, 1901’de Mecmûa-i Edebiyye’de yayımlanmıştır.
*İlk şiirlerinde, Muallim Nâci, Abdülhak Hâmid, Tevfik Fikret ve Cenab’ın etkileri görülür.
*Haşim, anlamca kapalı olan şiirleri sever.
*Fransız şiirini, özellikle Fransız ve Belçikalı sembolistleri takip etmiştir.
*Kendi nesli içinde Batı şiirini en iyi araştıran ve bilen sanatçılardandır.
*Hâşim için titiz ve “saf şiir” peşinde bir şair demek doğru olur.
*“Şiirde Mâna ve Vuzuh” (sonradan “Şiir Hakkında Bazı Mülâhazalar”)  adlı yazısı, edebiyatımızda şiir üzerine yazılan önemli makalelerdendir.
*Hâşim, şiirde mâna ve anlaşılabilirlik aranmayacağını; şiirin didaktik değil, “resullerin sözleri gibi” çeşitli yorumlara müsait, sözden çok mûsikiye yakın ifade sanatı olması gerektiğini ileri sürer.
*Şiir, bir hikâye değil, sessiz bir şarkıdır.
*Gerçek şiir, ona göre herkesin kendisine göre yorumlayabileceği şiirdir.
*Şiirde söyleyiş (musiki), anlamdan (konudan) önce gelir.
*Önemli olan sözcüğün anlamı değil, şiir içindeki söyleniş değeridir.
*Şiiri ortak bir dil olarak düşünenler boş bir hayal kuruyor demektir.
*Gerçek şiir, nesre çevrilmesi mümkün olmayan bir şiirdir.
*Şiirlerinin çoğunda melankoli, müphemlik, uzak ve meçhul diyarlara duyulan özlem ve farklı bir mûsiki hissedilir.
*Karamsarlık ön plandadır.
*Hâşim’in şiiri, sembolizm ve empresyonizm (izlenimcilik) akımın tesiri altında kalmıştır.
*Şiirleri imge bakımından zengindir.
*Tasvirlere sıkça yer verip, sıfatları bolca kullanmıştır.
*Şiirlerindeki doğa manzaraları, sembolistlerin genellikle tercih ettiği “akşam, şafak, gurup, gece, mehtap, güller, yıldızlar, ormanlar” gibi hayal kurmaya uygun yerler ve durumlardır.
*Bireysel konulara ağırlık vermiştir. Ferdi konuların şairidir.
*Şiirlerinde aşk, doğa, çocukluk anıları, gerçek hayattan kaçış konuları egemendir.
*Dış dünyayı iç dünyasıyla birleştirmiştir.
*Dış dünya, Haşim’in hayal dünyasının renklerine bürünerek şiirlerine yansır.
*Serbest müstezat ve sone tarzı şiirlerinde ön plandadır.
*Hece ölçüsünü köylü ölçüsü olarak görmüş ve bütün şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır.
*Hâşim’in yazıları, şiirinden farklı bir özellik gösterir.
*Yazılarının açık, berrak, nisbeten sade, nükteli ve alaycı bir yapısı vardır.
*Yazılarında parlak zekâsını ortaya koyan orijinal buluş ve görüşler de yer alır.
*Nesirlerinde de kelime seçiminde titiz davranmış ve fazla derinliği olmayan dış dünya intibalarını nakletmiştir.
*Fıkra, sohbet, edebî tenkit ve gezi yazısı türünde beğenilen eserler ortaya koymuştur.
*Hâşim, son devir edebiyatımızın toplum meseleleri ile en ilgisiz şairidir.
*Dinî duygulara da ilgisiz kalmıştır.
*Sembolizm yoluyla bir çeşit mistisizme yaklaşmış olduğu söylenebilir.
*Türk edebiyatında “akşam şairi” olarak da anılır.

AHMET HAŞİM’İN ESERLERİ:

Şiir: Göl Saatleri, Piyâle

Nesir (Deneme, Sohbet, Fıkra): Bize Göre, Gurebâhâne-i Laklakan

Gezi yazısı: Frankfurt Seyahatnamesi

Ünlü Şiirleri: Şi’r-i Kamer (şiir dizisi), Merdiven, Tahattur, O Belde, Bir Günün Sonunda Arzu

Şi‘r-i Kamer”ler:
*Bağdat’ta geçen çocukluğuna ait hâtıralar ve intibalarla, sonraki şiirlerinde platonik aşkla karışacak olan derin bir anne sevgisi, güneşten kaçıp çöle hayat veren geceye sığınma, hastalık, ölüm gibi şairin çocukluğundan gelen, bazan şuur altında gizlenmiş duyguların izlerini taşır.

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön