CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK TİYATROSUNUN GELİŞİMİ - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK TİYATROSUNUN GELİŞİMİ

EDEBİYAT > BATI ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATI(MODERN DÖNEM) > CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI > GÖSTERMEYE BAĞLI EDEBÎ METİNLER (TİYATRO METİNLERİ) (DRAMA METİNLERİ)

2. GÖSTERMEYE BAĞLI EDEBÎ METİNLER
(TİYATRO METİNLERİ) (DRAMA METİNLERİ)


CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK TİYATROSUNUN GELİŞİMİ:

*Cumhuriyet Dönemi'nde Türk tiyatrosu, Millî Edebiyat Dönemi'nde başlayan gelişimini devam ettirmiş, daha güçlü bir yapıya kavuşmuştur.
*Modern tiyatro anlayışı gelişerek Batı modeli benimsenmiştir.
*Cumhuriyet Dönemi, gerek tiyatronun kurumsallaşması, gerekse oyun yazarlığının gelişmesi bakımından önemli atılımlara sahne olur.
*Bu dönemde çocuk tiyatrosu çalışmaları yapılmış, kadınlar sahnede daha çok yer almıştır.
*Ankara'da Devlet Konservatuvarının açılması, Anadolu'da tiyatronun gelişimini hızlandırmıştır.
*1949’da Devlet Tiyatroları resmen kurulmuştur.
*1950'lere kadar tiyatro yazınıyla ilgilenenler daha çok öykü, roman, şiir gibi alanlarda tanınmış yazarlardır.
*1950’den sonra önemli atılımlar gerçekleştirilmeye başlanmıştır.
*Muhsin Ertuğrul'un Şehir Tiyatroları açma girişimi, Türk tiyatrosunun gelişimine olumlu katkı sağlamıştır.
*Tiyatronun yaygınlaştırılması yolunda devlet eliyle sürdürülen çabalar sonucunda Devlet Tiyatroları, Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Adana, Trabzon ve Diyarbakır gibi kentlerde perdelerini açarak ve turneler düzenleyerek Türkiye’nin her yanında izleyiciye ulaşır hale gelmiştir.
*Türk tiyatrosunun gelişmesinde her zaman önemli rol oynamış olan özel tiyatroların sayısında 1960’larda büyük bir artış görülür.
*Etkinliklerini 1960’lardan bu yana sürdüren özel topluluklar arasında “Kent Oyuncuları, Ankara Sanat Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu, Dostlar Tiyatrosu” sayılabilir.
*Orta oyunu ve tuluat tiyatrosunun oyunculuk tarzını sürdüren özel topluluklar da olmuştur.
*1970’lerin ortalarında pek çok özel tiyatro kapanmıştır.
*1980’lerin ortalarından bu yana özellikle İstanbul’daki özel tiyatrolar yeniden bir canlanma dönemine girmiştir.
*Son yıllarda oda tiyatrosu, stand up (modern meddah) tarzı çalışmalar ortaya çıkmıştır.

---------------------------------------------------------


CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK TİYATROSUNDA KONULARIN GELİŞİMİ:
  
*Tiyatro, Cumhuriyet döneminde ilk zamanlar, yeni Cumhuriyet’in ilkelerini halka aktarmada bir araç olarak yaygınlaşmaya başlamıştır.
*Cumhuriyetin onuncu yılına değin Türk yurdunu, Türk ulusunu sevmek biçiminde gelişen ülkücülük de oyunlara konu olmuş, ulusçuluk yönü ağır basan idealist oyunlar yazılmıştır.
*Yazarlar bu duyguları aşılamak için kimi zaman efsanelere, kimi zamanda masallara yönelmişlerdir.
*Oyunlarda ele alınan konulara göre bir genelleme yaparsak “Cumhuriyetin ilk yirmi yılında, kişisel ve toplumsal sorunlar birlikte ele alınmıştır.” diyebiliriz.
*Sonraki yıllarda “taklitçilikten öteye geçmeyen Batılılaşma, bu yüzden kişilerin bayağılaşması; değişen yaşam tarzının sonucunda yaşanan aile dramları; değer yargılarının bozulmasını; köy gerçekliği; gelenekler; köyden kente göçün oluşturduğu problemler; sermaye gücünün, toplumun çeşitli kurumlarını ve insanları olumsuz yönde değiştirmesi; toplumsal ve ekonomik adaletsizlikler; eğitim ve sorunları” konu olarak ele alınmıştır.
*1930'lu yıllarda “Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılış nedenleri, Anadolu'daki uyanış, mitoloji ve evrensel konular” işlenmiştir.
*1940'lı yıllarda “aile yapısı, idealizm ile paranın gücü arasındaki çatışmalar” ele alınmıştır.
*1940'lı yıllarda Türk tiyatrosunda geleneksel Türk Tiyatrosu'nun izleri de görülür.
*1950-1970 arası yıllarda yazar sayısı artmış; buna bağlı olarak da konular çeşitlenmiştir.
*Yazarlar kimi zaman bireyden toplum sorunlarına geçerken, kimi zaman da olaydan ve durumlardan hareket ederek toplumsal sorunlara yönelirler.
*Kimi yazarlar ise evrensel sorunlar üzerinde durup, bu yoldan topluma geçiş yapmışlardır.
*1950'li yılların tiyatrosunda köy sorunlarına eğilim görülür.
*Eğitim ve sorunları ön plana çıkar.
*1960’lar Türk tiyatro edebiyatı içinde parlak bir dönem olmuştur.
*Siyasal, ekonomik, kültürel açılardan önemli bir bilinçlenme aşamasının yaşandığı bu dönemde tiyatro, işçi ve köylü kesiminin sorunlarına eğilmiştir.
*Bir yandan, orta sınıftan ailelerin yaşadığı toplumsal ve ekonomik sorunları irdeleyen gerçekçi oyunlar yazılırken, köy ve gecekondu ortamı da yaşama ve giyinme biçimi ve dil özellikleriyle sahneye getirilir.
*1960’ların sonlarına doğru “siyasal içerikli belgesel oyunlar” yazılmaya başlanır.
*1970'ten sonra 12 Mart olayı buna bağlı olarak Türk tarihini yeniden gözden geçirme, işçi sorunları, Almanya'ya gidenlerin kültür çatışmaları, Almanya'da yetişmekte olan birinci, ikinci kuşak sorunları işlenmiştir.


CUMHURİYET DÖNEMİ TİYATRO YAZARLARINDAN BAZILARI:

Haldun Taner, Turan Oflazoğlu, Recep Bilginer, Turgut Özakman, Orhan Asena, Cevat Fehmi Başkut, Ekrem Reşit Rey, Güngör Dilmen, Necati Cumalı, Fazıl Hayati Çorbacıoğlu, Muhsin Ertuğrul, Necip Fazıl Kısakürek, Melih Cevdet Anday, Nazım Kurşunlu, Vedat Nedim Tor, Refik Erduran, Başar Sabuncu, Cahit Atay, Hidayet Sayın, Sermet Çağan, Güner Sümer


Absürt (Saçma, Uyumsuz) Tiyatro:
*Absürt tiyatroya göre tiyatro, her şeyi anlamaktan, canlandırmaktan ziyade bir ses ve hareket düzenidir.
*Olaylar arasında bağ kurulması şart olarak görülmemiştir.
*Absürt tiyatroda, geleneksel tiyatronun kuralları ve düzenleri hiçe sayılır.
*Konuya göre dekor oluşturulmasını reddeder.
*Birbirleriyle ilgisiz sesler, sözler, eylemler sahnede canlandırılmıştır.
*Seyirciyi hayatı sorgulamaya yöneltir.
*Dünya edebiyatında Samuel Beckett, Türk edebiyatında Güngör Dilmen bu tiyatro çeşidinin önemli temsilcilerindendir.


Epik Tiyatro:
*İsminden anlaşılanın aksine kahramanlık konuları işleyen tiyatro türü değildir.
*İzleyiciye toplumsal çarpıklıkları eleştirip göstererek, izleyiciyi bu eleştirilere katmayı hedefleyen bir türdür. Bu anlamda toplumsal bir tiyatro türüdür.
*Klasik tiyatrodaki gibi seyircinin kendisini oyunun içinde hissetmesi amaçlanmaz. İzleyen oyunla ilgili karar vermeye zorlanır.
*Temelinde sosyalizm olan siyasal amaçlı bir tiyatro düşüncesidir.
*Olaylar, durumlar parça parça verilir; arada bir şarkılar, türküler söylenir, anlatıcılar devreye girer.
*Seyirci tam bir gözlemci olarak kalır.
*Acı duymak, sevinmek, coşkulanmak yerine durumlar üzerinde düşünür; kendisini ve olayları nasıl değiştirebileceğini anlamaya çalışır.
*Bizde, Haldun Taner’in “Keşanlı Ali Destanı” adlı oyunu ilk epik tiyatro denemesidir.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön