DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI

TÜRKÇE > KONULAR > PARAGRAF

DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI:

1)TANIMLAMA:
*Bir konu veya kavram hakkında bilgi verilmesi, özel niteliklerinin belirtilmesidir.
*Genelde tanım cümleleri kullanılır. (X kimdir?, X nedir? sorularına cevap veren cümlelerin tanım cümlesi olduğunu hatırlayınız.)
*Açıklama ve tartışma gibi anlatım biçimlerinde kullanılır.

Örnek:
Dil, sözlü ve yazılı olarak iletişimde kullandığımız, doğduğumuzda hazır bularak edinmeye başladığımız, doğrudan doğruya insana özgü, çok güçlü, büyülü bir düzendir; düşünme ve düşünüleni aktarma dizgesidir.



2)ÖRNEKLENDİRME:
*Bir konu veya kavramın örneklerle açıklanmasıdır.
*Düşünceyi somutlaştırmak, anlatımı güçlendirmek için örneklendirmeye başvurulur.
*Örneklendirmeye daha çok paragrafın gelişme bölümünde yer verilir.
*Verilen örneklerin somut ve inandırıcı olmasına dikkat edilir.

Örnek:
Bilimsel bir gözlem, bilimde başka edebiyatta başka bir anlam değeriyle ortaya çıkar, bilgi içeriği iki yerde tıpatıp aynı olsa da. Sözgelimi bir biyoloji kitabında, yaşlılık sorunlarını işleyen bir uzmanlık tümcesi okuyoruz: “İnsan genellikle kaplumbağadan daha az yaşar.” Aynı tümceyle M.Ş.E’nin bir öyküsünde karşılaştık mı, bilimdekiyle eşbilgisel ama ortam başkalığında gene de onunla anlamdaş olmayan bir tümce bu.



3)TANIK GÖSTERME:
*Anlatılmak istenen fikri güçlendirmek, inandırıcı kılabilmek için; tanınmış, otorite durumunda olan bir kişinin sözünün yazıda kullanılmasıdır.
*Sıradan bir insanın söylediği söz, tam bir tanık gösterme olmaz.
*Alıntı yapılan söz tırnak işareti içinde kullanılır.

Not: Tanık gösterilen kişinin sözü alınmaz da sadece ismi parçada geçerse bu örneklendirme olur.


Örnek:
Aradan yıllar geçtikten sonra bugün ortaya atılan, savunulan nice görüş, tarih bilmezlikten, tarihi unutmaktan kaynaklanır. Bilge Kağan çok haklıdır: “Ey Türk sen tok iken açlığı bilmezsin.”



4)KARŞILAŞTIRMA:
*Konu, kavram, durum veya olaylar arasındaki benzerlik ya da farkların ortaya konulmasıdır.
*Yazar, düşüncesini daha inandırıcı kılabilmek için karşılaştırmalara başvurabilir.
* “oysa, ise, ne var ki” gibi bağlaçlar çokça kullanılır.

Örnek:
Yabancı sözcük oranının %1 olarak saptandığı Orhun Yazıtlarında (...) yazınsal bir dil vardır. Soyut kavramların da yer aldığı bu yazıtlar, Türkçe yazı dilinin çok uzun bir geçmişi olduğuna tanıklık eder. Uygurcada ise yabancı sözcük oranının arttığı görülür. Bu olguda, Uygurcaya çevrilen dinsel metinlerin etkisi vardır.



5)SAYISAL DEĞERLERİ KULLANMA:
*Düşünceyi inandırıcı kılabilmek için sayısal verilerden yararlanmaktır.
*Anket sonuçları, istatistiksel bilgiler parçada kullanılabilir. Bunların bilimsel ve objektif olmasına dikkat edilir.

Örnek:
Başka dillerden Türkçeye kelime geçtiği gibi Türkçeden de başka dillere kelimeler geçmiştir. Bugün, Çincede 300, Farsçada yaklaşık 3.000, Urducada 227, Arapçada yaklaşık 2.000, Rusçada yaklaşık 2.500 olmak üzere çok sayıda Türkçe kelime başka dillerde kullanılmaktadır.



6)BENZETME:
*Bir düşünceyi aktarırken zayıfın, az bilenin; kuvvetliye, çok bilinene benzetilmesidir.
*Önemli olan anlatımı güçlendirmektir.
(Zeka bakımından tilkiye, güç bakımından aslana benzetmek gibi…)

Örnek:
Bir toplumun sözlü ve yazılı bütün kültür değerleri dile aktarıldığı için dil, sosyal yapının ve kültürün sadık bir aynası durumundadır. Bir şair duygu ve düşüncelerini kendi toplumunun fertlerine ancak dili ile ulaştırabilir. Bir yazar, bir bilim adamı, bir düşünür, görüşlerini kendi dışına ve ilgili çevrelere dil yolu ile aktarabilir.



7)İLGİ KURMA:
*İki olay, iki durum ya da iki kavram arasındaki ilişkileri ortaya koymaktadır.

Örnek:
Ben, hasta ruhları ve sinirli insanları daima yüzlerinin tebessümlü olup olmamasıyla teşhis ederim. Sinirli adamların yüzleri gülmez. Tebessümden mahrum bir çehre gördüğüm zaman, derhal bunun bir sinir hastasına ait olduğunu anlarım. Tebessüm, ruhun sağlamlığı kadar, saadetin de müjdecisidir.



8)SOMUTLAMA:
*Soyut kavramların somut bir varlıkmış gibi anlatılmasıdır.
*Somutlama; istiare, kişileştirme, benzetme gibi sanatlar yardımıyla sağlanır.
*Somutlamada amaç, soyut kavramın zihinde canlandırılmasıdır.

Örnek:
Dilin inceliklerini özümsemiş birinin ağzından anlatılan bir resim, bir heykel, bir mimari eser layık olduğu yeri bulur. Sanat söyleşilerinin ana ögesi dil olduğuna göre, edebiyatın yetkinleştirdiği dil de bütün sanat eserlerinin anahtarı olarak düşünülebilir.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön