ELEŞTİRİ (TENKİT) - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

ELEŞTİRİ (TENKİT)

EDEBİYAT > METİN TÜRLERİ > DÜZYAZI TÜRLERİ

ELEŞTİRİ (TENKİT):

*Şiir, tiyatro, hikâye, roman, resim, heykel, film gibi bir sanat veya düşünce eserinin, zayıf ve güçlü yönleri göz önünde bulundurularak gerçek değerini belirlemek amacıyla yazılan yazılara “eleştiri” (tenkit) denir.
*Bir kimsenin kendi eleştirisini yazarken ortaya koyduğu esere “otokritik” veya “özeleştiri” denir.
*Eleştiri tek yönlü değildir; olumlu ve olumsuz yönler ortaya konur.
*Eleştirinin amacı, iyi ve güzel olan sanat yapıtının değerini ortaya çıkarmak, sanatı iyi ve güzel olmayandan kurtarmak, kalıcı bir niteliğe kavuşturmaktır.
*Amaç sanatçıyı daha güzel, daha güçlü, daha olgun, daha başarılı eserler ortaya koymaya teşvik etmektir.
*Okura, izleyiciye ve sanatçıya kılavuzluk yapmaktır.
*Düşünsel plânla yazılır.
*Eleştirmen, hangi sanat eserini eleştirecekse o sanat dalının gerektirdiği birikime sahip olmalıdır. Bu yüzden, eleştiri yazmak kolay bir iş değildir.
*Eleştirmen; bir eseri veya kişiyi şekil, ruh, konu ve anlatım bakımından inceler.
*Eleştirmen, eser hakkında okuyucuyu her yönden bilgilendirir.
*Hem okura hem de eserin yazarına kendini geliştirmesi için yol gösterir.
*Eleştirilen sanat eserinin, kimin tarafından, hangi zaman ve çevrede, hangi şartlar altında yazıldığı dikkate alınır; yerli ve yabancı benzerleriyle karşılaştırması yapılır.
*Eleştirilen bir sanat eseri, konusu, dili, üslubu, tekniği, kahramanları, gözlem ve betimlemeleri bakımından değerlendirilir.
*Eleştirilen eserin sanatçısının orijinal görüş ve duyuşları saptanır.
*Eserin sanat dünyasına ne gibi bir katkı yaptığı ortaya konur.
*Bir sanatçı eleştiriliyorsa onun hataları, orijinal yanları belirtilir, sanatını geliştirmesi için yapması gerekenler açıklanır.
*Eleştiriye konu olan eser, yalın bir dille tanıtılır.
*Eleştirmen, eserin gerçek değerini, güçlü ve zayıf yönlerini, özünü ve önemini belirtir; yeni eserler için sanatçılara kılavuzluk eder.
*Bir şiirin eleştirisini yapan kişi şair olmayabilir ama bu türün bütün özelliklerini çok iyi bilmeli, başka örneklerle karşılaştırarak şiirin gerçek değerini taraf tutmadan belirleyebilmelidir.


>Eleştiri Türleri:

a. İzlenimsel (öznel) (empresyonist) eleştiri:
*Edebî eserlerin okuyucu üzerinde bıraktığı etkilerden, izlenimlerden yola çıkılarak yapılan eleştirilere “izlenimci eleştiri” denir.
*İlkelerini ünlü Fransız edebiyatçı Anatole France (Anatol Frans)’ın belirlediği ve eleştirmenin bir eseri kendi zevk, algılama, değer ölçülerine göre incelediği eleştiri türüdür.
*Bu tür eleştirilerde öznel, kişisel yargılar ağırlıktadır.
*Bu nedenle günümüzde izlenimsel eleştiri edebiyat dünyasından pek rağbet görmez.

b. Nesnel (bilimsel) eleştiri:
*Edebî eserlerin içerik, yapı ve üslûpları üzerinde tarafsız olarak yapılan eleştirilere “bilimsel eleştiri” denir.
*Bu eleştiri türünde, her eserin değerlendirilmesinde kullanılabilecek ölçütler vardır.
*Eleştirmen, kişisel yargılara varmaktan kaçınmaya çalışır.
*Bilimsel araştırmalardan yararlanarak, eseri tarafsız bir gözle değerlendirir.
*Eseri, ister beğensin ister beğenmesin, kendi duygularını işin içine katmadan, eserin sanat değerini ortaya koymaya çalışır.


>Dünya Edebiyatında Eleştiri:
*Eleştiri uzun zaman, “kusur bulmak” gibi algılanmıştır.
*Eleştiriyi kişiden kişiye değişen bir zevkin sonucu olmaktan kurtarmak, onu belli prensiplere göre değerlendirmek gerektiği fikri 19. yüzyıldan itibaren yaygınlaşmaya başlamıştır.
*Özellikle edebiyat akımları döneminde eleştiri, bir tür olarak karakteristik niteliklerini kazanmıştır.
*Eleştiri türü Avrupa’da Boielau, Sainte Beuve, Hippolyte Taine, Brunetiere, Jules Lamaitre, Anatole France, Remy de Gourmont, Gustave Lanson, Lessing, Hazlitt, Cariyle, Ruskun ve Belinski gibi sanatçılarla temsil edilmiştir.


>Türk Edebiyatında Eleştiri:
*Eleştiri türü Türk edebiyatına, makale, fıkra, deneme ve sohbet gibi Tanzimat Dönemi’nde Batıdan geçmiştir.  
*İlk başlarda dil ile ilgili eleştiriler yazılmıştır. Sonra özellikle Namık Kemal ve Recaizâde Mahmut  Ekrem, eleştiri türünün sınırlarını genişletmiştir.
*Türk edebiyatında ilk eleştiri yazısı Namık Kemal’in “Lisan-ı Osmanînin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazâtı Şâmildir” adlı yazısıdır.
*İlk eleştiri eseri ise yine Namık Kemal’e ait olan ve Ziya Paşa’nın “Harabat” şiir antolojisini eleştirdiği eseri “Tahrib-i Harabat”tır.
*Servet-i Fünun Dönemi’nde ise Batı tarzında eleştiriler kaleme alınmıştır.
*Türk edebiyatında eleştiri türünde eserleriyle Namık Kemal, Ziya Paşa, Recaizade Mahmut Ekrem, Muallim Naci, Mizancı Murat, Beşir Fuad, Hüseyin Cahit, Ahmet Şuayip, Ali Canip, Nurullah Ataç, İsmail Habip Sevük, Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal, Mehmet Kaplan, Cemil Meriç, Vedat Günyol, Tahir Alangu, Memet Fuat, Asım Bezirci, Rauf Mutluay, Metin And, Özdemir Nutku, Fethi Naci, Asım Bezirci, Berna Moran, Kenan Akyüz, Cevdet Kudret, Nihat Sami Banarlı, Sabahattin Eyüboğlu, Yaşar Nabi, Vedat Günyol, Murat Belge, Enis Batur, Atilla Özkırımlı, Nermi Uygur öne çıkan isimlerdir.


>Eleştirinin Diğer Türlerden Farkı:
*Eleştiri, doğrudan kaleme alınmaz. Eleştirinin yazılabilmesi için ortada eleştirilecek kişi veya eser olmalıdır.
*Eleştiri, edebî esere veya başka sanatlara bağlı bir türdür.
*Eleştirinin varlığı, kendisi dışında bir sanatı gerektirir.
*Edebî eserin konusu bütün maddi ve manevi varlığı ile yazar, çevresi ve kâinattır. Eleştirinin konusu ise sanat eseridir, bir başkasının yazdıklarıdır.


>YERGİ:
*Bu tür ürünlerde toplum, kişi ya da olayların kusurları, kötü ve gülünç yönleri ele alınmaktadır.
*Divan şiirindeki karşılığı "hiciv"dir.
*Halk şiirinde ise "taşlama" adı verilmektedir.

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön