FECR-İ ATİ EDEBİYATI - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

FECR-İ ATİ EDEBİYATI

EDEBİYAT > BATI ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATI(MODERN DÖNEM) > FECR-İ ATİ EDEBİYATI

FECR-İ ATİ EDEBİYATI (1909-1912)

(Geleceğin Şafağı/Aydınlığı/Işığı/Doğuşu)   

*Servet-i Fünun sonrası boşluğu doldurmak isteyen gençlerin (Yakup Kadri, Fuat Köprülü, Ahmet Haşim, Aka Gündüz, Ali Canip, Celal Sahir, Refik Halit … ) Mart 1909’da, "Sanat, şahsi ve muhteremdir." anlayışıyla Hilal gazetesi matbaasında toplanıp oluşturduğu topluluktur.
*Sanatta ferdiyetçiliği ve estetik değerleri benimseyen bu topluluk, 2. Meşrutiyet sonrası oluşmuş ve kısa süreli olmuştur.
*Fecr-i Ati topluluğu, edebiyatımızda ilk edebi bildiriyi (manifesto/ beyanname) yayımlayan topluluk olmuştur.
(Daha sonra Yedi Meşaleciler ve Garipçiler de bildiri yayımlamışlardır.)
*Fecr-i Âticilerin en önemli özelliği yeni bir sanat anlayışı ortaya çıkarmak amacıyla bilinçli bir şekilde bir araya gelmeleri ve bir “beyanname” yayımlamalarıdır.
*Beyannâmede imzası bulunanlar:
Ahmed Samim, Ahmed Hâşim, Emin Bülend (Serdaroğlu), Emin Lâmi, Tahsin Nâhid, Celâl Sâhir (Erozan), Cemil Süleyman (Alyanakoğlu), Hamdullah Subhi (Tanrıöver), Refik Halid (Karay), Şehabeddin Süleyman, Abdülhak Hayri, İzzet Melih (Devrim), Ali Canip (Yöntem), Ali Sühâ (Delilbaşı), Faik Âli (Ozansoy), Fazıl Ahmed (Aykaç), Mehmed Behçet (Yazar), Mehmed Rüşdü, Mehmed Fuad (Köprülü), Müfid Râtib, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu).
*Servet-i Fünûn'a bir tepki olarak ortaya çıktıkları iddia edilir. Fakat Servet-i Fünûn’dan öteye gidememişlerdir.
*"Sanat şahsi ve muhteremdir." (Sanat kişisel ve saygıya değerdir) görüşüne bağlıdırlar.
*“Sanat için sanat” anlayışını benimsemişlerdir.
*"Edebiyat ciddi ve önemli bir iştir, bunun halka anlatılması lazımdır." görüşüne sahiptirler.
*Edebiyatta o güne kadar oluşturulan tüm değerleri “eski” olarak kabul etmişler, farklı ve yeni bir edebiyat ortamı oluşturmak istemişlerdir.
*Fecr-i Âtî üyeleri, eserlerinin “Fecr-i Âtî Kütüphanesi” adı altında yayımlanmasını planlamıştır.
*Fransız edebiyatını örnek almışlardır.
*Bu topluluk sanatçıları genelde alıngan ve romantik kişilerdir.
*Bireysel konulara yönelmişlerdir.
*Şiirlerinde işledikleri başlıca temalar tabiat ve aşktır.
*Tabiat tasvirleri gerçeklikten uzak ve subjektiftir.
*Şiirlerde marazi, melankolik, platonik, maddeden uzak bir beşerî aşk dillendirilir.
*Hayallerinde daima hassasiyetin en üst seviyesindedirler.
*Fecr-i Âtî mensuplarına göre edebî metinde her şey apaçık söylenmemeli, yarı kapalı bir şekilde ifade edilmelidir.
*Sanatlı söyleyişlere ve imgelere sıkça yer vermişlerdir.
*Onlara göre, gerçek şiir, herkesin kendisine göre yorumlayabileceği şiirdir.
*Dil bakımından Servet-i Fünûn'un devamıdır.
*Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalarla dolu, günlük dilden uzak ve kapalı bir şiir dili oluşturmuşlardır.
*Edebiyat-ı Cedideciler gibi -ahenk uğruna- az kullanılan Arapça ve Farsça kelimeleri Türkçeye sokma gayreti görülür.
[ Mesa (akşam), miyah (sular), lahn (nağme), cevf (boşluk), erganun, zehebî (altun renginde), riyâh(rüzgâr), mülhime (ilham perisi) ]
*Eserleri bir tablo gibi sunmak için bol bol sıfat kullanmışlardır.
*Önceki dönemlerden gelen nazım biçimlerini kullanılmakla beraber; özellikle serbest müstezat ve soneyi tercih etmişlerdir.
*Serbest müstezatı geliştirmişlerdir.
*Fecr-i Âtî mensupları, şiiri kelimelerle kurulmuş bir müzik parçası olarak görür.
*Kulak için kafiye anlayışı uygulanmıştır.
*Aruz veznini kullanmışlardır.
*Şiirde parnasizm, sembolizm ve empresyonizm etkisi görülür.  
*Roman ve hikâyede ise realizm ve natüralizm etkilidir.
*Hikâyede Maupassant, tiyatroda ise Henrich İbsen örnek alınır.
*Fecr-i Ati, Edebiyat-ı Cedide ile Milli Edebiyat arasında köprü görevi görmüştür.
*Fecr-i Ati'nin en önemli temsilcisi Ahmet Haşim'dir.
*Bu topluluk sonraları bir tek Ahmet Haşim’le anılır olmuştur.
*Toplumsal konuları ele almamışlardır.
*Düz yazı alanında önemli bir varlık gösterememişlerdir.
*Türk edebiyatına herhangi bir yenilik getirememişlerdir.
*31 Mart Vakası, Balkan Savaşları ve Milli Edebiyat akımının ortaya çıkışıyla topluluk dağılmıştır.
*Topluluk üyeleri büyük oranda istifa etmişler, kimileri Milli Edebiyat hareketine katılmış, kimileri de bireysel bir sanat anlayışı içinde kendi eserlerini yayımlamaya devam etmişlerdir.
*Fecr-i Ati sanatçılarının, topluluk dağıldıktan sonra çeşitli alanlarda başarılı örnekler verdiği görülür.

FECR-İ ATİ EDEBİYATI SANATÇILARI:
AHMED SAMİM, EMİN LÂMİ, ALİ SÜHÂ DELİLBAŞI,
ABDÜLHAK HAYRİ, MEHMED BEHÇET YAZAR,
MEHMED RÜŞDÜ, HAMDULLAH SUPHİ TANRIÖVER, FAİK ALİ OZANSOY,
CELÂL SAHİR EROZAN, REFİK HALİD KARAY,  ALİ CANİP YÖNTEM,   
MEHMED FUAD KÖPRÜLÜ, YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU

Fecr-i Ati Topluluğunun Hedefleri:
*Edebiyata hevesli ve yetenekli gençleri bir araya getirmek ve yetiştirmek.
*Edebiyat ve fikir konuları ile ilgili konferanslar düzenlemek.
*Batıyı günü gününe takip etmek.
*Batı edebiyatını Türk edebiyatına tanıtmak; Türk edebiyatını Batı edebiyatına tanıtmak.
*Batıdaki benzer topluluklarla temas kurmak.
*Fecr-i Âti Kütüphanesi adı altında bir yayın serisi oluşturmak.
*Batının eserlerini Türkçeye kazandırmak için dil komisyonu oluşturmak.
*Açık fikir münakaşaları ile kamuoyunu aydınlatmak.

Servet-i Fünun Topluluğu ile Fecr-i Ati Topluluğunun Benzer Yönleri:
*Ağır bir dil kullanmaları.
*Topluluklarına isim vermeleri.
*“Sanat, sanat içindir” görüşü.
*Sanatı bireyselleştirmeleri.
*Toplumdan uzaklaşmaları.
*Serbest müstezat, sone gibi nazım biçimlerini kullanmaları.
*Servet-i Fünunla aynı dergide yazılarının yayınlanması.

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön