GENEL BİLGİ - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

GENEL BİLGİ

EDEBİYAT > İSLÂMİ DÖNEM (DİN DÖNEMİ) > ANADOLU’DAKİ İLK ÜRÜNLER

OĞUZ TÜRKÇESİNİN ANADOLU’DAKİ İLK ÜRÜNLERİ (XIII. - XIV. YY.)

OĞUZLAR VE TÜRK DİLİNİN GELİŞİMİ HAKKINDA BİLGİ:

*Türkçenin yakın zamanlardaki temelleri Oğuzca’ya (Oğuz Türkçesine); Oğuzca’nın bir yazı dili olarak ilk ürünlerini vermesi ise Anadolu Selçuklu Devleti'nin son zamanlarına ve Beylikler Dönemi'ne rastlar.
*Oğuzlar, 6-11. yüzyıllar arasında varlıklarını Köktürk (552-745), Uygur (745-840) ve Karahanlı (912-1212) devletlerine bağlı olarak devam ettirmişlerdir.
*Oğuz Türklerinin Oğuzca’ya dayalı bir yazı dili oluşturamamalarında, 1040-1157 tarihleri arasında büyük bir devlet kuran Selçukluların bilim dili olarak Arapçayı, edebiyat ve devlet dili olarak da Farsçayı benimsemesinin önemli etkisi olmuştur.
*Bu dönemde Türkçe daha çok saray çevresinde ve orduda askerler arasında konuşulmuştur.
*Oğuzlar, Büyük Selçuklu Devleti'nde çoğunlukla göçebe yaşam tarzını devam ettirmiş, geçimlerini hayvancılıkla sağlamış, otlak bulmak için mevsimlere göre yer değiştirmişlerdir.
*Alparslan'ın 1071'de Malazgirt Savaşı'nı kazanması, Büyük Selçuklu Devleti'ndeki göçebe Oğuzların ve diğer Türk boylarının Anadolu'ya yerleşip burayı yurt edinme süreçlerini hızlandırmıştır.
*Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılma nedeni Moğol İstilasıdır.
*Bu devletin yıkılma sürecinde kendi hâkimiyet alanlarını genişletme fırsatı bulan Türk beyleri devletin yıkılmasından sonra daha rahat hareket etmiş ve kendi beyliklerini kurmuşlardır.
*Bu dönemde bazı teşkilatlar, günümüz Türkçesiyle birer sivil toplum kuruluşu gibi çalışmıştır. Bunların en önemlisi olan Âhiyân-ı Rum (Anadolu Ahileri), bir esnaf örgütlenmesidir.
*Kendilerine özgü kuralları, giysileri, toplanma yerleri, tasavvuf ayinleri olan Ahiler, aralarına kabul ettikleri ve "çırak" dedikleri kişilere mesleki eğitim vermekle kalmamış, onların manevi eğitimlerini de üstlenmişlerdir.
*Gündüz ticaret, akşam da eğitim ve ibadetle meşgul olan Ahiler, Türklerin yeni vatanı olan Anadolu'daki dinî, askerî, ekonomik, sosyal vb. sorunların çözümünde etkin rol oynamış; halkın düzen ve güvenlik içinde yaşamalarına katkı sağlamışlardır.
*Gerek tarikatlar biçiminde örgütlenen tasavvufun gerekse içinde tasavvufu da barındıran Ahilik teşkilatının Anadolu'da Oğuz Türkçesiyle oluşturulan edebî metinlerde çok önemli yansımaları olmuştur.
*Tasavvuf hareketi ve ilk Türk tasavvuf erleri, Anadolu'nun zor dönemlerinde halkın inancını, direncini koruyan bir sığınak görevi üstlenmiştir.
*Horasan, Herat, Nişabur, Buhara gibi İslami kültür merkezlerinde tasavvuf anlayışıyla yetişen dervişler İslam'ın güzelliklerini anlatmak için halk içine dağılmıştır.
*Özellikle ilk Türk tasavvufçusu kabul edilen Ahmet Yesevi'nin telkinleriyle Anadolu'ya gelen dervişler, tekkeler kurmuşlar, halka İslami prensipleri anlatmışlardır.
*Bir tarafta Mevlana'nın temsil ettiği Mevlevilik akımı, diğer taraftan Hacı Bektaşi Veli'nin temsil ettiği Bektaşilik anlayışı halka kucak açmıştır.
*Vakıflarla desteklenen tekke ve zaviyeler etrafında her meslekten oluşan halkalar gittikçe genişlemiş ve bu dönemde tasavvuf cereyanı tekkeler, zaviyeler yoluyla halkın arasında kolayca yayılmış ve tekke-tasavvuf edebiyatının temelleri atılmıştır.
*Selçukluların dağılmasına kadar bir varlık gösteremeyen ve sadece konuşma dilinde kalan Oğuz Türkçesi, Anadolu Selçuklu Devleti’nin çöküşü üzerine, ortaya çıkan beyliklerin hükümet merkezlerinde birdenbire serpilmeye başlamış ve yeni yeni eserler ortaya çıkarmıştır.
*Orta Türkçenin Oğuz Kolu, böylece, Selçuklu Türkçesi’nden sonra yerini, Eski Anadolu Türkçesi’ne bırakmıştır.
*Karamanoğlu Mehmed Bey’in Türkçe üzerinde durmasına rağmen, beylikler içinde kültür faaliyetlerinin en yoğun olduğu beylikler, Osmanlı ve Germiyan beylikleri olmuştur.
*On üçüncü yüzyılın son çeyreğinde Türkçe, resmî yazışma dili olarak kendisini göstermiştir.

 
*Bu dönemdeki eserlerin kaynağını, İslamiyet öncesi destanlar ve İslami dönemde oluşan hikâyeler oluşturmaktadır.
 
*Eserlerden bazıları Arap ve Fars edebiyatlarından alınan olaylara milli unsurların eklenmesiyle oluşturulmuştur.
 
*Bu dönemin destanî hikâyeleri Anadolu’da oluşmuştur; yaşanmış bazı tarihî gerçekleri dile getirmektedir.
 
*Özellikle fetih ve gaza temalarını işleyen kahramanlık hikâyeleri çok rağbet görmüştür.



 
İçeriğe dön | Ana menüye dön