HATIRA (ANI) - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

HATIRA (ANI)

EDEBİYAT > METİN TÜRLERİ > DÜZYAZI TÜRLERİ

ANI (HATIRA):

*Toplum hayatında önemli görevler üstlenmiş, toplumu ilgilendiren önemli olayları bizzat yaşamış veya bu olaylara şahit olmuş kişilerin, bu olayları duyurmak için sanat değeri taşıyan bir üslupla yazdıkları yazılara “anı” (hatıra, hatırat) denir.  
*Anıların yazıldığı defterlere “hatıra defteri” denir.
*Anı yazıları yaşanmakta olanı değil, yaşanmışı konu alır.
*Anılar ya günü gününe tutulan notlardan yararlanılarak ya da yaşanan olaylar anımsanarak sonradan yazılır. Her iki durumda da anılar yaşandıktan çok sonra kaleme alınır.
*Anılar, çoğu zaman, onları yazan kişinin de karışıp rol aldığı olaylara dayanan yazılardır. Bu nedenle anının anlatımı birinci kişinin ağzından yapılır.
*Olaylar yaşayan kişi tarafından ele alınmak zorunda değildir.
*Anılarda gözlem esastır.  
*Anılar kişinin kendi özel tarihidir.  
*Yazar, kimi belge ve görgü tanıklarından da yararlanabilir.
*Gelecek kuşaklara ders vermek ve kamuoyu ile hesaplaşmak amacı da vardır.
*Anılar kişinin yaşadığı dönemle ilgili bilgiler de verir. Bu bakımdan anılar tarihe ışık tutan kaynaklar arasında yer alır. Tarihi gerçeklerin öğrenilmesine katkı sağlar.
*Yaşanmış olayların gizli kalmış bazı yönlerini açığa çıkarır. Ancak bunlar, olaylara kişisel bakış açısıyla kaleme alınmış olduklarından kesin ve bilimsel bir doğru gibi kabul edilemez ve nesnel bir belge niteliği taşımaz.
*Anılar sonradan kaleme alındığı için olaylar üzerinden çok zaman geçmiş olur.  
*Kişi bu zaman içinde değişim geçirebilir, olaylara bakış açısı değişebilir.  
*Otobiyografi ile karıştırmamak gerekir. Otobiyografilerde yazar sadece kendi yaşamını anlatılır.
*Batı edebiyatındaki ünlü anı yazarları ve eserleri şunlardır: Saint Simon - "Hatıralar", Rousseau - "İtiraflar"

>Anı (Hatıra) Türünün Edebiyatımızdaki Tarihsel Gelişimi:
*Anı, edebiyatımızda oldukça eski bir geçmişe sahiptir.  
*Bu türün ilk örnekleri ilk yazılı metinlere kadar uzanır. Bu bağlamda, Göktürk Yazıtları’nı edebiyatımızın ilk anı örnekleri saymak mümkündür.  
*Ebulgazi Bahadır Han’ın 17. yüzyılda yazdığı “Şecere-i Türk” adlı eseri anı türündedir.
*Osmanlı İmparatorluğunda devletin resmî tarihçileri olan vak’anüvislerin eserlerinde (vak’aname) anı niteliği taşıyan metinlere rastlanır.  
*Sefaretnameler, özellikle Fransa ve Avusturya sefaretnameleri başta olmak üzere, anı özelliği taşır.  
*Anı türü, edebiyatımızda Tanzimat’la birlikte canlılık kazanır.  
*Akif Paşa’nın “Tabsıra”, Ziya Paşa’nın “Defter-i Amal”, Namık Kemal’in “Magosa Hatıraları”, Ahmet Mithat Efendi’nin “Menfa”, Muallim Naci’nin “Ömer’in Çocukluğu” adlı eserleri Tanzimat Dönemi’nde yazılan anı türünde eserlerdir.

*Önemli Eserler:

Ahmet Rasim, “Eşkâl-i Zaman”, “Falaka ve Gecelerim”;  

Halit Ziya Uşaklıgil, “Kırk Yıl”, “Saray ve Ötesi”;  

Hüseyin Cahit Yalçın, “Edebî Hatıralar”;  

Ruşen Eşref Ünaydın, “Atatürk’ü Özleyiş”;  

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, “Gençlik ve Edebiyat Hatıraları”, “Zoraki Diplomat”;  

Yahya Kemal Beyatlı, “Çocukluğum, Gençliğim, Siyasî ve Edebî Hatıralarım”;  

Yusuf Ziya Ortaç, “Portreler” “Bizim Yokuş”;  

Falih Rıfkı Atay; “Çankaya”, “Zeytindağı”;  

Yakup Kadri Karaosmanoğlu.” Zoraki Diplomat”;  

Halide Edip Adıvar, “Türk’ün Ateşle İmtihanı”, “Mor Salkımlı Ev”

Abdülhak Şinasi Hisar “Boğaziçi Yalıları” “Geçmiş Zaman Köşkleri”

>Anı İle Günlüğün Benzer Ve Farklı Yanları:
*Anı da günlük gibi bir kişinin başından geçen gerçek yaşantılardan kaynaklanan yazı türüdür.
*Günlük yaşanırken, anı ise yaşandıktan sonra yazılır.  
*Anılar, yazarların yaşlılık çağlarında yazdıkları ve yaşamları boyunca karşılaştıkları olayları nesnel bir şekilde ortaya koyan yazılardır. Günlükler de ise daha öznel, derin, içten ve ruhun derinliklerinden kopup gelen anlık duygu ve düşünceler hâkimdir.
*Anı yazılarının anlatım açısından kurgusal niteliklere sahip olduğunu da söyleyebiliriz. Günlükler ise kurgudan uzak yoğun düşüncelerin toplamıdır.

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön