NEV YUNANİLİK - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

NEV YUNANİLİK

EDEBİYAT > BATI ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATI(MODERN DÖNEM) > MİLLİ EDEBİYAT

NEV YUNANİLİK (Havza Edebiyatı):

*Nev-Yunanilik, Türk edebiyatını temelinden batılılaştırmak amacıyla, "Eski Yunan edebiyatını örnek almak"tır.
*Yahya Kemal ve Yakup Kadri, benimsedikleri bu eğilime Eski Akdeniz uygarlığıyla ilgili olduğu için Havza Edebiyatı ya da Nev-Yunanilik adını vermişlerdir.
*Yahya Kemâl’in Paris’ten yurda döndüğü yıl (1912), Fecr-i Âti’nin dağılmaya yüz tuttuğu yıldır.
*Kendisini Fecr-i Âtî / Nesl-i Âtî tartışmalarının içinde bulur.
*Yeni Türk şiirinin nasıl olması gerektiği konusunda daha Paris’te bulunduğu yıllardan itibaren bir arayış içinde olan Yahya Kemâl’in bu tartışmalara asla karışmadığını görürüz.
*O, yeni Türk şiirinin, “geleneğin içinde aranması gerektiğini” düşünüyor ve bunu nasıl yapabileceğini araştırıyordu.
*Nev-Yunânîlik işte böyle bir ortamın ve kafa karışıklığının sonucu doğmuştur.
*Fransa’ya, Servet-i Fünûn şiirinin bir hayranı olarak giden Yahya Kemâl’in bu kanaati kısa sürede değişmiş; zevkçe ve ruhça Servet-i Fünûn’dan ayrılmıştır.
*Yeni bir arayışa girer.
*Amacı, Türk şiirini geleneğin değişmeyen ruhu ile buluşturup, millî ve tarihî bir zemîne oturtmak, tamamıyla millî bir söyleyişe kavuşturabilmektir.
*Ona göre, bir sanatçı, ait olduğu medeniyetin geleneğini temsil etmediği sürece millî olması mümkün değildir.
*Pek çok şair arsından Josè Maria de Hèrèdia’nın şiirinden etkilenir.
*Yahya Kemal:
Heredia’yı severken, eski Yunan ve Lâtin şiirinin zevkini almıştım. Öteden beri aradığım yeni Türkçe’nin yanına yaklaştığımın bu münâsebetle farkına vardım. Söylediğimiz Türkçe, eski Yunan ve Lâtin şiirindeki beyaz lisan gibi bir şeydi.”, diyerek; aradığı Türkçe’yi, Heredia sayesinde, eski Lâtin ve Yunan şiirinin yanı başında bulur.
*Asıl Türkçe ona Sophokles’in Yunancası ve Tacite’in Lâtincesi gibi saf görünmeye başlar.
*Yahya Kemâl, Paris’ten İstanbul’a, bu düşüncelerle döner.
*Yahya Kemâl’in bu yeni görüşleri o dönemin gençlerini etkilemeye başlar.
*Bu yeni şiir yolu için Eski Yunan medeniyetini, klasik temellerden biri olarak seçer.
*Bu temelin seçilmesinde, Anadolu’da yaşayan Türklerin Akdeniz havzası medeniyetinden olduklarını ispat etmek düşüncesi de yatmaktadır.
*Nev-Yunanilik ile birlikte Türk şiirini ve Türk zevkini Arap Acem etkisinden koparıp doğrudan doğruya Yunan ve Latin kültür-edebiyatına bağlar.

*Yahya Kemâl, Nev-Yunânîlik hareketini nasıl başlattıklarını şöyle anlatır:
...Gerek şiiri ve gerek nesri, bir türlü anlamakta Yakub Kadri ile anlaşmış, yaşlı ve genç bazı arkadaşlara görüşlerimizi anlatmaya koyulmuş ve kendimize göre yeni bir çığır açmağa heveslenmiştik. O vakit Nev-Yunânîler ve Nev-Yunâlîlik tavsifleri ortada bir müddet dolaşmış, bazen iyi, bazen kötü telâkkîlere sebep olmuştu. En iyi telâkkîlerden tâ Lâtinlere ve Yunânîlere kadar Avrupa zevklerine nüfûz etmekte, nadir görülen bir kudreti olan Yakub Kadri, bu anlaşmamızın daha ziyade nesir tarafını kolluyordu ve aynı zamanda Yunan ve Lâtin çeşnisinde belirmiş Türkçe satırların numûnelerini ortaya koyuyordu… Ben, o vakit, bu anlaşmamızın, daha ziyade şiir tarafı ile uğraşıyordum.” (BEYATLI,1984)

*Bu sözler, yeni edebiyatın o güne kadar kendisine örnek aldığı Fransız edebiyatından kurtulup, onların da kaynağı olan eski Roma ve eski Atina’ya yöneldiğini gösteren ilk ifadeler olması açısından çok önemlidir.
*Kadroyu genişletme çabaları sonuçsuz kalır.
*Bu düşünce ile kaleme aldıkları yazılar “Peyam”da yayımlanır.
*Yahya Kemâl, Süleyman Sadi müstearıyla, “Çamar Altında Musâhabe” başlığı altında yazar.
*Yahya Kemâl’in NevYunânîlik anlayışıyla yazdığı üç de şiiri vardır:
Sicilya Kızları, Bergama Heykeltraşları ve bitmemiş şiirlerden Biblos Kadınları...
*Millî edebiyatın etkili olmaya başladığı bir dönemde ileri sürülen bu görüşler, millî edebiyatın önde gelen isimleri tarafından eleştirilmiştir.
*Yahya Kemâl’in bir müddet sonra terk ettiği bu anlayışın, “öz şiir, rythme ve derûni âhenk” gibi yeni kavramları şiirimize kazandırması yanında bir faydası da onu klâsik şiirin mükemmeliyetçiliğine yöneltmek olmuştur.
*Nev-Yunânîliğin nesir tarafını üstlenen Yakub Kadri, Peyam-ı Edebî’deki yazılarının dışında, “Siyah Saçlı Yabancı ile Berrak Gözlü Genç Kızın Sözleri” adlı nesir yazısıyla, hatta daha sonra kısmen Okun Ucundan ve Erenlerin Bağından kitaplarıyla Nev-Yunânîlik idealini biraz daha gerilere Kitab-ı Mukaddes hikâyelerine bağlayarak havza kültürü fikrini devam ettirmiştir.
*Bu geçici hevesi bir müddet sonra terkederek Millî Edebiyat saflarındaki yerini almıştır.
*Bu akımın daha sonra, Salih Zeki Aktay’ın şiirlerinde, kısmen de olsa Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın hikâyelerinde, Sebahattin Eyüboğlu, Azra Erhat ve Melih Cevdet’in anlayışlarında devam ettiği söylenebilir.
*Nev Yunanilik, dönemini etkileyen bir gelişme göstermemiştir.

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön