TARİH - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

TARİH

EDEBİYAT > İSLÂMİ DÖNEM (DİN DÖNEMİ) > DİVAN EDEBİYATI / NESİR

TARİH:

*Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyetleri, kendi iç sorunlarını inceleyen bilim dalına “tarih”, tarih incelemeleri sonucunda yazılan metinlere de “tarihî metin” denir.
*Geçmiş dönemlerde meydana gelen olayları, savaşları o dönemin şartlarını göz önünde bulundurarak, sebep ve sonuçlarıyla anlatan nesir türüdür.
*Osmanlıda tarih yazarına müverrih denir.
*Bu tür metinlerde geçmişteki olaylar ve gelişmeler gerçekçi bir üslup ve sade bir dille aktarılır.
*Bu tür metinler, okuyuculara geçmişteki olayları, gelişmeleri doğru şekilde tanıtmak için kaleme alınır.
*Tarihî metinlerde asıl amaç, geçmişteki olayları ve gelişmeleri belgeler ışığında aktarmaktır.
*Okuyucular bu tür metinlerde tarihî bir olayı, gelişmeyi, kişiyi öğrenme fırsatı bulur.
*Söz sanatlarına, mecazlara, imgelere yer verilmez.
*Dilin göndergesel işlevi öne çıkar.
*Osmanlı Devleti’nin resmi tarihi “Vakayiname” adıyla yazılmıştır.
*Vakayiname yazarlarına “Vakanüvis” adı verilirdi.
*Osmanlı tarihçiliğinin önemli bir bölümünü, her türlü olayı günü gününe kaydetmekle görevli “vakanüvis” denen kâtiplerin yazdıkları eserler oluşturmaktadır.
*Vakanüvisler bir yıllık olayları ayrı bölümler halinde kitabında toplardı.
*Kendisine “devlet sırrı” niteliğindekiler dışında, bütün belgeler verilir, görevini gereği gibi yapabilmesi için bütün kolaylıklar sağlanırdı.
*Genellikle sanıldığının aksine, Osmanlı tarihçileri ve vakanüvisleri, padişah ve devlet büyüklerine övgü düzen meddahlar değildir.
*Biraz ihtiyatla yazan Vakanüvis Naimâ ile ailece saray çevresine çok yakın olan Hoca Sadeddin’in dışındakiler, düşündüklerini yazmış, gerektikçe devlet büyüklerini, hatta padişahı bile eleştirmekten çekinmemişlerdir.
*İlk vakanüvis Mustafa Naimâ (ö.1715) ile son vakanüvis Abdurrahman Şeref arasındaki görevlilerin en ünlüleri Râşid, Çelebizade Asım, Subhî, Vâsıf, Mütercim Asım, Şanizade Ataullah, Mehmed Naima ve İbrahim Peçevi’dir.



YÜZYILLARA GÖRE TARİH YAZIMI:
*14. yüzyılda gerçek anlamıyla sırf tarihî kaynaklara bağlı bir eserden bahsetmek, bugün için mümkün değildir.
*Bu yüzyılda tarihle dolaylı yoldan ilişkilendirilebilecek; ancak gerçek anlamıyla tarihî bir kaynak veya belge olmayan dinî-destânî-menkıbevî ürünler verilmiştir. (Battalnâme, Dânişmendnâme)
*14. yüzyılda Ahmedî’nin en ünlü eseri olan İskendernâme’nin bölümlerinden biri olan “Dâstân-ı Tevârîh-i Âl-i Osmân”, bugüne kadar bilinen ilk Osmanlı tarihidir. Şüphesiz bu eser de sağlam tarihî bilgilere dayanmamaktadır.
*14. yüzyılda doğrudan tarihî bir kaynak olmasa da Mevlevîlik ve Mevlevî büyükleri hakkında birtakım bilgiler içerdiğinden zikredilmesinde yarar olan bir eser de Eflâkî tarafından kaleme alınan Menâkıbu’l-‘ârifîn adlı eserdir.
*15. yüzyılda, özellikle Fatih dönemiyle birlikte Osmanlı Devletinin yalnızca savaş meydanlarında değil sanat, edebiyat, tarih, dinî ve fennî bilimler, mimarî gibi alanlarda da kalıcı başarılara yönelmesi, tarih yazıcılığını da olumlu etkilemiştir.
Kutbnâme (Firdevsî-i Rûmî): 3.500 beyitlik eser, Venediklilerin Midilli’ye saldırılarını anlatır.
Gazâvâtnâme (Sûzî Çelebi): 15.000 beyit civarında olduğu belirtilen eser, Mihaloğlu Ali Beyin Rumeli’deki mücadelelerini canlı bir anlatımla tasvir etmektedir.   
Gazâvât-ı Sultân Murâd (Gelibolulu Za‘îfî): 2.566 beyitlik eserde İkinci Murâd’ın seferleri ve yaptığı savaşlar, oldukça sade bir dille anlatılmaktadır.   
Fetihnâme-i Sultan Mehmed (Kıvâmî): İkinci Bâyezîd tarafından ısmarlanmış bu eser, mensur bölümleri olmakla birlikte şiir ağırlıklıdır. Fatih devrine ait tarihî olayları anlatır; ancak bu olayların tarihlerini vermez. Son üç bölümünde İkinci Bâyezîd dönemi olayları vardır.   
Feth-i İnebahtı ve Moton (Sinoplu Safâyî): 10.000 beyitlik eserde İkinci Bâyezîd döneminde Kemal Reis tarafından gerçekleştirilen İnebahtı ile Moton’un fethi anlatılmaktadır.   
Gazâvâtnâme (Sinoplu Safâyî): 1.000 beyitlik eserde, Kemal Reis’in gazaları anlatılmaktadır.   
Gazânâme-i Rûm (Kâşifî): 1.139 beyitlik Farsça eserde İkinci Murad’ın tahtı Fatih’e bırakması, Arnavutluk’un fethi, İkinci Kosova Savaşı ve Fatih’in düğünü gibi dönemin olayları anlatılmaktadır.   
Vekâyi‘nâme-i Bihiştî (=Târîh-i Sultân Cem) [Bihiştî Sinan Çelebi]: Eser, Sultan İkinci Bâyezîd ile kardeşi Şehzâde Cem arasında taht mücadelesi şeklinde gelişen olayları anlatmaktadır.   
Sultân İkinci Murâd’ın Fütûhâtına Dair Mesnevî (Seyfî): Eserin herhangi bir nüshası henüz gün ışığına çıkarılamamıştır.   
*15.yüzyılda Yahşi Fakih’le başlayan Osmanlı tarih yazıcılığı geleneği, 16.yüzyılda büyük bir ivme kazanmıştır.
*Özellikle İkinci Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanûnî Sultan Süleyman gibi büyük hükümdarların himayeleri altında tarih yazıcılığı parlak bir devre yaşamıştır.
*Bu yüzyıl, türün hacimli ve güzel örneklerinin görüldüğü bir yüzyıl olmuştur.  
*16.yüzyılda Tevârih-i Âli Osman yazmak moda haline gelmiş, yalnız tarihçiler değil, diğer meslek gruplarından olanlar bile Osmanlı tarihi kaleme almışlardır.
*Bu yüzyılda, bazı devlet adamları dahi modaya uyarak birer Osmanlı tarihi yazmıştır.
*İran tarihçiliğinin etkisi ile ortaya çıkmış olan Şehnâmecilik 16.yüzyılda yaygınlık kazanmıştır.
*16.yüzyıl tarih yazıcılığı içinde biyografi eserleri, fetihnâmeler, gazânâme ve gazavatnâmeler de önemli bir yer tutmaktadır.
*Bu yüzyılda birçok büyük tarihçi yetişmiştir. Bunların içinde Kemalpaşazâde önemli bir yere sahiptir. Tevârih-i Âli Osman’ı, Osmanlı’nın kuruluşundan başlayıp 1533 yılına kadar geçmiş olayları anlatır. Bu eser, ilk büyük Osmanlı tarihi kabul edilir.
*Osmanlı tarihçiliğinin zirve isimlerinden Hoca Sadeddin Efendi, Tâcü’t-Tevârih isimli eserini 16.yüzyılda kaleme almıştır.
*16.yüzyılın büyük öneme sahip tarihçilerinden biri de Gelibolulu Mustafa Âli’dir. Künhü’l-Ahbar isimli genel bir tarih kitabı yazan Mustafa Âli, yüzyılın ilginç isimlerindendir.
*Bu yüzyılın tarih yazıcılığı alanında son büyük temsilcisi de Selanikî Mustafa Efendi’dir. Selanikî Tarihi ismiyle bilinen eseri yazmıştır.
*16. yüzyılın diğer tarihçilerinden bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Ruhî Çelebî, Lutfî Paşa, Celâlzade Mustafa Çelebi, Küçük Nişancı Mehmed Paşa, Mehmed Zaim, Şemsi Ahmed Paşa, Muslihiddin El-Lârî.
*17. yüzyıl, tarih yazıcılığı bakımından oldukça başarılı örneklerin verildiği bir yüzyıldır.
*17.  yüzyıl tarih yazıcılığının en önemli isimleri şüphesiz İbrahîm Peçevî, Nâimâ ve Kâtip Çelebi’dir.
*İbrahîm Peçevî, Târîh-i Peçevî’sinde 1520-1639 yılları arasındaki tarihî olayları eserinde kaleme almıştır.
*Bu yüzyılın bir diğer önemli tarihçisi Nâimâ, Ravzatü’l-hüseyn fî Hulâsât Ahbâr el-Hafîkayn (Doğu ve Batının Haberlerinin Özeti Hakkında Hüseyn'in Bahçesi) veya yaygın adı ile Nâimâ Tarihi’nde 1591-1659 yıllları arasındaki tarihî olayları konu etmiştir.
*Kâtip Çelebi’nin tarih alanındaki eserlerinden bazıları, Arapça Fezleke, Türkçe Fezleke, Tuhfet’ül-kibâr fi esfâri’l-bihâr, Takvîmü't-Tevârih ve Tarîh-i Frengi tercümesi, Tarîh-i Kostantaniyye ve Keyasire (Revnaku’s-saltana)’dir.
*Peçevî, Nâimâ ve Kâtip Çelebi’den başka 17. yüzyılın diğer önemli tarihçileri ve eserleri şunlardır:
Hasan Beyzâde Ahmed / Târîh-i Âl-i Osmân
Solakzâde Mehmed Hemdemî / Solak-zâde Tarihi
Abdî / Abdî Tarihi
Silahdar Fındıklılı Mehmed Ağa / Silahdar Tarihi
Edirneli Abdurrahman Hıbrî / Defter-i Ahbâr
Kaf-zâde Fâizî / Hasenât-ı Hasen
Şeyhülislâm Mehmed Efendi / İntihâcü’t-tevârih
Karaçelebi-zâde Abdülaziz Efendi / Ravzatü’l-Ebrâr ve Târîh-i Feth-i Revân ve Bağdâd.
*18. yüzyıl tarih yazıcılığında, Divân-ı Hümâyûn’da bulunan vakanüvislik kaleminin önemi büyüktür.
*Vakanüvis, devletçe görevlendirilen tarih yazarıdır.
*Vakanüvislik ise, Osmanlı Devleti’nin resmî tarih yazıcılığı olarak tanımlanabilir.
*Bu gelenek, Osmanlıların tarihi yazıya geçirmekteki özenini de göstermektedir.
*Vakanüvislik, Kanunî Sultan Süleyman döneminde resmi bir kurum halini almıştır.
*Osmanlı tarihine ait bilgilerin en önemli bölümü vakanüvisler aracılığıyla günümüze ulaşmıştır.
*İlk vakanüvis, Mustafa Nâimâ’dır. Mustafa Nâimâ, 1699-1703 yılları arasında vakanüvislik yapmıştır.
*Nâimâ, kaleme aldığı Nâimâ Tarihi’nde 1591-1659 yıllları arasındaki tarihî olayları konu etmiştir. Eserde devlet adamları, şeyhler ve âlimlerin biyografileri de verilmiştir.
*Nâimâ’dan sonra bu göreve atanan ikinci isim Masrafzâde Mustafa Şefîk’tir.
*Masrafzâde Mustafa Şefîk, Şefîknâme adlı eserinde, 1703-1713 yıllarında sürdürdüğü vakanüvislik görevindeyken vuku bulan tarihî olayları kaleme almıştır.
*Masrafzâde Mustafa Şefîk’ten sonra 1714-1721 yılları arasında sarayda vakanüvislik yapan Mehmed Râşid, Nâimâ tarihinin devamı niteliğinde olan Târîh-i Raşid’inde 1660 ile 1721 yıllarına kadar olan zaman içinde meydana gelen olayları anlatmıştır.
*Râşid’den sonra vakanüvislik yapan Küçük Çelebizâde İsmail Âsım’ın Âsım Târîh’inde 1722-1730 yılları arasında meydana gelen tarihî olaylar kaydedilmiştir.
*18. yüzyılın önemli edebî şahsiyetlerinden Arpaeminizâde Mustafa Sâmî, Hüseyin Şâkir, Mehmed Subhî Âsım’dan sonra 1730-1744 yılları arsında vakanüvislik görevini sürdürmüşlerdir. Eserleri, Târîh-i Sâmî, Şâkir ve Subhî adıyla basılmıştır.
*1744-752 yılları arasında vakanüvislik yapan Süleyman İzzî, Târîh-i İzzî’yi, 1752-1766 yılları arasında bu görevi sürdüren Mehmed Hâkim, Hâkim Tarihi’ni kaleme almıştır.
*1766 yılında bu makama getirilen Çeşmizâde Mustafa Reşid, 1768’e kadar vakanüvislik görevini sürdürmüş, bu dönem tarihî olaylarını Çeşmizâde Târîh’inde anlatmıştır.
*Çeşmizâde Mustafa Reşid’den sonra, 1768’de görevi Musazâde Mehmed Abdullah devralmıştır.
*İki yıl bu görevde kalan Çeşmizâde Mustafa Reşid’den sonra ise, Sadullah Enverî 1770-1792 yılları arasında vuku bulan tarihî olayları Târîh-i Enverî adlı eserinde yazmıştır.
 
 
İçeriğe dön | Ana menüye dön