TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASI - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASI

EDEBİYAT > TARİH İÇİNDE TÜRK EDEBİYATI


TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER:
*Dünyada başka milletlerin edebiyatlarında da, ana çizgi değişmemekle beraber, farklı edebi dönemler yaşandığı görülmektedir. Fakat bunların pek azı bizim edebiyatımız kadar çeşitlilik arz etmektedir.
*Tabii ki bunun en önemli sebebi Türk boylarının dünya üzerinde çeşitli coğrafi bölgelere dağılarak ayrı topluluklar halinde ve ayrı devletler kurarak yaşamalarıdır.
*Bu durum, birtakım kültürel farklılıkları, farklı lehçe ve şivelerin oluşumunu, farklı medeniyetlerden etkilenmeyi ve farklı edebiyatlara sahip olmayı beraberinde getirmiştir.


TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDA;
*Dil anlayışı,
*Dil Coğrafyası,
*Kültürel farklılaşma,
*Dini hayat,  
*Sanat anlayışı etkili olmuştur.


*DİL ANLAYIŞI:
*Dildeki değişiklikler dönemlere ayrılmada belirleyici niteliktedir.
*En eski dilimiz Orta Asya’ya özgü nitelikteydi; İslam’ın kabulüyle dil anlayışımız da değişmiş, dilimizdeki Arapça ve Farsça kelimeler artmıştır.
*Batının etkisi ve inkılaplarla dilimiz, günümüzdeki haline ulaşmıştır.


*DİL COĞRAFYASI:
*Yaşamın sürdürüldüğü yerleşim alanları dilleri etkiler.
*Türklerin farklı coğrafyalarda farklı devletler kurmaları, dilde de farklılaşmalara yol açmıştır.


LEHÇE:
*Bir dilin, tarihî gelişim sürecinde, bilinen dönemlerden önce o dilden ayrılmış ve farklı biçimde gelişmiş kollarına lehçe denir.
*Başka deyişle lehçe, bir dilin çok uzun zaman önce, yazılı metinlerle izlenemeyen karanlık dönemlerinde kendisinden ayrılan ve ayrıldığı dilden hem ses hem biçim olarak ayrılıklar içeren koludur.
*Türk dilinden bilinmeyen bir dönemde ayrılan Yakutça ve Çuvaşça, Türkçenin iki ayrı lehçesidir.
*Lehçeler arasındaki ses, şekil ve kelime farklılıkları anlaşmayı güçleştirecek kadar derindir. *Bu durum daha çok tarihî, siyasi ve coğrafi nedenlerden kaynaklanır.

Örnek:
En ubayın hanna üöreneriy? (Senin ağabeyin nerede okuyor?) (Yakut lehçesi)


ŞİVE:
*Bir dilden ayrılmış ve zaman içinde ayrı dil olarak kullanılmaya başlanmış ama birbirinden çok uzaklaşmamış kollarına şive denir.
*Bir dilin, yazılı kaynaklarla izlenebilen tarihî gelişimi içinde ayrılmış kollarıdır.
*Şiveler; bir milletin tarihî, siyasi, sosyal ve kültürel nedenlerle farklı yurt coğrafyalarına dağılmasıyla ortaya çıkar.
*Ayrılıklar, lehçede olduğu kadar keskin değildir. Değişiklik yapıda değildir.
*Şiveler arasındaki ses, şekil ve kelime farklılıkları, anlaşmayı engelleyecek kadar derin değildir.
*Türkiye Türkçesinde “Yeni yılınız kutlu olsun.” denirken, Özbekçe şivesinde “Yangi yilingiz kutli bolsin.” denir.
*Türkmence, Kırgızca, Azerice vb. Türkçenin şiveleridir.

Örnek:
Neçe yaşın var? (Kaç yaşındasın?) (Azeri şivesi)


AĞIZ:
*Bir ülke içinde aynı dilin farklı konuşma şekillerine ağız denir.
*Ağız, yörelere göre söyleyiş farklılıklarıdır. Bu farklılıklar yalnızca söyleyişte görülür, yazılışta görülmez; yazılış aynıdır.
*Türkiye Türkçesinin konuşulduğu Anadolu’da “Karadeniz Ağzı, Konya ağzı, Sivas ağzı, Denizli ağzı” gibi ağızlar vardır.

Örnek:
Beni bak gıı, n’apıp durun? (Bana bak kız, ne yapıyorsun?) (Ege ağzı)


*KÜLTÜREL FARKLILAŞMA:
*Kültür, bir milletin dil, din, duygu, düşünce ve yaşayış tarzındaki bütünlüktür.
*Bunlarda başlayan değişme, kültürel farklılaşmayı ortaya çıkarır.
*Türkler, İslamiyet öncesinde atlı-göçebe hayat tarzını sürdürmekteydiler.
*Bu hayat tarzı, yerleşik hayata geçişle birlikte terk edilirken, 'bozkır kültürü' olarak adlandırdığımız bu kültür de yavaş yavaş terkedilmiştir.
*İslamiyet’i kabul eden Türkler, bu dini inancın kabullerine ters düşmeyen bazı geleneklerini de sürdürmüşlerdir.
*Uzun bir dönemde değişime uğramayan Türk-İslam kültürü, etkisini edebi alanda da göstermiştir, İslamiyet’in kabulünden Tanzimat dönemine kadarki Türk edebiyatında dini muhteva her zaman ağırlıklı olmuştur.
*Tanzimat döneminde ise, edebi eserlerin şeklinde ve muhtevasında büyük değişmeler olmuştur.
*Gerek Tanzimat Fermanında (1839), gerekse onun tamamlayıcısı niteliğindeki Islahat Fermanı'nda (1856) ifade edilen siyasi, askeri, ekonomik ve diğer alanlardaki değişiklikler doğrudan Batı medeniyeti esas alınarak düzenlenmiştir.


*DİNİ HAYAT:
*Dinler getirdikleri değer yargıları ile insanların ve toplumların düşünce yapılarını, davranışlarını, hayat tarzlarını etkiler ve değiştirir.
*İslamiyet’in kabul edilmesinden önce Türklerin birkaç defa din değiştirdiğini biliyoruz.
*Önce büyü ve sihre dayalı Şamanizm inancına mensup olan bazı Türk boyları daha sonra Mani ve Buda dinlerine girmişlerdir.
*Şüphesiz bu değişiklik edebi eserler Üzerinde de tesirini gösterecektir.
*Edebiyatımızda asıl köklü değişiklik, 10. yüzyıldan itibaren İslamiyet’in kabul edilmesiyle kendini göstermiştir.


*SANAT ANLAYIŞI:
*Birey ve toplum, kendisini sanat eserleriyle ifade eder.
*Divan edebiyatında sanat anlayışı, süslü ve sanatlı bir yapıya sahipti.
*“Sanat sanat içindir.” anlayışı benimsenmişti.
*Halk edebiyatında ise yalın bir söyleyiş tercih ediliyordu.
*Tanzimat’ın ilk döneminde “Sanat, toplum içindir.” anlayışı öne çıkmıştır.
*İkinci dönemde bu anlayış terk edilmiştir.
*Cumhuriyet Döneminde “Memleketçi, Anadolucu” gibi anlayışlar gelişmiştir.

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön