YAHYA KEMAL BEYATLI - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

YAHYA KEMAL BEYATLI

SANATÇILAR > SANATÇILAR

YAHYA KEMAL BEYATLI: (1884-1958)

*Türk Edebiyatı şair ve yazarı, öğretmen, milletvekili, düşünür, siyasetçi, diplomat.
*İstanbul şairi.
*Milli Edebiyat akımını desteklese de bağımsız bir sanatçı olarak kalmıştır.
* “Nev-Yunanilik” isimli bir oluşuma ön ayak olmuştur.

*1884’te Üsküp’te doğmuştur.
*Asıl adı Ahmed Âgâh’tır.
*Esrar, Agah Kemal, Süleyman Sadi gibi takma adlar kullanmıştır.
*Yahya Kemal, eğitimine Üsküp’te başlayıp Selanik’te devam eder.
*Ailevi sebeplerden dolayı idâdîyi tamamlamak üzere İstanbul’a gönderilir. (1902).
*Burada devrin siyasî akımlarına kapılıp neslinin birçok genci gibi Paris’e kaçmıştır. (1903)
*Jön Türklere katılır.
*Eğitimine Fransa’da devam eder.
*Burada siyasî ve edebî çevrelere girmiş; devrin bir kısım yazar ve politikacılarını tanımıştır.
*Fırsat buldukça Fransa’nın ve diğer Avrupa ülkelerinin birçok şehrini gezer.
*Herhangi bir diploma sahibi olmadan, fakat zengin bir sanat ve tarih kültürüyle İstanbul’a dönmüştür. (1913)
*Çeşitli okullarda, tarih, medeniyet tarihi, Garp edebiyatı ve Türk edebiyatı dersleri vermiştir.
*Ziya Gökalp, Tevfik Fikret, Yakup Kadri gibi şahsiyetlerle tanışmıştır.
*1910’dan beri yazmakta olduğu şiirlerini ilk defa 1918 yılında “Yeni Mecmua” adlı dergide yayınlamış; Türk edebiyatının baş aktörleri arasında yer almıştır.
*Mondros Mütarekesi’nin ardından “Dergâh” dergisinin kuruluşunda yer almıştır.
*Ankara’ya giden Yahya Kemal, “Hâkimiyet-i Milliye” gazetesinde başyazarlık yapar.
*Yazılarıyla Milli Mücadele'yi desteklemiştir.
*Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne II. dönem Urfa mebusu olarak girer. (1923-1927)
*Sonrasında, Varşova, Madrid ve Lizbon’da orta elçi sıfatıyla çalışır.
*1933’te memlekete dönüp Yozgat mebusu olarak yeniden Büyük Millet Meclisi’ne girmiştir.
*Tekirdağ ve İstanbul mebusluğu da yapar.
*Yeni kurulmuş olan Pakistan Devleti nezdinde ilk büyükelçimiz olur. (1947)
*1949’da emekliye ayrılarak yurda dönmüştür.
*Ömrünün son 19 yılını İstanbul’da Park Otel’in 165 numaralı odasında geçirmiştir.
*Sık sık sağlığı bozulan Yahya Kemal, son aylarında yattığı Cerrahpaşa Hastahanesi’nde Kasım 1958’de ölmüştür. Mezarı Rumelihisarı Kabristanı’ndadır.

*Yahya Kemal’in yetişmesinde, Üsküp’ün ve annesinin rolü büyüktür.
*Edebiyata ve şiire ilgisi Üsküp İdâdîsi’nde başlamıştır.
*Bu yıllarda Recâizâde Ekrem’i, Abdülhak Hâmid’i, Muallim Nâci’yi ve Ziyâ Paşa’yı okuduğu gibi eski divanları da elinden düşürmez.
* “Esrar” mahlasıyla şiirler yazar.
*İdâdî tahsili için geldiği İstanbul’da Servet-i Fünûn’un genç şairlerini ve Cenab Şahabeddin’i tanımıştır.
*İrtika ve Ma‘lûmat dergilerinde “Âgâh Kemal” imzasıyla şiirleri çıkar.
*Çeşitli edebiyat ve mûsiki meclislerine de devam eder.

*Yahya Kemal’in sanat, edebiyat ve tarih görüşlerinin oluşumunda Paris’te geçirdiği yılların etkisi büyüktür.
*Burada, Fransız romantiklerini, realist romancıları, sembolist ve parnasyen şairleri takip etmiştir.
*Devrin meşhur tarihçilerinin yazılarını ve derslerini takip eder.
*Edebiyatta da tarih anlayışında da yeni anlayışlar edinir.
*Servet-i Fünûn şiirinden uzaklaşır.
*Yeni bir şiir dili kurmayı amaçlamıştır.
*Divan şiirini ihya etmeyi, ondan pürüzsüz, saf mısralar elde etmeyi planlamıştır.
*Yahya Kemal, Ziya Gökalp’in ırkî değerlere dayanan görüşü yerine “millî tarih” kavramını Anadolu toprakları üzerinde başlatmıştır.
*Türkler’in Anadolu’ya geldikten sonra ortaya koydukları yeni medeniyet ve bu medeniyeti meydana getiren unsurlar üzerinde durmuştur.
*Yahya Kemal, bu anlayışa uygun şiirlerini Türkiye’ye döndükten sonra ortaya koymaya başlamıştır.
*Peyâm-ı Edebî, İleri, Tevhîd-i Efkâr, Pâyitaht ve Yarın gibi gazetelerde, tarih ve edebiyata dair görüşlerini makaleler halinde yayımlamıştır.
*Anadolu’da başlayan Millî Mücadele hareketlerini aynı gazetelerde ve Dergâh mecmuasında çıkan yazılarıyla desteklemiştir.

*Yahya Kemal, saf (öz) şiir anlayışının kurucularındandır.
* “Neo-klasik” bir şair olarak görülür.
*O bir “sentez” şairidir.
*Kimi şiirleri klasik, kimileri romantik, bazısı sembolist, pek çoğu parnasyen olarak kabul edilir.
*Daha çok lirik şiirleriyle tanınmıştır. Epik şiirler de yazmıştır.
*Geçmiş değerlere bağlı, gözü Batı’da; klasik fakat klişe olmayan şiirler kaleme almıştır.
*Yahya Kemal’in şiir görüşü dil mükemmeliyeti ve mûsikiye dayanır.
*Şiiri, “musikiden başka türlü bir musiki” olarak tanımlamıştır.
*En uygun sözcüğü bulana kadar bir şiiri bitmiş olarak kabul etmez.
*Sözcüklerin yerli yerinde kullanılmasına özen göstermiştir.
*Şiir ile düz yazının tamamen birbirinden farklı olduğunu düşünmüş ve bu yüzden nazmı nesirden uzaklaştırmıştır.
*Klasik şiirimizin temel özelliklerine bağlı kalarak, kendine özgü bir şiir oluşturmuştur.
*Divan şiirini çağdaş bir yorumla veren şiirleri vardır.
*Eski şiiri tekrar yaşatmış bir şairdir.
*Divan edebiyatını biçimsel bağlamda kullanmıştır.
*Şarkı, rubai, murabba ve gazel gibi nazım biçimlerinin yanında Batılı nazım biçimlerini de kullanmıştır.
*Dili, zaman zaman sadeleşir, zaman zaman ağırlaşır.
*Yahya Kemal, Türkçeyi aruza başarıyla uygulamış ve “Ok” şiiri dışındaki tüm şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır.

*Türk şiirinin neo-klasizminin örnekleri kabul edilen eski tarz şiirlerinde Yahya Kemal, eskinin yaşama zevki ile rindlik felsefesini dile getirmek istemiştir.
*Eserlerinde temel fikir, “Türk milletini oluşturan kıymetlerin, bin yıllık bir zamanda, vatan toprağında, kan, ter ve gözyaşı ile yoğrulmasından doğuşu”dur.
*Kadın ve aşk temasının ağırlıkta olduğu şiirlerinde bile, millî sanatımız ve diğer millî değerlerimiz, bu temalarla iç içe görünür.
*İşlediği başlıca konu ve temalar: İstanbul, Osmanlı Devleti’nin tarihi ve medeniyeti, yurt sevgisi, aşk, tabiat, kahramanlık, ölüm, sonsuzluk.
*Şiirlerinde Osmanlıya olan hayranlığını yansıtmıştır.

*Ondaki İslâmî duyguların kaynağı, Üsküp hâtıraları ve annesi Nakıye Hanım’dır.
*Yahya Kemal, Üsküp’ün uhrevî âleminde; Yûnus ilâhilerinin, Muhammediyelerin okunduğu bir evde Müslüman dünyasının lezzetini alır.
*Fakat sonradan yaşadıkları ve okuduklarıyla Doğulu’nun ahlâkından nefret eder.
*İstanbul’dayken dine karşı şiddetli bir tepki duymuştur.
*II. Meşrutiyet’in ilânından sonra geldiği İstanbul’da, hasta reçetesi gibi sunulan ideolojilerle karşılaşır.
*Bir müddet Yakup Kadri ile beraber “Nev-Yunânîlik” fantezisine kapılır.
*Ona göre, Akdeniz havzası içinde bir Greko-Romen medeniyeti, ortak kültürümüzün kaynağını teşkil edebilirdi.
*Bu düşünce, Balkan ve I. Dünya savaşlarının acı gerçeğiyle sona ermiştir.
*Şair, birçok millî değer gibi dinî duyguları da yeniden kazanır.
*Sanatta ve edebiyatta, millî ve manevî değerlere bağlı kalmıştır.
*Eserlerini hayattayken kitap halinde bastırmadığı için muhalif kesim tarafından “esersiz şair” olarak nitelendirilmiştir.
*Şiirlerinin birçoğu ünlü bestekârlar tarafından bestelenmiştir.
*Türk kültür tarihinde geniş bir yankı uyandıran "mektepten memlekete dönmek" çağrısının sahibidir.


YAHYA KEMAL BEYATLI’NIN ESERLERİ:
Not: Yahya Kemal’in eserlerinin kitap haline gelişi, ölümünden sonra İstanbul’da kurulan Yahya Kemal Enstitüsü tarafından gerçekleştirilmiştir.

Şiir: Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgârıyle, Rubâîler ve Hayyam Rubâîlerini Türkçe Söyleyiş (iki kitap), Bitmemiş Şiirler

Nesir: Azîz İstanbul (İstanbul hakkında yazıları), Eğil Dağlar (Millî Mücadele hakkında yazıları), Edebiyata Dâir, Târih Musâhabeleri, Mektuplar-Makaleler

Hikâye: Siyâsî Hikâyeler

Biyografi: Siyâsî ve Edebî Portreler

Anı: “Çocukluğum, Gençliğim, Siyâsî ve Edebî Hâtıralarım”

Ünlü Şiirleri: Sessiz Gemi, Süleymaniye’de Bayram Sabahı, Akıncılar, Açık Deniz, Mohaç Türküsü, Ok, Kocamustafa Paşa, Bir Başka Tepeden


ÖZET BİLGİ:
*Asıl adı Ahmet Agâh’tır.
*Hiçbir edebi gruba dâhil olmamıştır.
*Geçmiş değerlere bağlı, kendine özgü bir şiir oluşturmuştur.
*Şiirlerinde Osmanlı hayranlığı oldukça açıktır.
*Çağdaş Batı şiiriyle eski Türk şiirinin birleşimini sağlamıştır.
*Neo-klasisizm ve Nev-Yunanilik akımları üzerinde kafa yormuştur.
*Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile birlikte Eski Yunan edebiyatını örnek almayı amaçlayan “Nev Yunanilik” fikrini ortaya atmışlardır.
*Şiirlerinde parnasizm ve sembolizm etkileri görülür.
*Parnasizmin edebiyatımızdaki önemli temsilcilerindendir.
*Şiirlerinde musikiye verdiği önemle sembolistlere yakındır ancak anlam açıklığı yönüyle onlardan ayrılır.
*Fransız şiirini taklit etmemiş, oradan öğrendiklerini kendi şiir anlayışı ile yoğurarak yeni yorumlara ulaşmıştır.
*Fransız şiirine o yıllarda hâkim olan parnasizm mükemmeliyetçiliği, sembolizm musikisi, neo-klasisizmin tarihiliği Yahya Kemal'i öz şiire götürür.
*Saf(öz) şiir anlayışının temsilcilerinden biridir.
*Lirik şiirlerinin yanında epik şiirler de yazmıştır. (Akıncı, Mohaç Türküsü > kahramanlık)
*İşlediği başlıca konu ve temalar: İstanbul, tarih, yurt sevgisi, aşk, tabiat, kahramanlık, ölüm, sonsuzluk.
*Aruz ölçüsünü Türkçeye başarıyla uygulamıştır.
*“Ok” şiiri dışındaki bütün şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır.
*Türk edebiyat tarihi içinde Dört Aruzcular'dan biri olarak kabul edilir.
(Diğerleri Tevfik Fikret, Mehmet Âkif Ersoy ve Ahmet Haşim'dir.)
*Şiirlerinde biçim mükemmelliği ön plandadır.
*"Mısra benim namusumdur." sözü şiirdeki mükemmeliyetçi yaklaşımının yansımasıdır.
*Nazmı nesirden uzaklaştırmıştır.
*Ölçü ve uyağa büyük önem vermiştir.
*En uygun sözcüğü bulana kadar şiiri bitmiş kabul etmez.
*Şiirleri, Divan edebiyatı ile modern şiir arasında köprülük görevi üstlenmiştir.
*Onun eserlerinde malzeme eski, şiir ise yenidir.
*Eski nazım biçimleriyle yeni konuları işlemiştir.
*Şarkı, mesnevi, rubai, murabba ve gazel gibi nazım biçimlerinin yanında Batılı nazım biçimlerini de kullanmıştır.
*Eski tarzdaki şiirlerinde dil biraz ağırdır.
*“Türkçe ağzımda annemin sütüdür.” diyen şair, şiirlerinde Türkçeyi başarıyla kullanmıştır.
*"Beyaz lisan" sözü ile tabii Türkçeyi kasteder.
*İstanbul aşığıdır. “İstanbul şairi” olarak tanınmıştır.
*Şiirlerinde İstanbul; zengin ve fakir semtleri, muhteşem görüntüleri, insanları, tarihi ve sosyal özellikleriyle geniş olarak yer alır.
*Edebiyat dünyasında Tevfik Fikret'le yaptığı kalem kavgası önemli yer tutar.
(Tevfik Fikret'in İstanbul'u anlattığı ve ağır ifadeler kullandığı "Sis" adlı şiirine karşılık Yahya Kemal "Siste Söyleniş" adlı şiirini yazmıştır.)
*Ölümünden sonra şiir ve düz yazıları kitap haline getirilmiştir.

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön