ADEM KASİDESİ - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

ADEM KASİDESİ

ESERLER > A B C Ç D E F

ADEM KASİDESİ:

*Akif Paşa'nın yazmış olduğu şiir.
*Zamanında konu yönünden yenilik olarak kabul edilmiştir.
*Akif Paşanın bu şiirde kullandığı tema daha sonra Hamid ile Recaizade Ekrem ve Servet-i Fünuncular tarafından da işlenmiş, böylelikle Akif Paşa bir yol gösterici olmuştur.
*Eski tasavvuf ve divan geleneğindeki ideal âlem ahirettir. Bu âlem aslında yokluktan ibarettir.
*İnsan ve kâinat yoklukta var olan ve mutlak hakikatin (Allah) sadece evrendeki yansımalarından ibarettir. Bu anlayış hemen hemen tüm divan ve tasavvuf şairlerinde ana felsefe olmuştur. O yüzden bu şairler genellikle sosyal meselelere ilgi duymamışlardır.
*Akif Paşa geleneklere uyarak Adam Kasidesinde varlıktan kurtulma özlemi içindedir. Ancak onun bu özlemi diğer şairler gibi inancından ziyade yaşadığı sosyal ve siyasi hayattan ileri gelmektedir.
*Akif Paşa Osmanlı devletinin topyekûn bir çöküş içinde olduğu dönemde yaşamış, siyasi hayatında da her türlü entrika ve çirkefliklere şahit olmuştur. Bu durum Akif Paşa’nın varlıktan uzaklaşmasına, yokluğu aramasına sebep olmuştur.
*Adem kasidesinin psikoloji, metafizik ve estetik olmak üzere üç yönü vardır.
*Kaside her şeyden önce gelecekten ümitsiz, hayattan mustarip bir şairin ruh halini ortaya koyar. Bu ruh hali içinde bulunduğu durumun aslında özeti niteliğindedir.
*Ethem Pertev Paşa yüzünden siyasi hayatta gözden düşülmüş ve ağır bir hastalığın vermiş olduğu ıstırap bu bedbinliğin ana sebebi sayılabilir. Bu durumunu kasidenin değişik yerlerinde ifade etmektedir.
*İhtiraslarının kurbanı olan şair, emellerine ulaşmak istemiş, fakat hayat buna bir türlü izin vermemiştir.
*O halde hayatta var olmanın ne anlamı olabilir ki…
*Hayattan kopmuş ve muzdarip insanlar kendilerini bu ızdıraptan kurtaracak şeyler hayal ederler.
*Hayatlarından, özellikle 2. Abdülhamit baskısından bunalan Servet-i Fununcular, mutlu olabilmek için Yeni Zelanda’ya göç etmek istediler. Bu istekleri gerçekleşmeyince hayallerinde bir ülke tasvir ederek hayal âlemlerinde yaşamaya ve mutlu olmaya çalıştılar.
*Ahmet Haşim, bedeni çirkinliğini ve bu çirkinliği yüzünden kadınlara karşı soğuk olmasının ıstırabını mehtaplı gecelere sığınarak gidermeye çalıştı.
*Yahya Kemal, yıkılmış ve yok olmaya yüz tutmuş koca bir medeniyetin vermiş olduğu ıstırabı Osmanlının ihtişamlı dönemlerini hayal ederek adeta o günlere giderek telefi etti.
Fuzuli “Gelin ey ehl-i hakikat, çıkalım dünyadan / Gayr yerler gezelim özge sefalar görelim” diyerek insanları mükemmel ve gerçek olmayan bu alemden çıkmalarını hakiki varlık ve alemlere yolculuk etmeye davet eder.
*İşte Akif Paşa da kaside de varlığı beğenmiyor, ondan kurtulmak istiyor. Fakat onun göçmek istediği yer ne bu dünyada bir yer ne de ahirettir.
*Ümitlerini de kaybeden şair, ademi (yokluğu) özlemektedir.
*O yokluğu mutlak bir sükun olarak niteliyor.
*Nitekim daha kasidenin başında yokluğu övüyor ve onu mutlak bir huzur ülkesi olarak niteliyor.
*Akif Paşa, ızdırap ve yokluğu tariflerken aslında bir felsefe ortaya koyuyor.
*İnsanın ızdırap çekmesinin ana sebebini insanın veya varlığın hem var hem de yok olmasına bağlıyor.
*Kâinat bir tezattan ibarettir. Bu tezat varlık ve yokluktur.
*İnsan mantığı bir şeyin hem var hem de yok olamayacağını söylese de var olan her şey bir gün yok olmak için var olmaktadır.
*Yok olmayan tek bir hakikat vardır ki o da tasavvufçuların ifade ettiği üzere yokluğu ve varlığı zatında taşıyan tek varlık, yani Allah’tır.
*Yunus Emre’de olduğu gibi tüm tasavvufçularda hâkim olan düşünce Allah’ı seven, varlığın verdiği ıstıraptan şikâyet etmez, varlığı Allah’ın bir tecellisi olarak kabul eder. Fakat Akif Paşa’da ıstırap sevgiyi yok etmiştir. Bu anlayış Tanzimat şairlerinin birçoğunda da devam etmiştir.
*Sonuç olarak Adem Kasidesi eski dünyamızın bütün ıstıraplarını ortaya koyarak bir bitişi ve sonu izah etmiştir.
*Kaside adeta dünyanın çöküşünü anlatmaktadır.
*Yok olmayı isteyen bir medeniyet neticede amacına ulaşmış ve yok olmuştur.
*Bu kaside ölüm fikrine dayanan bir medeniyetin adeta en son karanlık şarkısıdır.

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön