AHMET VEFİK PAŞA - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

AHMET VEFİK PAŞA

SANATÇILAR > SANATÇILAR

AHMET VEFİK PAŞA: ( ? - 1891)

*Tanzimat Edebiyatı Birinci Dönem sanatçısı, devlet adamı, diplomat, çevirmen, lugat âlimi, oyun yazarı, Türk tiyatrosunun kurucularından, ilk türkolog ve Türkçülerden.
*İstanbul’da doğmuştur.
*Babası ile birlikte Paris’e gitmiş, Fransızca’sını mükemmel hale getirmiştir.
*Fransa yıllarında Batı tiyatrosunu yakından takip etmiştir.
*Mustafa Şekib Efendi’nin maiyetinde Londra’ya gitmiş, burada İngilizce öğrenmiştir.
*Encümen-i Dâniş’e dâhil olmuştur.
*Paris büyükelçiliği sırasında, Hz. Muhammed ile ilgili bir tiyatroyu daha perde açılırken bizzat durdurmuş; millî menfaatler hususundaki hassasiyeti ile ünlenmiştir.
*Bursa’da bulunduğu yıllarda Bursa’yı mâmur bir hale getirmek için büyük gayret sarfetti.
*“Bursa’nın kurtarıcısı” diye anıldı.
*Bursa’da, gelirinin bir kısmını memleket hastahanesine ayırdığı bir tiyatro kurdu.
*Halka tiyatro kültürü ve sevgisini kazandırmaya çalıştı.
*Moliere'i Türk edebiyatına kazandıran isim olarak edebiyat tarihimize geçmiştir.
*Türk Tiyatrosu’nun kurucuları arasında anılır.
*Zor Nikâh, edebiyatımızdaki ilk tiyatro çevirisidir.
*Moliere’den uyarladığı “Zor Nikâh” ve “Zoraki Tabip” Türk tiyatrosunun sahnelenen ilk oyunları arasında yer alır. (İlk sahnelenen yerli tiyatro: Vatan yahut Silistre / Namık Kemal)
*Memuriyetten azledildiği yıllarda, edebiyat ve fikir hayatında, şöhret kazanacağı çalışmalar yapmıştır.
*1877’de kendisine paşa unvanını kazandıran vezirlik rütbesi verilmiştir.
*Ömrünün çileli bir döneminde 1891 yılında, Rumelihisarı’nda ölmüştür.
*Ahmed Vefik Paşa’nın kırk altı yıllık bir devre içine giren resmî hayatında, dürüstlük, daima devlet ve millet menfaatini gözetmek ve kollamak en esaslı vasfı olmuştur.
*Ahmed Vefik Paşa’nın tarihten dile ve hatta tiyatroya kadar kendisini bir öncü durumuna getiren, değişik kollarda mühim faaliyet ve çalışmaları vardır.
*Yazı dilini sadeleştirip Türkçeleştirmek,
Türkçe’yi ön plana geçirmek
ve tarih anlayışına Orta Asya Türklüğü’ne giden bir derinlik kazandırmak,
Ahmed Vefik Paşa’nın çalışmalarının hareket noktası olmuştur.
*Ahmed Vefik, Osmanlılığın daha geri bir mâzide ve Anadolu’dan çok daha doğudaki bir Türklüğün bir şube ve devamı olduğu bilgisini bize ilk düşündürenlerdendir.
*İlk Türkçe sözlüklerden biri olan Lehçe-i Osmani'yi hazırlayan Ahmet Vefik Paşa, bazılarına göre Osmanlı Türkleri'nin ilk Türkçüsüdür.
*Dil ve tarih sahasındaki çalışmaları Ahmed Vefik Paşa’ya memleketimizin en eski, hatta ilk türkoloğu olmak sıfatını kazandırmıştır.
*Dilde sadeleşme hareketinin öncülerindendir.
*Tanzimat birinci kuşakta klasisizm etkisindeki sanatçılardan biridir.
*Yabancılarca Doğu’nun en âlim şarkiyatçısı, Türkiye’nin en seçkin ve ilmi en yüksek bir insanı sayılmıştır.
*On altı dil bildiği rivayet edilir.
*Ahmed Vefik Paşa’nın araştırma ve ilim sevgisinin kuvvetiyle kurduğu ve kitap mevcudu zamanla 15.000’e varan kütüphanesi dillere destandı.
*Henüz hayatta iken muteber Avrupa ansiklopedilerine de geçmiştir.
*Gelenek ve töreyle alâkayı kesme yoluna giren Avrupa hayranlığına iyi gözle bakmamıştır.
*Getirilmek istenen reformlarda İslâmiyet’in değerlerinden istifade edilmesi gerekliliğine inanmıştır.
*Körü körüne yapılan Batı taklitçiliğine karşı çıkan sanatçı “Benim evime Türk malından başka bir şey giremez.” sözüyle kayıtlara geçer.
*Geleneklere sıkı sıkıya bağlı kalmıştır.
*Çevirilerinde ve adaptelerinde halk diline ve yerel ağza yer vermiştir.
*Türk edebiyatı ve diline dair araştırmaları ile milli edebiyat akımına kaynaklık edenlerden olmuştur.

AHMET VEFİK PAŞA’NIN ESERLERİ:

Tiyatro (Çeviri):  İnfiâl-i Aşk, Dudu Kuşları, Don Civani, Savruk, Kocalar Mektebi, Kadınlar Mektebi, Tartüffe, Adamcıl, Okumuş Kadınlar

Tiyatro (Adapte/UYARLAMA): Zor Nikâhı, Zorakî Tabib, Yorgaki Dandini, Azarya, Tabîp-i Aşk, Merâkî, Dekbazlık

Tarih: Salname, Hikmet-i Tarih, Fezleke-i Tarih-i Osmani, Şecere-i Türki (Tercüme)

Sözlük: Lehçe-i Osmani

Atasözleri: Türkî Durûb-i Emsâl / Müntehabât-ı Durûb-i Emsâl

Tercümeleri: Viktor Hugo - Hernani, Voltaire - Micromega’nın Felsefe Hikâyesi,
Fenelon - Telemak, Le Sage - Gil Blas Santillani’nin Sergüzeşti

---------------------------------------------------------------------------------

Salnâme:
*(Bir sene boyunca gerçekleşen olayları topluca göstermek üzere hazırlanan yapıt.)
*Osmanlı Devleti’nin bu ilk resmî salnâmesi (1847) Batılı müelliflerce Ahmed Vefik’in en mühim eserlerinden biri olarak değerlendirilmiş, uyandırdığı alâka dolayısıyla hemen Fransızca’ya da tercüme edilmiştir.
*Ahmed Vefik, bilinen ilk basılı kitabı olan ve hazırlanması devlet tarafından kendisine havale edilmiş bu küçük eseriyle “Salnâme-i Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye” adı altında imparatorluğun son yılı 1918’e kadar gittikçe daha gelişerek yetmiş iki kitapla sürecek bir resmî an‘anenin kurucusu ve başlatıcısı olmuştur.

Hikmet-i Târih:
*Dârülfünun’da kısa bir süre verebildiği derslerden oluşan bu eser, taşıdığı modern tarih anlayışı ile devri için yeni bilgiler ve görüşler getirir.
*Ahmed Vefik tarihin ilim olarak mahiyetini ve metodunu, kâinatın yaratılışından başlayıp ırkların ve en eski milletlerin ortaya çıkışını ele alan bu eserinde Batı kaynaklarından olduğu kadar İbn Haldûn’dan gelen rasyonalist bir tarih görüşü ortaya koyar.
*Sadece vak‘alar ve şahıslar etrafında dönen naklî ve tasvirî tarih tarzını red ile gerçek tarihin vesikalara dayanarak hadiselerin sebep ve tesirleriyle neticelerini araştırıp insanlığın tekâmül şartlarını, millet ve devletlerin doğuş, yükseliş ve çöküş hallerini inceleyen bir ilim olduğunu anlatmaya çalışır.
*Arkeoloji, jeoloji ve etnografya gibi o zamana kadar bizde iyi tanınmamış yeni bilgi sahalarından faydalandığı eserin dikkate değer taraflarından biri, Şimal ırkı diye gruplandırdığı Türk ırkının Altaylar’dan dünyanın dört köşesine nasıl yayıldığı üzerinde durmasıdır.
*A. Vefik, Türk ırkının Yâfes’e nisbet edilmesini red ve tenkit etmektedir.
*Irkların teşekkülünü ve buna bağlı olarak yeryüzündeki dil ailelerini anlatan bahisler, eserin devrin okuyucusuna sunduğu yeni konulardandır.

Fezleke-i Târîh-i Osmânî:
*1869’dan önceki ilk iki baskısında adı Târîh-i Osmânî olan bu eser rüşdiyelerde Osmanlı tarihinin okutulması için sahasında hazırlanmış ilk ders kitabıdır.
*Talebenin kolaylıkla kavrayacağı özlü bilgiler vermek gayesiyle yazıldığından A. Vefik eserinin küçük olmasına dikkat etmiş, bundan dolayı adına “Fezleke” demeyi uygun bulmuştur.
*Gördüğü rağbet ve büyük bir ihtiyaca cevap vermesi dolayısıyla 1885’e kadar, kaçak olanlar da dahil on beşten fazla baskısı yapılmış, kendinden sonraki birçok esere de model olmuştur.
*Başlangıcından Abdülaziz’e kadar getirdiği Osmanlı tarihini, klasik Osmanlı tarihlerinde olduğu gibi kuruluş, büyüme, yükselme, gerileme, bozulma ve ıslahat çağı olmak üzere altı devreye göre tasnif etmiştir.
*Her devrin en karakteristik vak‘aları ve yönleri çok veciz şekilde belirtilmiş, siyasî ve askerî hadiseler yanında teşkilât ve müesseselerin durumu ile kültür ve sanat hayatının kısa, fakat başarılı tabloları çizilmiştir.
*A. Vefik’in buradaki tasnifi, kendinden sonraki tarih yazarları tarafından uzun süre benimsenmiş, eser, sonraki mektep kitaplarına, hatta Mustafa Nûri Paşa’nın Netâyicü’l-vukūât’ı nevinden terkibî eserlere de rehber olmuştur.
*Bu küçük hacimli kitabın en ehemmiyetli tarafı, Osmanlı tarihini ilk defa mektep programlarına sokmak gibi bir millî rolü olmasıdır.
*Osmanlılığı “Türk” kavramına bağlaması, onun daha sonra bilhassa Lehce-i Osmânî’de daha açık ifadelerine kavuşacak millî tarih anlayışının küçük, fakat dikkatten kaçırılmaması gerekli bir işaretini verir.
*Ahmed Vefik, eserinde gerileme devrinde yetişmiş büyük insanlar arasında saydığı Evliya Çelebi’yi de zamanın henüz onu hurafeler, olmayacak şeyler anlatan biri olarak gören anlayışına karşı, “seyyâh-ı muhakkik” diye gerçek değeriyle herkesten önce göstermesini bilmek gibi bazı ileri görüş örnekleri ortaya koyar.

Şecere-i Türkî:
*Özbek Hükümdarı Ebülgazi Bahadır Han’ın, efsanevî devirlerden başlayıp çağının kaynaklarının elverdiği nisbette, Orta Asya tarihini anlatan eserini, Çağatay lehçesinden Türkiye Türkçesi’ne aktararak tanıtmak istemiştir.
*Bu tercüme, Türklüğün Anadolu’ya gelmeden önce anayurttaki geçmişini tanıtmak gibi bir millî tarih hizmetini yerine getirmiştir.

Lehçe-i Osmânî:
*Ahmed Vefik Paşa’nın fikrî ve ilmî şahsiyetini tam mânasıyla aksettiren bu eseri Türk lugatçılığında bir dönüm noktası teşkil etmiştir.
*Lehçe-i Osmânî, memleketimizde Türk dilinin lugatını yapmaya asırlarca gerek görmemiş bir zihniyeti aşarak Osmanlı sahasında Türkçe’den Türkçe’ye ilk millî sözlük olmak gibi bir değer taşımaktadır.
*Sözcüklerin aynı zamanda farklı ağızlardaki karşılıklarına da yer verilmiştir.
*Eser “avam sözü” diye hor görülegelmiş söz ve deyimlere ön planda yer vermiştir.
*Dilde demokratlaşma ve millîleşme düşüncesinin şuurlu bir gerçekleştiricisi olmuştur.
*Türkiye Türkçesi’ndeki kelimelerin aslî mâna ve imlâlarını Doğu Türkçesi’nde arayan, Türkçe’nin sözlerini türedikleri kök etrafında toplayıp açıklayan bir yol takip etmesi ile de Türk lugatçılığında bir merhale sayılmıştır.
*Lehçe-i Osmânî zengin malzemesiyle Batı’da ve bizde günümüze kadar, Barbier de Meynard, Redhouse ve Radloff’unkiler de dahil, Türkçe’nin birçok lugatına kaynak olma vazifesini görmüştür.

Atalar Sözü - Türkî Durûb-i Emsâl / Müntehabât-ı Durûb-i Emsâl
*Millî kültüre ve halkın diline duyduğu büyük ilgi, Ahmet Vefik’i Türk atasözlerini toplamaya sevketmiştir.
*Ahmed Vefik, esas ağırlığı halk ağzındaki söyleyişlere verdiği çok geniş derleme mahsulü bir kitaptır.
*Bursa valiliği sırasında eserini daha da geliştirerek 168 sayfa olan ilkinden en aşağı bir katı kadar hacim kazanmış ve atasözlerini yer yer varyantları ile gösteren, bu defa adını Müntehabât-ı Durûb-i Emsâl’e (Atalar Sözü’ne) çevirdiği 303 sayfalık yeni bir baskısını yapar.
*Bursalı Mehmed Tâhir onun, eserindeki malzemeyi Bursa’nın ihtiyarlarından topladığını belirtiyor.
*A. Vefik, kitabında yalnız atasözleriyle yetinmeyip her çeşit halk deyimlerini bir araya getirmeye çalışmıştır.
*Böylece sayısı 5000’e varan bir malzeme tesbit etmiş bulunmaktadır.
* “Atalar Sözü” kitabı, aynı zamanda onun Lehce-i Osmânî’yi hazırlama yolunda giriştiği geniş malzeme çalışmasının da ilk adımını teşkil eder.

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön