HÜMANİZM (İNSANCILIK) - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

HÜMANİZM (İNSANCILIK)

SINIFLAR > LİSE 3 > LİSE-3 / 1. ÜNİTE: GİRİŞ

HÜMANİZM (İNSANCILIK):

1-Hümanizm, 14. yüzyılda İtalya’da doğan, insanı evrende tek ve en yüksek değer olarak gören, insanı geliştirme ve yüceltmeyi amaçlayan bir düşünüştür.
2-İnsan aklını, etik ve adalet kavramlarını temele alan, batıl inanışları ve doğaüstü olan her şeyi yadsıyan bir dünya görüşüdür.

*Rönesans felsefesinin gündeme getirdiği “en önemli ‘sorun’un insan sorunu olması”na bağlı olarak gündeme giren bir yönelimdir.
*Bu düşüncenin doğuşunda, kilise ve devlet baskısına dayanan Ortaçağ zihniyetine karşı özgür düşüncenin tepkisi ve eski Yunan/Latin edebiyatlarına duyulan hayranlık rol oynamıştır.
*Hümanizm akımı aslında Batı medeniyetinin parlayışının müjdecisidir. Çünkü Rönesans ve Reform hareketlerinden önce çıkarak Avrupa aydınlanmasının temelini oluşturmuştur.
*Hümanizm; çalışmalarda, felsefede ve pratikte “insani değerlere ve ilgilere” odaklanan bir yaklaşımdır.
*Bu yaklaşım antihümanist (insancı olmayan) her türlü kavram, düşünce ve uygulamayı dışlama yoluna gider.
*Hümanizm, tüm insanların değerli ve onurlu olduğunu öngören ahlak felsefelerinin genel bir kategorisi sayılabilir.
*Özel anlamıyla hümanizm, “Grek ve Latin dillerinin, kültürlerinin ve sanatlarının araştırılması esasına dayanan ve sonraları insan araştırmalarına odaklanan devrimsel Rönesans hareketi ya da yönelimidir.”
*Rönesans gibi hümanizmin vatanı da İtalya’dır ve erken dönem hümanistler, Dante, Petrarca ve Boccaccio gibi İtalyanlar olmuştur.
*Bu üç büyük İtalyan düşünürün başlattığı rüzgâr, İtalya’nın on beşinci ve on altıncı yüzyıllarda Rönesansın beşiği olma özelliğini sürdürmesini sağlamıştır.
*İtalya’dan sonra XV. yüzyılda İspanya, Portekiz, Fransa, İngiltere ve Almanya’ya sıçrayan hümanizm ve Rönesans, bu ülkelerde de birbirine çok yakın anlayış içinde hayat bulmuştur.
*Hümanist düşüncenin ünlü ve kurucu isimlerinden biri de Hollandalı Erasmus'dur.
*Hümanistler, yeni ve büyük uygarlıkların ancak eski uygarlık temelleri üzerinde yükselebileceğine inanırlar.
*Rönesans hümanizmi Montaigne ile doruk noktasına ulaşmıştır.
(Montaigne, “Her insan kendisinde bütün bir insanlık koşulunu taşımaktadır.”)
*15. yy. da hümanizm altın devrini yaşamıştır.
*Hümanist felsefenin hayatın değişik alanlarına somut yansıması ile Rönesans arasında kuvvetli bir bağ vardır.
*“Hümanizm” kelimesi Batı dillerinde 1850’lerden itibaren yaygın bir biçimde ve bugünkü anlamında kullanılmaya başlanmıştır.
*Hümanizm akımı, “Rönesans edebiyatı” adı altında toplanan yapıtların temelini oluşturmuştur.


HÜMANİZMİN ÖNEMLİ TEMSİLCİLERİ:

Dante (1265 -1321):
*İtalyan edebiyatının kurucusudur.
*Rönesans’ın hazırlayıcısı şairlerdendir.
*En önemli eseri yapma destan niteliğindeki "İlahi Komedya"dır.

Petrarca (1304 -1374):
*İtalyan şairidir.  
*Soneleriyle tanınır.

Boccacio (1313-1375):
*İtalyan yazarıdır.  
*Hikâye türünü ortaya çıkarmıştır.  
*"Decameron" adlı eseriyle ünlüdür.

François Villon (1431 -1463):
*Fransız edebiyatının kurucusu sayılan şairdir.

Rabelais (1490 -1553):
*Fransız yazar ve düşünürüdür.  
*Pantagruel ve Gargantua adlı mizahi ve fantastik eserleriyle roman türünün doğmasında öncülük etmiştir.

Ronsard (1524-1585):
*Rönasans devrinin Dante’den sonra en ünlü Fransız asıllı şairidir.

Montaigne (1533 -1592):
*Fransız yazarı ve düşünürüdür.  
*Serbest düşüncenin öncülerindendir.
*Deneme türünün babasıdır.

Cervantes (1547 -1616):
*Türünün ilk örneği sayılan Don Kişot romanıyla dünyaca tanınmış İspanyol yazarıdır.

Shakespeare (1564 -1616):
*İngiliz ve dünya tiyatro edebiyatının büyük sanatçısıdır.  
*Romeo ve Juliet, Hamlet, Othello, Kral Lear, Machbeth gibi tragedyaları ve Yanlışlıklar Komedisi, Hırçın Kız gibi komedyalarıyla tanınır.


HÜMANİST EDEBİYATIN İLKE VE NİTELİKLERİ:

*Antik Yunan ve Lâtin Edebiyatı örnek alınmıştır.
*Hümanist sanatkâr, Antik Dönem sanatkâr ve eserlerinin üstün yanlarını alıp kendi sanat ve zevk potasında yeniden yoğurarak eserini yazmaya çalışır.
*Hümanist edebiyat, Eflâtun’dan ziyade Aristo’nun sanat ile ilgili görüşleri ve bu görüşlerin yeniden yorumu üzerine oturur. Yani sanatta asıl olan kural, “taklit ve yansıtma” dır. (Doğanın taklidi…)  
*Hümanistlere göre sanatın ve edebiyatın asıl uğraş alanı insandır.
*İnsan, sanatın konusu yapılmıştır. Bu insan, evrensel insandır.  
*İnsan, özünde mükemmel bir varlık olabilme potansiyelini taşır.
*Edebiyatın amacı, insanı mükemmelliğe, cennetteki kusursuzluğuna doğru götürmektir.
*İnsan sevgisinden yola çıkan hümanistler, evrenselliği hedeflemişlerdir.
*Hümanist edebiyatta önemli olan; şu veya bu toplumun, zamanın, mekânın; şu veya bu insanın değil, genel ve evrensel olanın anlatılmasıdır.
*Yerel ve ulusal değerlerden uzak kalınmıştır.
*Hümanist edebiyat, halka hitap etmekten uzak, aristokrat bir kimliğe sahiptir.  
*Sanatkârların büyük bir kısmı asilzade ve askerdir.  
*Hümanist edebiyat, her geçen gün biraz daha güçlenen ve belirginleşen bir dil, üslûp ve şekil endişesine sahiptir.
*Üslup ve biçim özelliklerine önem verilmiştir.  
*Sanatsal yetkinlik ve kusursuzluk en fazla önemsedikleri özelliklerin başında gelir.


TÜRK EDEBİYATINDA HÜMANİZM:
*Hümanist düşünüş Türkiye'de ancak Cumhuriyet döneminde etkili olmuştur.
*Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu ve Vedat Günyol'un başını çektiği bazı deneme yazarları çağdaş düşünceyle beslenmiş bir hümanizmi savunmuşlardır.  
*Bu yazarlara göre, hümanizm akımıyla bir ilgisi olmasa da ilk Türk hümanisti olarak Yunus Emre kabul edilir.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön