MUALLİM NACİ - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

MUALLİM NACİ

SANATÇILAR > SANATÇILAR

MUALLİM NACİ: (1849-1893)

*Tanzimat Edebiyatı İkinci Dönem sanatçısı, öğretmen, katip, lügatçi, edebiyat tarihçisi, eleştirmen, yazar, şair.
*İstanbul’da doğmuştur. Asıl adı Ömer’dir.
*Giritli Aziz Ali Efendi’nin Muhayyelât’ındaki bir hikâyenin kahramanının adı olan Nâci’yi kendisine mahlas seçmiştir.
*Nâci’nin Tercümân-ı Hakîkat’te çıkan eski tarz gazelleri, divan şiirine bağlı bir zümreyi harekete geçirmiştir.
*Tercümân-ı Hakîkat sütunları eski edebiyat taraftarlarının merkezi haline gelmiş ve aşk, şarap, meyhane konulu manzumelerle dolmaya başlamıştır.
*Bir yandan gazetecilik faaliyetlerine devam ederken; Mekteb-i Sultânî (Galatasaray Lisesi), Mekteb-i Mülkiyye ve Mekteb-i Hukuk’ta edebiyat, Mekteb-i Edeb’de Farsça dersleri verdi.
*Hayatının son dönemlerinde zamanının büyük bir kısmını Osmanlı tarihi yazmaya ayırdı.
*Geçirdiği kalp krizi sonucu 1893 tarihinde Fatih’teki evinde öldü ve II. Mahmud Türbesi’nin hazîresine defnedildi.
*Yenileşme döneminde adı etrafında büyük gürültüler koparılan şahsiyetlerinden biridir.
*Yetişme tarzı ve zevk bakımından klasik edebiyat (Divan edebiyatı) anlayışı içerisinde yer almıştır.
*Abdülhak Hâmid (Tarhan) ve Recâizâde Mahmud Ekrem’e karşı çıktığı için eski edebiyat anlayışının bayraktarı olarak tanınmıştır.
*Bununla beraber yeni tarzda da oldukça başarılı manzumeler yazmıştır.
*Eski ile yeni arasında denge kurmaya çalışan bir şair olduğu söylenebilir.
*Yüreği ile eskiye aklı ile yeniye bağlıdır.
*Türk edebiyatında duraklamaya sebep olan kişi olarak nitelendirilmiştir.
*Değişik alanlarda eser veren Muallim Nâci’nin en önemli yönü şairliğidir.
*Sanatçı, divan tarzı şiirlerinde Nedim ve Baki etkisindedir.
*Şiirlerinde yalnızlık, gurbet, doğa, karamsarlık ve milli duyguları işlemiştir.
*Aruzu Türkçe söyleyişe uygun bir hale getirmeye çalışan Nâci’nin, şiirlerinde vezin ve kafiyeye çok önem verdiği görülmektedir.
*Tevfik Fikret, Mehmed Âkif ve Yahya Kemal’in aruzu başarıyla kullanabilmelerinin arkasında Muallim Nâci’nin çabalarının bulunduğu bilinmektedir.
*"Mesud-ı Harabî" takma adıyla gazeller yazmıştır.
*Şiirleri divan geleneğini sürdürenler ve yeni tarzda olanlar diye iki grupta ele alınabilir.
*Nâci’nin şiirlerinin çoğunda hayatta özlediği mutluluğu bulamamış yalnız insanların hüznü dikkati çeker.
*Hayal, duygu ve söyleyiş bakımından orijinal buluşları da olan Nâci, şiirlerinde ve nesirlerinde Türkçe’yi hatasız ve güzel bir şekilde kullanmıştır.
*Sehl-i mümteni denebilecek tarzda birçok mısra ve beyti bulunan Nâci’nin kafiye anlayışı, “Kafiye göz içindir” şeklindeki eski anlayışa uygundur.
*“Köylü Kızların Şarkısı” adlı eseri köy yaşamından bahseden ilk önemli şiir olarak kabul edilmiştir.
*Muallim Nâci halk edebiyatını bayağı bulmuş, çok fazla değer vermemiştir.
*Ona göre: “Şiir, en beliğ sözdür. Şiirde vezin ve kafiye hataları olmamalıdır. Şiirde hayal unsuru çok iyi kullanılmalıdır. Şair, şiirde hicve ve ciddiyetsizliğe sıcak bakmaz. Harabatiliğe hoş bakmaz. Bir edebiyatçının asıl vazifesi, milletin fikirlerini terbiye etmek ve yükseltmeye çalışmaktır. Milli bir bakış açısı taşımalı, milli karaktere aykırı eserleri çevirip taklit etmemelidir.”
*Nâci’nin nesir dili, sadeleşme hareketi içerisinde bir merhale teşkil etmektedir.
*Nâci edebiyatta, yenileşmeden ziyade taklitçiliğe karşı çıkmıştır.
*Dilin yalınlaştırılmasından yanadır.
*Muallim Naci, Osmanlıca’yı ayrı bir dil olarak görür; ancak Türkçeyi Osmanlıca’dan ayırmaz.
*Dilde Türkçülüğü savunmuştur.
*Victor Hugo, Sully Prudhomme, Alfred de Musset ve Emile Zola'dan Türkçe'ye çeviriler yapmıştır.

MUALLİM NACİ’NİN ESERLERİ:

Şiir: Ateşpâre, Şerâre, Füruzân, Sümbüle, Köylü Kızların Şarkısı, Yadigâr-ı Nâci, Terkib-i Bend-i Muallim Naci, Mirât-ı Bedâyî

Manzum Destanlar: Gazi Ertuğrul Bey, Musa Bin Ebu’l Gazan yahut Hamiyyet

Manzum Hikâye:  Zâtü’n-Nitâkayn yahud İbnü’z-Zübeyr

Eleştiri: Demdeme, Muallim

Hatıra: Ömer’in Çocukluğu, Medrese Hatıraları, Yâdigâr-ı Avnî

Sözlük: Lügat-i Naci (Çocuklar İçin Lugat Kitabı), Kāmûs-ı Osmânî (Yarım kalmış)

Araştırma: Osmanlı Şairleri (Biyografi), Esami (Biyografi),  lstılahât-ı Edebîyye (Edebiyat Bilgileri)  

Mektup: Şöyle Böyle, Yazmış Bulundum, İntikad, Muhaberât ve Muhaverât, Mektuplarım

Roman: Mehmed Muzaffer Mecmuası

Tiyatro: Heder

Tercüme: Hurdefürûş, Sâib’de Söz, Sânihatü’l-Arab, Emsâl-i Alî, Sânihatü’l-Acem, Hikemü’r-Rifâî, Hulâsatü’l-İhlâs, Mütercem, Ubeydiyye, Numûne-i Sühan, Thérèse Raquin, İnşâ ve İnşâd

Okul Kitapları: Ta‘lîm-i Kırâat Ma‘lûmât-ı İbtidâiye ve Nesâyih-i Nâfia, Vezâif-i Ebeveyn yahud Lâhika-i Ta‘lîm-i Kırâat ve Mekteb-i Edeb, Mekteb-i Edeb


----------------------------------------------------------------------------

Ateşpâre:
*Naci’nin İstanbul’da yayınlanan ilk şiir kitabıdır ve yeni teknikle yazdığı şiirlerini toplar.
*Divan edebiyatından uzaklaşan ve yeni edebiyat anlayışına yaklaşan şiirlerini, manzum öykülerini, çeşitli olaylara ilişkin yazılmış not niteliğindeki metinlerini içerir.
*Bu eser de Victor Hugo’dan ve Prudhomme’dan tercümeler de vardır.
*Şiir kitapları içinde en hacimlisi olup, ilginç yanları da en fazla olanıdır.
*Muallim Nâci’ye ilk şöhretini sağlamıştır.

Şerare:
*Divan şiiri tekniğine ve anlayışına bağlı olarak kaleme aldığı şiirlerinden oluşmaktadır.
*Gazel, şarkı, kıta, terbî‘ ve rubâîlerden meydana gelmiştir.
*Sanat gücü yönünden Naci’nin en değerli eseri denebilir.
*Kendisi bu kitabı için “Şerarem edebiyat göğünde dolaşıp duran Ateşparemin peykidir.” der.

Füruzan:
*Tıpkı Şerâre gibi Divan şiiri tekniğine ve anlayışına bağlı olarak kaleme aldığı şiirlerden oluşmaktadır.
*Şekil ve muhteva bakımından çoğu eski olmakla beraber eserde yeni bazı manzumeler de bulunmaktadır

Sümbüle:
*Nazım - nesir karışık bir yapıya sahiptir.
*Eserin birinci bölümünün Fransızca’dan yapılan çevirilerle realist manzumelerin de bulunduğu nazım kısmında sosyal muhtevalı kısa hikâyelerin ilk örneklerinden sayılabilecek “Küçük Bir Mudhike” de yer almaktadır.
*Nazım kısmı eski şiir anlayışıyla kaleme aldığı metinlerden oluşur.
*Tevfik Fikret’i hazırlayan konuşma diline yakın manzumeler de buradadır.
*Nesir parçalarının bulunduğu kısımda birkaç mektupla birlikte Doğu ve Batı edebiyatlarından tercüme ve iktibaslar mevcuttur.
*İkinci bölüm, “Ömer’in Çocukluğu” adını taşır.

Yadigâr-ı Nâci:
*Muallim Naci’nin ölümünden sonra, şairin ilk şiirleriyle gazete ve dergi sayfalarında kalmış bir kısım manzumelerinin Şeyh Vasfî tarafından derlenmesiyle oluşan eserdir.

Musa Bin Ebu'l Gazan yahut Hamîyyet:
*Manzum destan örneğidir.
*226 beyitten oluşmaktadır.
*Endülüs Emevi Devleti’nin yıkılışı sırasında büyük bir vatanseverlik ve kahramanlık örneği sergileyen Musa Bin Ebu’l Gazan’ın kişiliği etrafında meydana getirilmiş bir kahramanlık anlatısıdır.

Gazi Ertuğrul Bey:
*356 mısralık bir metindir.
*Ertuğrul Bey’in hayatı etrafında ortaya konuşmuş bir trajedi denemesidir.
*Bu manzume, Abdülhamit tarafından ödüllendirilmiştir.

Mehmed Muzaffer Mecmuası:
*Roman türünde bir eserdir.
*İlginç bir yapısı ve hikâyesi vardır.
*Eser; ezhâr-ı efkâr, ezhâr-ı efkârın menşei, ezhâr-ı efkârın güşâyişi olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.
*Bu kitaptaki en ilginç bölüm ezhâr-ı efkârın menşei adıyla yer alan ikinci bölümdür.
*Bu bölümde Şeyh Galip’in hayatı anlatılmıştır.

Ömer'in Çocukluğu:
*Bu eser Sümbüle’nin bir bölümünü oluşturmaktadır.
*Muallim Nâci’nin 8 yaşına kadarki yaşamını anlatmaktadır.

Demdeme:
*Bu eser Recaizade Mahmut Ekrem’in Naci’ye hakaret içeren Üçüncü Zemzeme Mukaddimesi ve Tâkdîr-i Elhân’ına karşılık yazılmış eleştiri yazılarından oluşmuştur.
*Saâdet gazetesinde yayımlanmış makalelerinden oluşan tamamlanmamış eseridir.

Istılahât-ı Edebîyye:
*Divan edebiyatı anlayışına bağlı belagat kurallarını ve edebi sanatları açıklayan bir eserdir.
*Bu eserinde edebiyat terimleri ile ilgili açıklamalar, tanımlamalar yapmıştır.
*Yazı yazma kuralları ile Türk edebiyatında kullanılan nazım şekilleri ve edebiyat terimlerini devrinde en iyi açıklayan kitaplardan biridir.

Mûsâ b. Ebü’l-Gāzân yahud Hamiyyet:
*Endülüs Emevîleri’nin son kumandanı Mûsâ b. Ebü’l-Gāzân’ın savaşlarının ve şehâdetinin dramatik bir dille anlatıldığı 266 beyitlik bir mesnevidir.

Terkîb-i Bend-i Muallim Nâcî:
*Rûhî-i Bağdâdî ile Ziyâ Paşa’ya nazîre olmak üzere yazılmış seksen sekiz beyitlik bir manzumedir.

Zâtü’n-Nitâkayn yahud İbnü’z-Zübeyr:
*Klasik Fransız trajedilerinin örnek alındığı eserin konusunu Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ ile torunu Abdullah b. Zübeyr b. Avvâm’ın hayat hikâyeleri meydana getirmektedir.

Mir’ât-ı Bedâyi: (Mesnevî-i Muallim Nâcî)
*Mesnevî-i Muallim Nâcî adıyla da bilinen eser, ilk elli dört beyti II. Abdülhamid’e methiye olmak üzere doksan beyitten ibarettir.

Muallim:
*Tercüman-ı Hakikat’ın edebiyat bölümünü yönetirken buraya gelen edebiyatla ilgili yazılar ve şiirlerle, bunlara yazarın eleştiri tipinde verdiği cevaplar yer alır.

Lugat-ı Nâcî (Çocuklar İçin Lugat Kitabı):
*Muallim Naci tarafından başlanıp onun ölümünden sonra Müstecabizâde İsmet tarafından tamamlanan ve ilk baskısı 1894’te yapılan Osmanlıca sözlük.
*Türkçe’de kullanılan Arapça, Farsça kelimeleri ve Batı dilinden Türkçe’ye girmiş bazı kelimeleri içeren lugattan 18000 maddebaşı mevcuttur.
*Lugatte, kelimelerin asıl dillerindeki anlamları değil Türkçe'de kazandıkları anlamlar gösterilir.
*Eser, 1891 yılında “Çocuklar İçin Lugat Kitabı” adıyla ve fasiküller halinde yayımlanmaya başlamış ve “fetvâ” kelimesine kadar olan kısmı basılabilmişti.
*Nisan 1893’te Muallim Naci’nin ölümü üzerine arkadaşı Müstecabizade İsmet onun notlarına ve müsveddelerine dayanarak eseri 1894’te tamamladı.

Osmanlı Şairleri:
*Mecmûa-i Muallim’de yirmi altı divan şairinin hayat hikâyesini yazan Nâci bunlardan on üçünü bu eserinde bir araya getirmiştir.

Esâmî:
*İslâm dünyasından yedi yüzün üzerinde şahsiyet hakkında kısa bilgiler veren alfabetik ve ansiklopedik mahiyette bir eserdir.

Yazmış Bulundum:
*Müellifin Ahmed Midhat Efendi’ye (Tercüman-ı Hakikat’e) gönderdiği on dört mektupla gazetede bunlar hakkında yapılan değerlendirmelerden meydana gelmektedir.

Şöyle Böyle:
*Şeyh Vasfi ile birbirlerine gönderdikleri altı mektuptan oluşmaktadır.

Mektuplarım:
*Büyük bir kısmının kime yazıldığı belli olmayan, uzun-kısa, deneme tipinde yetmiş dokuz mektuptan ibaret olan eserdir.

İntikad:
*Beşir Fuad’ın Victor Hugo adlı eseri dolayısıyla realizm, natüralizm ve tercüme meseleleri hakkında onunla karşılıklı yazılmış yedi mektuptan meydana gelmektedir.

Muhâberât ve Muhâverât:
*Ahmed Midhat Efendi’yle birbirlerine yazdıkları on bir mektuptan oluşmaktadır.

Medrese Hâtıraları:
*Naci’nin medresede okurken, hocasından duyduklarını ve okuduğu çeşitli kitaplardan ilginç bulduğu parçaları bir araya getirmesiyle oluşur.
*Birtakım beyit, vecize ve fıkralardaki esas düşüncelere dayanılarak kaleme alınan on yedi bendden meydana gelmektedir.

Yâdigâr-ı Avnî
*Önce Teâvün-i Aklâm’da tefrika edilen eserde Nâci’nin Yenişehirli Avni Bey’le tanışması anlatılmakta ve onun kendisine hediye ettiği Senâî’nin Hadikatü’l-hakika adlı manzum eserinden on beş beytin tercümesi yer almaktadır.

Hurdefürûş:
*Farsça şuarâ tezkirelerinde Nâci’nin beğendiği yirmi üç parça şiirin aslı, tercümesi ve açıklamasından meydana gelmektedir.

Sâib’de Söz:
*İran şairi Sâib-i Tebrîzî hakkında bir değerlendirme ile onun divanından seçme parçaların çevirilerini ihtiva etmektedir.

Sânihatü’l-Arab:
*Arap atasözlerinden yapılmış seçmelerin çevirilerinden oluşmaktadır.

Emsâl-i Alî:
*Hz. Ali’nin 280’den fazla manzum sözünün Arapça asılları ve Türkçe tercümelerinden ibarettir.

Sânihatü’l-Acem:
*Hâfız-ı Şîrâzî ve Senâî’nin atasözü mahiyetindeki şiirlerinin tercüme ve şerhleridir.

Hikemü’r-Rifâî:
Seyyid Ahmed er-Rifâî’nin tasavvufî sözlerinin çevirisidir.

Hulâsatü’l-İhlâs:
*İhlâs sûresinin Fahreddin er-Râzî tefsirinden özet halinde tercümesidir.

Mütercem:
*Arap, Fars ve Fransız edebiyatlarından bazı edebî parçaların çevirilerinden meydana gelmektedir.

Ubeydiyye:
*Ubeyd-i Zâkânî’nin Risâle-i Dilgüşâ adlı eserinin kısmen tercümesidir.

Numûne-i Sühan:
*İran edebiyatı antolojisi niteliğinde çeviri bir eserdir.

Thérèse Raquin:
*Emile Zola’ya ait romanın yarıya yakın kısmının çevirisidir.

İnşâ ve İnşâd:
*Yirmi iki ahlâkî öğütle Risâletü’l-Ĥamîdiyye’den tercüme edilmiş bir bölümden oluşmaktadır.

İ‘câz-ı Kur’ân:
*Arapça, Farsça ve kendisine ait bazı manzum parçaların yer aldığı eserin Ümit Şimşek tarafından kısmen sadeleştirilmiş bir baskısı da yapılmıştır.

Nevâdirü’l-ekâbir:
*Saâdet gazetesinde yayımlanan Arapça ve Farsça’dan tercüme parçalardır.

Mehmed Muzaffer Mecmuası:
*Şeyh Galib’in hayat hikâyesi etrafında kaleme alınan eser yarım kalmıştır.

Târîh-i Selâtîn-i Âl-i Osmân:
*Ertuğrul Gazi, Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ve Orhan Gazi devriyle ilgili üç bölümün yer aldığı bir yazmadır.

Necm-i Saâdet:
*Tercümân-ı Hakîkat’in edebî sütununda çıkan bir kısım yazılarından meydana gelmektedir.

Heder:
*Nâci’nin ölümünün ardından müsveddeleri arasından çıkan iki perdelik oldukça basit bir trajedidir.

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön