NURULLAH ATAÇ - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

NURULLAH ATAÇ

SANATÇILAR > SANATÇILAR

NURULLAH ATAÇ: (1898–1957)

*Cumhuriyet edebiyatı yazarı, şair, öğretmen, mütercim, eleştirmen.

*İstanbul’da doğmuştur.
*Asıl adı Ali Nurullah Ata'dır.
*Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi’nde okurken buradan ayrılarak eğitim için Cenevre’ye gitmiştir.
*Babasının ölümü üzerine 1919’da geri dönerek Dârülfünun’da edebiyat derslerini takip etmiştir.
*Nişantaşı, Vefa, İstanbul, Üsküdar ve Adana Liselerinde Fransızca dersleri vermiştir.
*Bir süre çeşitli kurumlarda mütercim olarak çalıştıktan sonra öğretmenliğe dönmüştür.
*1945’ten itibaren Basın Yayın Umum Müdürlüğü’nde yayın şefliği görevinin ardından cumhurbaşkanlığı mütercimliğine tayin edilir. (1951-1952)
*Türk Dil Kurumu’nda yönetim kurulu üyeliği ve yayın kolu başkanlığında da bulunmuştur.
*Mayıs 1957’de ölmüştür.

*Türk edebiyatının en büyük deneme ve eleştiri ustasıdır.
*Batılı anlamda ilk deneme ve eleştiri yazılarının yazarıdır.
*Eleştiri, deneme, makale, fıkra, çeviri, söyleşi, sözlük az olarak da şiir yazmıştır.
*Roman ve hikâye gibi türlerde yazmamıştır.
*Yazı hayatına Dergâh dergisinde Ahmed Hâşim’in Göl Saatleri üzerine bir eleştiri yazısı ve şiirlerle başlamıştır.
(Başka bir kaynağa göre ilk yazısı 1921’de Dergâh’ta yayımlanan “Türk Tiyatrosunda İlk Göz Ağrısı” adlı tiyatro eleştirisidir.)
*Ataç, şiirde başarılı olamayacağını anlayıp eleştiri ve deneme yazılarına yönelmiştir.
*Divan, halk ve Fransız edebiyatına eleştiriler yazacak kadar hâkimdir.
*Türk edebiyatında izlenimci eleştirinin ilk örneklerini verir.
*Eleştirilerindeki subjektif tutumu onu deneme yazarlığına yaklaştırmıştır.
*Tiyatro eleştirileri de yazmıştır.
*Ataç, tiyatro eserleri için yazdığı eleştirilerle Türk tiyatrosu için bir yol gösterici olmuştur.
*Deneme ve eleştirileri, Akşam, Ulus, Cumhuriyet, Milliyet, Son Posta, Haber, Akşam Postası, Son Havadis gazeteleriyle Hayat, Fikir Hareketleri, Yedigün, Yeni Adam, Yeni Mecmua, Yarım Ay, Pazar Postası, Seçilmiş Hikâyeler, Ülkü, Varlık ve Türk Dili dergilerinde yayımlanmıştır.
*Yazı ve yapıtlarının bir kısmında takma ad kullanmıştır: MEB, Dünya Edebiyatından Tercümeler Serisinde Sabiha Yağızlar, Tan gazetesindeki yazılarında Ahfeş, Ulus gazetesindeki yazılarında da Süha Kavafoğlu.
*Fransızca’dan tercümeler yapmıştır.
*Devrin sanat ve edebiyat ortamına yön vermeye çalışmıştır.
*Belirli çevrelerce otorite kabul edilmiştir.
*Özellikle genç şair ve yazarlar üzerine yaptığı değerlendirmeler merak ve ilgiyle izlenmiştir.
*Cumhuriyet Dönemi şairlerinin tanınmasına destek olmuştur.
*Balzac, Stendhal ve Laclos gibi Batı’nın klasik yazarlarından yaptığı çeviriler sevilerek okunmuştur.
*Ataç, Garip akımını desteklemiş; Orhan Veli'nin ünlenmesini sağlamıştır.
*Daha sonra ise Garip şiirine tepki olarak ortaya çıkan İkinci Yeni şairlerini de övmekten geri kalmamıştır.
*Divan şiirini överken bir taraftan da bu şiirin artık ömrünü doldurduğunu söylemiştir.
*Deneme için “ben ülkesi” ifadesini kullanan sanatçı, günlük türü için de “günce” tabirini kullanmıştır.

*Her alanda yenilikçi bir tavır sergilemiştir.
*Dilde yalınlaşma ve tasfiyecilik devriminin savunucularındandır.
*Aşırı derecede sadeleştirmenin ateşli bir savunucusu olmuştur.
*Türk dilinde kullanılmakta olan Arapça-Farsça asıllı kelimelere amansız bir savaş açmıştır.
*Halk tarafından benimsenmiş olsa dahi dilimize yabancı dilden giren kelimelerin dilimizden atılmasını savunur.
*Belli bir dönemden sonra hiçbir yazısında ‘ve’ bağlacını (Arapça olduğu için) kullanmamıştır.
*Düşüncelerini anlatacak Türkçe sözcük bulamadığında sözcük türetmiştir. Böylece edebiyatçıların da dili geliştirebileceklerini kanıtlamıştır.
*Onun için önemli olan halka yeni kelimeler öğretmektir.
( “Evet, uyduracağız, bizim yaptığımız, uydurduğumuz kelimeler de yavaş yavaş halka işleyecek, eski Arapça, Farsça kelimelerin işlediği gibi. Onların yerini tutacak.” )
*Hayatı boyunca Türkçe’nin yapısına aykırı “devrik cümle” anlayışıyla ve çoğunu kendisinin uydurduğu kelimelerle yazılar yazmıştır.
*Ataç, edebiyatımızda devrik cümlenin babası sayılmaktadır.
*Yazılarıyla yeni bir nesir dilinin kurulmasına öncülük etmiştir.
*Türkçenin özeleştiricisi olmuştur.

*Nurullah Ataç, sevmediği kimselerle açıkça alay eder.
*Zekâsı; sanat değeri taşıyan eserleri ve yetenekleri kolayca tanıması; değerli ile değersizi ayırt edebilecek edebî ve estetik zevke sahip olması; hiçbir zaman sözünü sakınmaması onun dikkati çeken özelliklerindendir.
*Güçlü bir hafızası vardır.
*Fevrî çıkışları, çelişkileri ve kalem kavgalarıyla hâfızalarda yer etmiştir.
*Nurullah Ataç, hafif mizaha kaçan bir üslupla eserlerini kaleme almış ve konuşur gibi yazmıştır.
*Yazıları daima ses getirmiştir.
*Ataç; dilci, denemeci ve eleştirmeci yanıyla edebiyatımızda büyük bir usta olmuştur.
*Otuz altı yıllık yazı hayatında seksenden çok gazete ve dergide 4000’den fazla deneme ve eleştiri yazısının büyük bir kısmı henüz kitap haline getirilmemiştir.
*1920’lerden başlayarak ölümüne kadar Yunan, Latin, Rus ve Fransız klasiklerinden elliden fazla kitap tercümesi (çevirisi) yapmıştır.
*Ataç kendini, “günde yirmi dört saat edebiyatçı” diye tanımlamıştır.
"Aşırıyım ben, aşırılıktan çekinmek, düşüncelerimizin sonuna dek gitmekten çekinmek demektir."


NURULLAH ATAÇ’IN ESERLERİ:

Deneme-Eleştiri-Söyleşi: Sözden Söze, Ararken, Diyelim, Söz Arasında, Prespero ile Caliban, Söyleşiler, Okuruma Mektuplar, Dergilerde

Deneme: Karalama Defteri, Günlerin Getirdiği

Günlük: Günce I-II
Fransızca-Türkçe Resimli Büyük Dil Klavuzu I-III  (İsmail Hami Danişmend, Reşat Nuri ve Ali Süha ile birlikte)

Bazı Çevirileri:
Adsız Köşk (Alain Fournier, 1940)
Kızıl ile Kara (Stendhal, 1941)
Oipidus Kolonos'ta (Sophokles, 1941)
Vandetta (Balzac, 1943)
Tehlikeli Alakalar (Laclos, 1944)
Kumarbaz (Fiodor Mihayloviç Dostoyevski, 1945)
Taras Bulba (N. Gogol 1946)
İki Yeni Gelinin Hatıraları (H. De Balzac, 1953)
Çömlek (Plautus, 1958)
Madame Bovary (Gustave Flaubert, 1967)
Masallar (Aisopos, 1949)
Masallar (Andersen, 1952)

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön