SEYDİ ALİ REİS - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

SEYDİ ALİ REİS

SANATÇILAR > SANATÇILAR

SEYDİ ALİ REİS: (16. YÜZYIL)

*Donanma komutanı, şair, yazar, matematik ve coğrafya bilgini.
*Denizcilik, astronomi ve coğrafyaya dair eserleriyle tanınan Osmanlı denizcisidir.
*İstanbul Galata'da doğdu.
*İstanbul'un fethinden sonra Sinop'a yerleşen denizci bir ailenin oğluydu.
*Dedesi ve babası tersane kethüdasıydı.
*1522 yılında Rodos seferine katılan Seydi Ali Reis, Barbaros Hayreddin Paşa'nın emrinde birçok deniz seferine çıktı ve Batı Akdeniz bölgesini çok iyi öğrendi.
*Çıktığı Hindistan seferinde donanmasını Hint Okyanusu’ndaki fırtınada kaybedip karadan ülkeye dönmüştür.
*İstanbul’da ölmüştür.
*İstanbul’da, konağında döneminin âlim ve şairleriyle sohbetler düzenlemiştir.
*Sade bir dili vardır.
*Halk ozanları tarzında şiirler yazmış, bazı eserlerinde Nevai Türkçesini (Çağatay Türkçesi) kullanmıştır.
*Şiirlerinde “Kâtibi” mahlasını kullanmıştır.
*Şiirlerinde epik-lirik bir hava bulunur.
*Latîfî, tezkiresinde bazı şiirlerinden örnekler verirken onun asrının önde gelen ilim erbabından olduğunu, denizcilikteki bilgisinin hayranlık uyandırdığını yazar.
*Kâtib-i Rûmî adıyla da bilinir.
*En önemli eseri “Mir’atü’l-Memalik” adını taşır. Hint seferi sırasında yaşadıklarını anlatır.
*Bir diğer eseri, o zamana göre önemli denizcilik bilgilerini içeren Kitabü’l-Muhit’tir.
*Bu eserinde zamanındaki matematik, astronomi, coğrafya, denizcilik konularını en mükemmel şekilde ele almıştır.
*Kaynaklarda bahsedilen mürettep divanı ele geçmemiştir.
*Ancak çeşitli mecmualardaki şiirleri Ali Nihad Tarlan tarafından derlenmiştir.
*Mir’âtü’l-memâlik’te yer alan Çağatay Türkçesi’yle yazılmış gazeller, Kemal Eraslan tarafından neşredilmiştir.

SEYDİ ALİ REİS’İN ESERLERİ:
Mir'âtü'l Memâlik, Hulâsatü’l-hey’e, Kitâbü'l-Muhît fi ilmi'l-eflâk ve'l-ebhur (Muhit), Mir'ât-ı Kâinat, Risâle-i Zâtü'l-Kürsî


Mir’âtü’l Memâlik:
*Hindistan dönüşünde Bağdat’ta arkadaşlarının ısrarı üzerine başladığı ve İstanbul’da tamamladığı eserdir.
*Bu eserinde Seydi Ali Reis, Hint kaptanlığına tayininden itibaren başından geçenleri, edebî ve yarı hikâye tarzında anlatmıştır.
*Eserde yazarın uğradığı memleketler, tanıştığı hükümdarlar, gördüğü olaylar, ziyaret ettiği türbeler bir seyahatnâme vasfı taşıyacak üslûpla ele alınmıştır.
*Kitapta kendi şiirleri yanında başka şairlerin, özellikle Yetîm’in deniz seferlerine dair beyitleri de yer almıştır.


Hulâsatü’l-hey’e:
*Ali Kuşçu’nun er-Risâletü’l-fethiyye’sinin tercümesine dayanan bu eseri kendisinden astronomi ve matematik dersleri aldığı Hamdullah b. Şeyh Cemâleddin Efendi’nin tavsiyesiyle yazmıştır.
*Seydi Ali Reis, Kadızâde-i Rûmî’nin eserinden sonra Osmanlı medreselerinde en çok okutulan bu önemli eserin tercümesine başlamıştır.
*Ancak yapılan çalışma doğrudan doğruya bir tercüme olmayıp başta Kadızâde’nin Şerhu’l-Mülahhas fi’l-heye’si ve Kutbüddîn-i Şîrâzî’nin Nihâyetü’l-idrâk’i olmak üzere çeşitli kitaplardan ilâvelerle zenginleştirilmiştir.


Kitâbü’l-Muhît fî ilmi’l-eflâk ve’l-ebhur:
*Kaptan ve gemicilerin kılavuz almadan Hint denizlerinde seyrüsefer etmelerine imkân vermek üzere hazırlanan bu eser Gucerât’ın merkezi Ahmedâbâd’da yazılmıştır.
*On bab ve elli fasıldan meydana gelir.
*İçinde yön bulma, gök dairelerinin, yıldızların aralıklarının ölçülmesi ve yıldızların irtifaının hesabı (I. bab); zaman hesabı, takvim, güneş ve ay yılları (II. bab); pusula taksimatı (III. bab); Hindistan’ın rüzgâr altı ve rüzgâr üstü kıyıları, Hint denizindeki adalar, takımadalar ve Yeni Dünya’ya dair bilgiler (IV. bab); denizcilikte önemli bazı yıldızların doğma ve batma zamanları ve adları (V. bab); Hint Okyanusu’ndaki meşhur limanlarla adaların kutup yıldızına göre irtifaı (VI. bab); astronomiye ait çeşitli bilgiler ve bazı limanlar arasındaki uzaklıklar (VII. bab); muson gibi mevsim rüzgârları ve bunların çeşitli takvimlere göre başlangıç tarihleri (VIII. bab); ulaşım yolları (IX. bab) ve nihayet yazarın tûfan olarak adlandırdığı büyük fırtınalar ve bunlar çıktığında alınacak tedbirler (X. bab) yer almaktadır.
*İlmî ve faydalı bir rehber olan bu önemli eserde yazarın Basra’da geçirdiği beş ay ve Basra körfeziyle Uman denizinde dolaştığı üç ay zarfında başta bazı gemicilerle, faydalanılan kılavuzlardan aldığı değerli bilgiler yanında kendi gözlemlerine yer verilmiştir.
*Yeni Dünya’nın keşfine ayrılan IV. bölümde Kristof Kolomb’un keşiflerinden sonra Portekizli seyyahların Kanarya adalarının batısındaki keşifleri ve “karanlık diyarı” denilen Magellan Boğazı’ndan geçişleri işlenmektedir.


Mir’ât-ı Kâinât:
*Ne zaman yazıldığı kaydedilmeyen eser, müellifin Delhi’de bulunduğu sırada “usturlap hesâbından husûf ve küsûf ulûmunu” hiç değilse bir yıl içinde elde edilebilecek kadarını öğrenmeyi arzu eden Hümâyun Şah’ın ısrarlı isteği üzerine kaleme alınmıştır.
*Beş makale ve 120 bab halinde Türkçe olarak yazılmıştır.
*Eser önsözüne göre, usturlabın yapımı ve nasıl kullanılacağı, güneşin irtifaı ve yıldızların uzaklığı, kıblenin ve öğle vaktinin belirlenmesi, rubu‘ tahtasının yapılması ve kullanılması, daire çemberlerinin sinüs, kiriş ve tanjantlarının bulunması ve karşı tarafına geçilemeyen bir nehrin genişliğini ölçme usulleri gibi konuları ihtiva etmektedir.


Risâle-i Zâtü’l-Kürsî:
*Seydi Ali Reis’in ilm-i nücûma dair aletlerle ilgili risâlesidir.
*Bu risâleyi kaleme alış sebeplerini sıralarken ilm-i nücûmla ilgili aletler hakkında yazılan Arapça, Farsça ve Türkçe risâlelere her zaman ihtiyaç olduğu halde bunların birçok şehirde bulunmadığını, mevcut eserlerin ise Arapça ve Farsça olduğu için herkes tarafından istifade edilemediğini belirtir. *Bu sebeple konuyla ilgili eserleri inceleyip seçmeler yaparak Türkçe özet halinde faydalı bir risâle meydana getirdiğini yazar.

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön