TAŞLICALI YAHYA - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

TAŞLICALI YAHYA

SANATÇILAR > SANATÇILAR

TAŞLICALI YAHYA: (16. YÜZYIL)
(Dukaginzâde Yahyâ)

*Divan edebiyatı şairi, asker.
*Doğum tarihi bilinmemektedir. 1582’de İzvornik Yugoslavya’da ölmüştür.
*Bir Arnavut beyzadesi iken delikanlılık çağında devşirme olarak İstanbul'a getirilmiş, Yeniçeri Ocağı'nda tahsil ve terbiye görmüş, askerlik mesleğinde ilerlemiştir.
*Hayalî Bey ile birlikte Kanunînin Bağdat Seferi'ne katılan, bu sırada Fuzûlî ile görüşen Taşlıcalı Yahya "sâhib-i seyf ü kalem" sıfatına lâyık asker şairlerden olup "Şehzade Mustafa Mersiyesi" gibi devrin şartları gereği yazılması cesaret isteyen şiiri kaleme alacak kadar gözü pek ve korkusuz bir kişiliğe sahipti.
*Divan edebiyatında mesnevi çığırının en önemli şairlerindendir.
*İran etkisinden kaçınmaya çalıştı, Türkçe sözcükleri aruz ölçüsüne uydurdu.
*Divan şiirinde İstanbul Türkçesi’nin başarılı örneklerini verdi.
*Şiirlerinde yerli renklere, özentisizliğe, sade dil ve yalın anlatıma rastlanması, onun divan şiirinin yerlileşmesine katkısı olduğunu gösterir.
*Temiz ve akıcı bir üslup kullandı.
*Şair, mesnevilerinin konularını İran edebiyatından almamış, kendi oluşturmuştur. Bu yönüyle eserleri orijinaldir.
*Kendi döneminde gazel ve mesnevi sahasının güçlü temsilcilerinden sayılmıştır.
*Hamse sahibidir.


TAŞLICALI YAHYA’NIN ESERLERİ:
Divan, Şehrengîz-i Edirne, Şeh­rengîz-i İstanbul, Şâh u Gedâ, Gencîne-i Râz,
Yusuf u Züleyha, Kitâb-ı Usûl (Usulname), Gülşen-i Envâr

Divan:
*Yahya Bey divanını üç defa tertip etmiş olup her seferinde önemli değişiklikler yapmıştır.
*Yahya Bey, Necâtî Bey gibi önce zamanın padişahını (III. Murat) övdükten sonra Divan'ını Zigetvar'ın fethinde Rumeli Beylerbeyi olan Şemsî Ahmet Paşa'ya ithaf etmiştir.

Şehrengîz-i Edirne:
*215 beyitten oluşan, baş tarafında bir münâcâtın bulunduğu bu küçük eserde şair önce gönlünü kaptırdığı bir güzelin aşkı yüzünden düştüğü halleri dile getirir.
*Ardından Edirne şehrinin tasvirini yapar ve on dört mahbubu beşer beyitle tanıtır.

Şeh­rengîz-i İstanbul:
*Yahya Bey, 345 beyitten meydana gelen eserin başlangıç kısmında güzellere tutkunluğundan ötürü yüzünün kara olduğunu belirtir ve yaratıcının affına sığınır.
*Asıl şehrengiz bölümünde İstanbul'un tasvirine yer verir; şehrin güzellerini, âşıklarını, denizini, sahillerini, surlarını vb. anlatır.
*Ardından güzellerin tasvirine geçer ve elli sekiz güzeli kısaca tanıtır.


Hamse:
*Yahya Bey hamseyi oluşturan mesnevilerin tamamını Kanunî Sultan Süleyman devrinde yazmış ve bu padişaha sunmuştur.

a) Şâh u Gedâ:
*1000 beyit civarındaki mesnevi, şairin kendi tecrübesinin ürünü olup beşeri aşktan ilâhî aşka geçişi anlatan bir hikâyeyi konu alır.
*Eser, sevgilide ilahi güzelliği görerek ona platonik bir aşkla vurulan Gedâ adlı biriyle Şâh adlı sevdiğinin hikâyesidir.
*1537'de yazıldığı tahmin edilen eser tamamen yerli olması sebebiyle hayli ün kazanmış, konusunun İstanbul'da geçmesi dolayısıyla ayrıca orijinal kabul edilmiştir.

b) Gencîne-i Râz:
*1540'ta yazılmıştır.
*Yahya Bey, ahlaki ve dini hikâyelerden oluşan bu eserini Peygamber'i rüyasında görmesi üzerine yazdığını söylemektedir.
*Didaktik bir eserdir.
*Sade ve yer yer halk diline yakın bir üslûpla yazılmıştır.
*Eser Kanûnî'ye ithaf edilmiştir.
*Eser Hamse içinde telif tarihi taşıyan tek mesnevidir.

c) Yusuf u Züleyha (Zeliha):
*Türk edebiyatında bu adla yazılan eserlerin en güzelidir.
*Yahya Bey'in bu eseri Türk Edebiyatı'nın belki de Şark Edebiyatı'nın bu konuda meydana getirdiği en muvaffakiyetli eserdir.
*Şair, ahlak ve iman ötesine taşmayan, platonik bir aşkın değil daha çok beşeri bir aşkın insan ruhunda ve insan hayatında yarattığı arzu ve ihtiraslarını kısa fakat kuvvetli çizgilerle ve büyük ustalıkla göstermeye muvaffak olmuştur.
*Eserde aşk ve ihtirasın hakim karakteri Züleyha'dır.
*Dini ve ahlaki inanışlarla kendini Züleyha'nın dayanılmaz cazibesine kapılmaktan korumaya çalışır.
*Yusuf, nefse hâkimiyetin kuvvetli fakat hayali bir tipidir.
*Yahya Bey konuyu beşerî ölçüler içinde ele almaya çalışmış, dil ve üslûp bakımından özgün sayılabilecek bir eser meydana getirmiştir,

d) Kitâb-ı Usûl: (Usulname)
*Adı bazı kaynaklarda Usulnâme şeklinde geçen mesnevi yaklaşık 3100 beyittir.
*Yahya Bey, on iki bölüm (makam) ve yedi kısımdan (şube) oluşan eserinde adalet, doğruluk, yiğitlik gibi ahlâkî kavramları ele almıştır.
*Eserini çoğu kendi hayatının ve gözlemlerinin ürünü olan 100'den fazla hikâye, temsil ve latife ile zenginleştirmiştir.
*Devrin genel manzarasına ışık tutmaktadır.

e) Gülşen-i Envâr:
*Yahya Bey'in hamsesinin sonuncu kitabıdır.
*Dinî, tasavvufî, ahlâkî ve mahallî hikâyelerle temsillerden meydana gelen eser aynı zamanda dönemin toplum hayatını oldukça sade bir dille yansıtmıştır.
*Süleymaniye Cami'sinin övgüsü eserin en dikkate değer tarafıdır.
*"Sebeb-i telif" bölümü kendi hayatını özeti, mürşidi Mehmet dede ile tanışması hamsesinin tamamlanışının hikâyesini verir.
*Kitabın sonunda iyice ihtiyarlayıp belinin büküldüğünü, yazarken ellerinin titrediğini, ayrıca gözlük kullandığını belirtir.

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön