YUSUF ZİYA ORTAÇ - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

YUSUF ZİYA ORTAÇ

SANATÇILAR > SANATÇILAR

YUSUF ZİYA ORTAÇ: (1895 – 1967)

*Beş Hececi, şair, yazar, öğretmen, gazeteci, yayımcı, mizahçı, milletvekili.

*İstanbul’da doğmuştur.  
*İlköğrenimini Abdullah Ağa Mektebi’nde yapmıştır.  
*Vefa İdâdîsi’nde okumuş; İstanbul Dârülfünunu Edebiyat Fakültesi’nde imtihana girip edebiyat öğretmeni olmaya hak kazanmıştır.
*İzmit Sultânîsi ve daha sonra İstanbul’da Mercan Sultânîsi ve Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi’nde öğretmenlik yapmıştır.  
*I. Dünya Savaşı sırasında “Şair” dergisini çıkarır.
*Ardından Orhan Seyfi ile beraber 1922’de “Akbaba” dergisini yayımlamaya başlamışlardır.  
*Kısa süreliğine “Meşale” isimli sanat ve edebiyat dergisini çıkartır.  
*1927-1928’de İkdam’da, 1932-1933’te Cumhuriyet gazetesinde günlük fıkralar yazmıştır.
*1935’te yine Orhan Seyfi ile birlikte Aydabir, Heray ve Çınaraltı dergilerini neşretmiştir.
*1941’den sonra tenkit, şiir ve makalelerini Çınaraltı, Vakit, Ulus, Akşam, Alemdar ve Temâşâ gibi gazete ve dergilerde yayımlamıştır.
*İstanbul Sular İdaresi İdare Meclisi üyeliği yapar.  
*Fransız kız lisesinde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra 1946-1954 yılları arasında Ordu milletvekilliği yapmıştır.
*Milletvekilliğinden sonra yeniden Akbaba’nın başına döner ve ölünceye kadar bu dergiyi yayımlamayı sürdürdü.
*1950 sonrasında, şiirden ziyade, ağırlıklı olarak, mizah, gezi, anı ve biyografi türlerinde yazmıştır.
*Yusuf Ziya Ortaç, Mart 1967’de vefat etmiştir.

*1914 yılında Kehkeşan dergisinin açtığı yarışmada şiirinin birinci seçilmesinden sonra edebiyat dünyasına adımını atar.
*Aruz vezniyle kaleme aldığı ilk şiirlerinin çoğunuİctihad dergisinde yayımlamıştır.
*Rıza Tevfik’in aracılığıyla Ziya Gökalp’le tanıştıktan sonra şiirlerini hece vezniyle yazmaya başlamıştır.
*“Hecenin Beş Şairi”nden (Beş Hececiler) biri olmuştur.
*Manzumelerinin bir kısmını Türk Yurdu dergisinde neşreder.
*Millî Edebiyat akımını benimser.  
*1917’de Şairler Derneği’ne katılmış; aynı yıl Servet-i Fünûn’da Millî Edebiyat akımını destekleyen ve hece veznini savunan yazılar kaleme almıştır.
*“Şair” isimli bir şiir dergisi çıkararak yayıncılık hayatına girmiştir. Bu dergi kısa süreli olur.
*1919’dan sonra daha çok mizah ve hiciv alanında yazdığı şiir ve yazılarını, “Diken, İnci, Ayna ve Aydede” gibi dergilerde yayımlamıştır.  
*Şair Nedim, Türk Yurdu ve Büyük Mecmua gibi dergilerde de şiir ve yazıları yayımlanır.
*Millî Mücadele’nin ardından önemli mizah dergilerinden biri olan Akbaba’yı neşreden Yusuf Ziya, bu dergide “Çimdik” ve “İzci” takma adlarıyla mizahî şiirler ve yazılar kaleme almıştır.
*Yusuf Ziya, Akbaba’nın hem patronu, hem şâiri, hem başyazarı, hem yazı işleri müdürü hem de en önemli espri kaynağıdır.
*1928 yılının Nisan ayında “Yedi Meşale” adlı bir kitap çıkararak sanat hayatına giren gençleri bir arada tutmak ve yüreklendirmek üzere Meş’ale adlı sanat ve edebiyat dergisi çıkarmıştır.
*Yusuf Ziya, sade Türkçeyi ve hece veznini ustalıkla kullanmıştır. “Üslup ustası” şeklinde nitelendirilmiştir.
*Eserlerinin şiir için gerekli hissî ve fikrî derinliğe sahip olmadığı ifade edilir.
*Manzumelerinde, vatan ve millet sevgisi, kahramanlık, savaş gibi millî duyguları işleyen temalar geniş yer tutar.  
*Bunların yanı sıra, aşk, tabiat, bohem hayatı, aile ve ölüm temalarını da işlemiştir.  
*Aşk şiirlerinin çoğunda, uçarı ve çapkınların espri yüklü gönül maceralarını dile getirir.
*Zamanla tamamen mizah ve hiciv alanına kaymış, edebiyatımızda özellikle Akbaba’da yayımlanan manzum hicivleri ve mizahî tarzdaki yazılarıyla tanınmıştır.
*Ortaç, özellikle akıcı bir dille yazdığı fıkralarında, siyasal anlamda mizah türünün özgün örneklerini vermiştir.
*Tiyatro eserleri de yazmıştır.
* “Binnaz” adlı üç perdeli trajedisi Darülbedayi sahnelerinde oynanmış ve bu eser Türk tiyatro tarihinde heceyle yazılmış başarılı ilk manzum piyes olarak kabul edilmiştir. Lale Devri'ni konu alır.

YUSUF ZİYA ORTAÇ’IN ESERLERİ:

Şiir: Akından Akına, Âşıklar Yolu, Şâirin Duası, Şen Kitap (mizahi manzume), Cenk Ufukları, Yanardağ, Bir Servi Gölgesi (karma – şiir, oyun, hikâye), Kuş Cıvıltıları (çocuk şiirleri), Bir Rüzgâr Esti, Nikâhta Kerâmet  (karma - şiir, oyun, söyleşi)

Tiyatro: Binnaz, Nâme (Eski Mektup), Kördüğüm, Latife, Aşk Mektebi

Roman: Dağların Havası (manzum roman), Göç (otobiyografik roman), İsmet İnönü (biyografik roman), Üç Katlı Ev, Kürkçü Dükkânı, Şeker Osman

Fıkra (mizah): Beşik, Ocak, Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, Gün Doğmadan

Hâtıra: Bir Varmış Bir Yokmuş: Portreler, Bizim Yokuş

Gezi: Göz Ucu ile Avrupa

Biyografi: Nedim, Seyranî, Faruk Nafiz: Hayatı ve Eserleri, Ahmet Haşim: Hayatı ve Eserleri

Antoloji: Halk Edebiyatı Antolojisi

---------------------------------------------------------

Not: AKBABA DERGİSİ:
*Akbaba dergisi, önceleri ayda iki defa; sonradan haftalık olarak basılmaya başlamıştır.  
*Dergi, 55 yıllık yayım hayatı boyunca, gerek tasarım, gerekse üslup açısından, Türk dergicilik anlayışında birçok yeniliğe imza atmıştır.
*Siyasal olayların kara mizahını yapar.
*Değişen, yenilenen düşüncenin sesi olarak, monarşi yanlısı ve milli mücadele karşıtı Refik Halit Karay‘ın “Aydede“sinin karşısında yükselen değerlere evsahipliği yapmıştır.
*Kemalizmin, bağımsız bir devletin ve Cumhuriyetin en koyu savunucusu haline gelir; karşıt görüşler ve bunları dile getirenler hicivsel bir mizahla alaya alınır.  
*Akbaba’da Orhan Veli Kanık‘ın ön ayak olduğu “Garipçiler” akımı kıyasıya eleştirilmiştir.
*Bu akımın etkisinde yazın faaliyeti gösterenlere “Bobstil” yakıştırmasında bulunulmuştur.
*Akbaba’nın en büyük handikapı ise, İstanbul’un modernleşen yaşam kültürünü konu etmesi, sadece bu şehri ve onun kültürel-sanatsal çehresini baz alması ve orta-üst düzey yaşam standardına sahip insanlara hitap eden bir dergi olmasıydı.  
*Sütunlarını, dönemin pekçok yazarına açan dergi, edebi fikirlerin mizahi yansımasında serbest bir arena haline gelmiştir.  
*Türk edebiyatının çok sayıda genç yeteneğine bir nevi stajyerlik hizmeti vermiştir.  
*Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, İbrahim Alaattin Gövsa, Muzaffer İzgü, Ercüment Ekrem Talu gibi birçok ismin, yeteneklerini sergileme fırsatını bulduğu ilk yayın organı olmuştur.
*1928 yılında, latin harflerine geçilmesiyle birlikte, tirajının oldukça düşmesi nedeniyle derginin yayınına ara verilir.
*Siyasi çalkantıların yoğunlaştığı 30’lu ve 40’lı yıllarda da, Akbaba’nın basımına zaman zaman ara verilmek zorunda kalındıysa da, Yusuf Ziya’nın ölümüne kadar neşriyatını sürdürmüştür.  
*Akbaba, şairin ölümünün ardından, 1977 yılına kadar, oğlu Engin Ortaç tarafından çıkarılmaya devam eder.

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön