ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM (HİKÂYE ETME) - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM (HİKÂYE ETME)

TÜRKÇE > KONULAR > ANLATIM TÜRLERİ (ANLATIM BİÇİMLERİ)

1- ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM: (HİKÂYE ETME)

*Gerçek veya tasarlanmış bir olayın (yaşanmış ya da yaşanması muhtemel bir olayın) belli bir noktadan alınıp geliştirildiği ve sonuca ulaştırıldığı anlatım biçimidir.
*Burada “olay” belirleyici unsurdur.
*Anlatımda olay örgüsü bulunur ve olay örgüsü ana olayı destekler niteliktedir.
*“Kişi, mekân ve zaman”, olay örgüsünü oluşturmak için kullanılan diğer unsurlardır.
*Günlük hayatta bir şeyler anlatırken bu anlatım biçimini kullanırız.
*Anlatımda olayın ilgi ve merak uyandıracak yönleri belirleyici olur.
*Olay akışı vardır. Olaylar birbiri üzerine gelişir.
*Öyküleyici anlatımda her şey hareket hâlinde verilir; varlıklar, durumlar yaşamın akışı içinde gösterilir, bir durumdan başka bir duruma geçiş vardır.
*Olayların gelişimi ve birbirine bağlanışı hareket öğesiyle sağlanır.
*Olaylar, belli bir zamana ve sıralamaya göre aktarılır
*Genellikle haber kipleriyle çekimlenmiş yüklemler kullanılır.
*Öyküleyici anlatım, genellikle hikâye, roman, masal, destan ve tiyatro; daha az olarak da gezi yazısı, hatıra, mektup ve günlük türlerinde kullanılır.
*Öğretici metinlerden çok sanatsal metinlerde kullanılır.
*Düşünce yazılarında pek kullanılmaz.
*Bu anlatım türünde yazılmış bir paragraf okuduğumuzda olay bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçer.
*Öyküleyici anlatımda amaç okuyucuyu olayın içinde yaşatabilmektir.
* “Olay hikâyesi” metinleri, bütünüyle bir olayın anlatımı üzerine kurulur.
*Olaylar birinci şahsın ağzından ya da üçüncü şahsın ağzından anlatılabilir.

Örnek:
Deniz tarafından bir ihtiyar; balıkçı kahvesine doğru usul usul ilerledi. Kapıyı aralayarak içeriye girdi. Sağda solda uyuyanlar vardı. Gür bir sesle herkesi selamladı. Kendinden emin adımlarla ilerledi, cam kenarındaki bir masaya oturdu. Garsondan bir çay istedi. Çayını içti, parasını ödedi ve dışarı çıktı. Denize doğru, içli bir şarkı söyleyerek yavaş yavaş yürümeye başladı.”

Örnek:
Tilki, yol başında durmuş etrafı gözetliyor muş. Karşıdan yaman bir kurtla bir çoban köpeğinin güle oynaya geldiklerini görmüş. Yanlarına gidip dostluklarının gerekçesini sormuş. Köpek: "Dün bu kurt bizim sürüye saldırdı. Birkaç koyunu boğazladı. Arkasından koştum; ama yetişemedim. Çoban da beni evire çevire dövdü. Ben de gidip eski düşmanımla dost oldum... Dostluğumuzun gerekçesi çobandır." demiş.”


Öyküleyici Anlatımın Unsurları:

Kişi – Olay – Mekan (Yer)- Zaman - Anlatıcı

ANLATICI:
*Öyküleyici anlatımla oluşturulmuş metinlerde anlatıcı yazar değildir.
*Yazar metni oluşturur fakat hikâyenin anlatılması işini başkasına yükler.
*Hikâyeyi anlatan kişiye anlatıcı denir.
*Anlatıcı;
öyküleyici anlatımın yer aldığı sanat metinlerinde (öykü ve romanda) kurmaca bir kişi; öyküleyici anlatımın yer aldığı öğretici metinlerde (anı, otobiyografi, biyografi, günlük) ise gerçek bir kişidir.
*Anlatıcının olaydaki durumu ve konumu, metnin etkileme gücünü arttıran etkenlerdir.

*Anlatıcının durumu ve konumuna göre iki tip anlatım vardır:

A-BİRİNCİ KİŞİLİ ANLATIM:
*Anlatıcı, anlatılan olayın bizzat kahramanlarından biridir.
*Anlatıcı olayları kendisi yaşamış, görmüş gibi anlatır.
*Yazının olay örgüsünde anlatıcı bizzat bulunur.
*Fiiller çoğunlukla birinci tekil kişiye (ben) göre çekimlenir.
*“Gördüm, yaptık, başlıyoruz” gibi anlatıcının da içinde bulunduğu kiplerle çekimlenen filler kullanılır.

Örnek:
Kapıdan çıkarken soluk yüzlü, sert bakışlı, iri yarı bir adam karşımda dikildi ve gözleri benden hesap sorar gibiydi. Aldırmadan yoluma devam etmeye çalıştım. Çirkin suratını aklıma kazıdım ve onun bakışlarındaki derin anlamı çözme gayretiyle saatlerce yürüdüm.”

B-ÜÇÜNCÜ KİŞİLİ ANLATIM:
*Anlatıcı, olayların gözlemcisidir.
*Anlatıcı, olayları üçüncü kişinin başından geçmiş gibi anlatır.
*Anlatılan olay örgüsünde anlatıcı bulunmaz.
*Anlatıcı, olayları, kahramandan “o” diye söz ederek anlatır.
*Fiiller çoğunlukla üçüncü tekil kişiye göre çekimlenir.
*“Gördü, yaptı, başladılar” gibi anlatıcının içinde bulunmadığı kiplerle çekimlenen filler kullanılır.

Örnek:
Kapıdan çıkarken soluk yüzlü, sert bakışlı, iri yarı bir adam karşısına dikildi ve gözleri ondan hesap sorar gibiydi. Aldırmadan yoluna devam etmeye çalıştı. Çirkin suratını aklına kazıdı ve onun bakışlarındaki derin anlamı çözme gayretiyle saatlerce yürüdü.”


ANLATICI BAKIŞ AÇILARI:
*Anlatmaya bağlı edebî metinlerde genel olarak üç tür bakış açısı kullanılır.
*Anlatıcı, 3 farklı konumdan birinde yer alır.
*Bir başka ifadeyle birinci ve üçüncü kişili anlatımlar, üç temel bakış açısına sahiptir:

>Hâkim (İlahi) Bakış Açısı:
*Anlatıcı olayın merkezinde yer alan biri değildir fakat olayla ilgili her şeye hakimdir.
*Bu yöntemde sınırsız bir bakış açısı vardır.
*Anlatıcı, anlatılanların tamamını bilen bir varlıktır.
*Kahramanların gizli konuşmalarını, kafalarından ve gönüllerinden geçeni de anlatır.
*Kahramanlardan daha çok şey bilir.
*Zaman zaman kendi yorumlarını ekleyebilir; açıklamalarda ve yargılarda bulunabilir.
*Ne kadar kişi varsa her birinin açısından olayları ayrı ayrı görmemiz sağlanır.
*Üçüncü tekil kişi ağzından anlatım vardır.

>Kahraman Anlatıcının Bakış Açısı:
*Metnin anlatıcısı, olayın merkezinde yer alan bir kahramandır.
*Bu yöntemde olayı anlatan "ben" vardır.
*Olayları anlatan kişinin bilgisi, kahramanlardan birinin bilgisiyle sınırlıdır.
*Anlatılan olayları kendi gözlemleri ve bilgisi kadar aktarabilir.
*Anlatıcı kendisiyle ilgili olayları anlatırken 1. tekil kişiyi (yürüyordum, kalktım…), diğer kişilerle ilgili olayları anlatıyorken de 3. tekil kişiyi (gördü, baktı…) kullanır.
*Olaylar, anlatıcının başından geçtiği ya da gözüyle gördüğü biçimiyle anlatıldığından, inandırıcılığı yüksektir.
*Okuyucuda gerçeklik duygusu oluşturur.

>Gözlemci Anlatıcının Bakış Açısı:
*Metnin anlatıcısı, olayın merkezinde yer almayan biridir.
*Bir kamera tarafsızlığıyla olup biteni ifade eder.
*Bu yöntemde olaylar dışarıdan görüldüğü biçimiyle nesnel bir tarzda aktarılır.
*Anlatıcı, kahramanlardan daha az şey bilir.
*Olaylar bize anlatılmıyor da kişinin gözünün önünde oluyormuş izlenimi verilir.
*Kişilerin duygu ve düşünceleri, eylemlerinden çıkartılır.
*Kişiler ve iç dünyaları hakkında, kendi söyledikleri ve davranışları izlenerek bir fikir sahibi olunabilir.
*Anlatım, üçüncü tekil kişi ağzından yapılır.

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön