AYT EDEBİYAT DERS NOTLARI-29 - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

AYT EDEBİYAT DERS NOTLARI-29


AYT EDEBİYAT DERS NOTLARI-29


FECR-İ ATİ EDEBİYATI (1909-1912)

(Geleceğin Şafağı/Aydınlığı/Işığı/Doğuşu)   


*Servet-i Fünun sonrası boşluğu doldurmak isteyen gençlerin, Mart 1909’da, Hilal gazetesi matbaasında Şehabettin Süleyman öncülüğünde toplanıp oluşturduğu topluluktur.

*2. Meşrutiyet (1908) sonrası oluşmuş ve kısa süreli olmuştur.

*Topluluk, 24 Şubat 1910 tarihli Servet-i Fünun’da bir beyanname yayımlamıştır.

*Sanatta ferdiyetçiliği ve estetik değerleri benimsemişlerdir.

*Edebiyatımızda edebi bildiri (manifesto/ beyanname) yayımlayan ilk topluluk olmuştur.
(Daha sonra Yedi Meşaleciler ve Garipçiler de bildiri yayımlamışlardır.)

*Fecr-i Âticilerin en önemli özelliği yeni bir sanat anlayışı ortaya çıkarmak amacıyla bilinçli bir şekilde bir araya gelmeleri ve bir “beyanname” yayımlamalarıdır.

*Beyannâmede imzası bulunanlar:  
Faik Âli Ozansoy (Fecr-i Ati adını veren kişi), Ahmed Samim, Ahmed Hâşim, Emin Bülend Serdaroğlu, Emin Lâmi, Tahsin Nâhid, Celâl Sâhir Erozan, Cemil Süleyman Alyanakoğlu, Hamdullah Subhi Tanrıöver, Refik Halid Karay, Şehabeddin Süleyman, Abdülhak Hayri, İzzet Melih Devrim, Ali Canip Yöntem, Ali Sühâ Delilbaşı, Fazıl Ahmed Aykaç, Mehmed Behçet Yazar, Mehmed Rüşdü, Mehmed Fuad Köprülü, Müfid Râtib, Yakup Kadri Karaosmanoğlu.

*Fecr-i Ati sanatçıları Servet-i Fünun, Şehbal, Resimli Kitap, Rübab gibi dergilerde yazmışlardır.  

*Servet-i Fünûn'a bir tepki olarak ortaya çıktıkları iddia edilir. Fakat Servet-i Fünûn’dan öteye gidememişlerdir.

*"Sanat şahsi ve muhteremdir." (Sanat kişisel ve saygıya değerdir) görüşüne bağlıdırlar.

*“Sanat için sanat” anlayışını benimsemişlerdir.

*"Edebiyat ciddi ve önemli bir iştir, bunun halka anlatılması lazımdır." görüşüne sahiptirler.

*Edebiyatta o güne kadar oluşturulan tüm değerleri “eski” olarak kabul etmişler, farklı ve yeni bir edebiyat ortamı oluşturmak istemişlerdir.

*Fecr-i Âtî üyeleri, eserlerinin “Fecr-i Âtî Kütüphanesi” adı altında yayımlanmasını planlamıştır.

*Fransız edebiyatını örnek almışlardır.

*Bu topluluk sanatçıları genelde alıngan ve romantik kişilerdir.

*Bireysel konulara yönelmişlerdir.

*Şiirlerinde işledikleri başlıca temalar tabiat ve aşktır.

*Tabiat tasvirleri gerçeklikten uzak ve subjektiftir.

*Şiirlerde marazi, melankolik, platonik, maddeden uzak bir beşerî aşk dillendirilir.

*Hayallerinde daima hassasiyetin en üst seviyesindedirler.

*Fecr-i Âtî mensuplarına göre edebî metinde her şey apaçık söylenmemeli, yarı kapalı bir şekilde ifade edilmelidir.

*Sanatlı söyleyişlere ve imgelere sıkça yer vermişlerdir.

*Onlara göre, gerçek şiir, herkesin kendisine göre yorumlayabileceği şiirdir.

*Dil bakımından Servet-i Fünûn'un devamıdır.  

*Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalarla dolu, günlük dilden uzak ve kapalı bir şiir dili oluşturmuşlardır.

*Edebiyat-ı Cedideciler gibi -ahenk uğruna- az kullanılan Arapça ve Farsça kelimeleri Türkçeye sokma gayreti görülür.
[ Mesa (akşam), miyah (sular), lahn (nağme), cevf (boşluk), erganun, zehebî (altun renginde), riyâh(rüzgâr), mülhime (ilham perisi) ]

*Eserleri bir tablo gibi sunmak için bol bol sıfat kullanmışlardır.

*Önceki dönemlerden gelen nazım biçimlerini kullanılmakla beraber; özellikle serbest müstezat ve soneyi tercih etmişlerdir.

*Serbest müstezatı geliştirmişlerdir.

*Fecr-i Âtî mensupları, şiiri kelimelerle kurulmuş bir müzik parçası olarak görür.

*Kulak için kafiye anlayışı uygulanmıştır.

*Aruz veznini kullanmışlardır.

*Şiirde parnasizm, sembolizm ve empresyonizm etkisi görülür.  

*Roman ve hikâyede ise realizm ve natüralizm etkilidir.

*Hikâyede Maupassant, tiyatroda ise Henrich İbsen örnek alınır.

*Fecr-i Ati, Servet-i Fünun ile Milli Edebiyat arasında köprü görevi görmüştür.

*Fecr-i Ati'nin en önemli temsilcisi Ahmet Haşim'dir.

*Bu topluluk sonraları bir tek Ahmet Haşim’le anılır olmuştur.

*Toplumsal konuları ele almamışlardır.

*Düz yazı alanında (hikâye, roman) önemli bir varlık gösterememişlerdir.

*Tiyatroda halkın dili kullanılmaya çalışılmıştır.

*Türk edebiyatına herhangi bir yenilik getirememişlerdir.

*Tam bir birlik oluşturamamışlardır. (Ortak noktaları azdı.)

*31 Mart Vakası, Balkan Savaşları ve Milli Edebiyat akımının ortaya çıkışıyla topluluk dağılmıştır.

*Topluluk üyeleri büyük oranda istifa etmişler, kimileri Milli Edebiyat hareketine katılmış, kimileri de bireysel bir sanat anlayışı içinde kendi eserlerini yayımlamaya devam etmişlerdir.

*Fecr-i Ati sanatçılarının, topluluk dağıldıktan sonra çeşitli alanlarda başarılı örnekler verdiği görülür.


FECR-İ ATİ EDEBİYATI SANATÇILARI:
AHMED HÂŞİM, EMİN BÜLEND SERDAROĞLU, TAHSİN NÂHİD, ŞEHABEDDİN SÜLEYMAN, MÜFİD RÂTİB, FAZIL AHMED AYKAÇ, İZZET MELİH DEVRİM, CEMİL SÜLEYMAN ALYANAKOĞLU, AHMED SAMİM, EMİN LÂMİ, HAMDULLAH SUBHİ TANRIÖVER, FAİK ALİ OZANSOY, CELÂL SAHİR EROZAN, REFİK HALİD KARAY, ABDÜLHAK HAYRİ, ALİ CANİP YÖNTEM, ALİ SÜHÂ DELİLBAŞI, MEHMED BEHÇET YAZAR, MEHMED RÜŞDÜ, MEHMED FUAD KÖPRÜLÜ, YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU.


Fecr-i Ati Topluluğunun Hedefleri:

*Edebiyata hevesli ve yetenekli gençleri bir araya getirmek ve yetiştirmek.

*Edebiyat ve fikir konuları ile ilgili konferanslar düzenlemek.

*Batıyı günü gününe takip etmek.

*Batı edebiyatını Türk edebiyatına tanıtmak; Türk edebiyatını Batı edebiyatına tanıtmak.

*Batıdaki benzer topluluklarla temas kurmak.

*Fecr-i Âti Kütüphanesi adı altında bir yayın serisi oluşturmak.

*Batının eserlerini Türkçeye kazandırmak için dil komisyonu oluşturmak.

*Açık fikir münakaşaları ile kamuoyunu aydınlatmak.


Servet-i Fünun Topluluğu ile Fecr-i Ati Topluluğunun Benzer Yönleri:

*Ağır bir dil kullanmaları.

*Topluluklarına isim vermeleri.

*“Sanat, sanat içindir” görüşü.

*Sanatı bireyselleştirmeleri.

*Toplumdan uzaklaşmaları.  

*Serbest müstezat, sone gibi nazım biçimlerini kullanmaları.  

*Servet-i Fünunla aynı dergide yazılarının yayınlanması.

----------------------------------------


FECR-İ ATİ EDEBİYATI SANATÇILARI:


AHMET HAŞİM: (1884(?)-1933)

*Şair, yazar, memur, öğretmen, tercüman

*Modern Türk şiirinin kurucularındandır.

*Okul arkadaşları ona “Arap Haşim“ lakabını takmıştır.

*Annesini küçük yaşta kaybetmesi ve takılan bu lakap ruhunda huzursuzluk oluşturmuştur.

*Bu onda hayattan uzaklaşıp hayal âlemine sığınma arzusu uyandırmıştır.

*Hamdullah Suphi, İzzet Melih, Emin Bülent ve Abdülhak Şinasi ile okul arkadaşı olmuştur.

*Akşam ve İkdam gazetelerinde köşe yazıları yazmıştır.

*Fecr-i Ati topluluğunun ve modern Türk şiirinin en önemli şairlerindendir.

*Servet-i Fünun edebiyatına yapılan hücumlara makaleleriyle katılmıştır.

*Fecr-i Ati topluluğu dağıldıktan sonra da edebî anlayışını değiştirmeden sanat hayatına devam etmiştir.

*“Sanat için sanat” anlayışına bağlıdır.

*Sembolizmin edebiyatımızdaki en önemli temsilcisidir.  

*Haşim’in bilinen ilk manzumesi “Hayâl-i Aşkım”, 1901’de Mecmûa-i Edebiyye’de yayımlanmıştır.  

*İlk şiirlerinde, Muallim Nâci, Abdülhak Hâmid, Tevfik Fikret ve Cenab’ın etkileri görülür.

*Anlamca kapalı olan şiirleri sever. Dili ağırdır.

*Fransız şiirini, özellikle Fransız ve Belçikalı sembolistleri takip etmiştir.

*Kendi nesli içinde Batı şiirini en iyi araştıran ve bilen sanatçılardandır.  

*Hâşim için titiz ve “saf şiir” peşinde bir şair demek doğru olur.  

*Piyale adlı eserinde yer alan, “Şiirde Mâna ve Vuzuh” (sonradan “Şiir Hakkında Bazı Mülâhazalar”)  adlı yazısı, edebiyatımızda şiir üzerine yazılan önemli makalelerdendir.

*Hâşim, şiirde mana ve anlaşılabilirlik aranmayacağını ileri sürer.  

*Şiir, bir hikâye değil, sessiz bir şarkıdır.

*Gerçek şiir, ona göre herkesin kendisine göre yorumlayabileceği şiirdir.

*Şiirde söyleyiş (musiki), anlamdan (konudan) önce gelir.

*Gerçek şiir, nesre çevrilmesi mümkün olmayan bir şiirdir.

*Şiirlerinin çoğunda melankoli, karamsarlık, uzak ve meçhul diyarlara duyulan özlem ve farklı bir mûsiki hissedilir.

*Karamsarlık ön plandadır.

*Hâşim’in şiiri, sembolizm ve empresyonizm (izlenimcilik) akımın tesiri altında kalmıştır.

*Şiirleri imge bakımından zengindir.

*Tasvirlere sıkça yer verip, sıfatları bolca kullanmıştır.

*Şiirlerindeki en önemli imgeler, “akşam, güneşin doğuşu, güneşin batışı (şafak, gurup), gece, mehtap, güller, yıldızlar, ormanlar” gibi hayal kurmaya uygun yerler ve durumlardır.

*Bireysel konulara ağırlık vermiştir.  

*Şiirlerinde aşk, doğa, hayal, ölüm, çocukluk anıları, gerçek hayattan kaçış konuları egemendir.

*Dış dünyayı iç dünyasıyla birleştirmiştir. (empresyonizmin etkisi)

*Serbest müstezat ve sone tarzı, şiirlerinde ön plandadır.

*Hece ölçüsünü köylü ölçüsü olarak görmüş ve bütün şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır.

*Hâşim’in yazıları, şiirinden farklı bir özellik gösterir.  

*Yazılarının açık, berrak, nisbeten sade, nükteli ve alaycı bir yapısı vardır.  

*Yazılarında parlak zekâsını ortaya koyan orijinal buluş ve görüşler de yer alır.

*Nesirlerinde de kelime seçiminde titiz davranmış ve fazla derinliği olmayan dış dünya intibalarını nakletmiştir.  

*Fıkra, sohbet, edebî tenkit ve gezi yazısı türünde beğenilen eserler ortaya koymuştur.

*Hâşim, son devir edebiyatımızın toplum meseleleri ile en ilgisiz şairidir.  

*Dinî duygulara da ilgisiz kalmıştır.

*Sembolizm yoluyla bir çeşit mistisizme yaklaşmış olduğu söylenebilir.

*Türk edebiyatında “akşam şairi” olarak da anılır.

>>> ESERLERİ:

Şiir: Göl Saatleri, Piyâle

Nesir (Deneme, Sohbet, Fıkra): Bize Göre, Gurebâhâne-i Laklakan

Gezi yazısı: Frankfurt Seyahatnamesi

Ünlü Şiirleri: Şi’r-i Kamer (şiir dizisi), Merdiven, Tahattur, O Belde, Bir Günün Sonunda Arzu

----------------------------------------


TAHSİN NAHİT (1887-1919)

*Şair, oyun yazarı, spor adamı, memur; yazar ve çevirmen Mina Urgan'ın babası

*Öğrencilik yıllarında edebiyat ve politikayla ilgilenmiştir.

*Galatasaray Spor Kulübü kurucuları arasında yer almıştır.

*Edebiyatımızda "Adalar Şairi" olarak tanınmıştır.  

*Edebiyata şiirle girmiştir.

*İlk şiirleri Selanik’te çıkan Çocuk Bahçesi dergisinde “T. Nahideadıyla yayımlanır.

*Hale, Muhit, Resimli Kitap dergilerinde şiir ve öyküleri yayımlanmıştır.

*Aşiyan’da yayımlanan manzumeleri ününü artırmıştır.

*Bireysel konulu şiirler yazmıştır.

*Genellikle “kadın, aşk, çocukluk, yaşamdan kesitler” üzerine şiirler yazmıştır.

*Serbest müstezad şeklini ağırlıklı olarak kullanmıştır.

*Şaire en çok ün getiren şiiri “Adalar, Kamer ve Zühre” olmuştur.

*Şiirlerinde Ahmet Haşim etkisi görülür.

*Tahsin Nahid şiirleri vasat olarak nitelendirilebilir.

*Sade dilden çok, eski kelimelerin bolca kullanıldığı bir dili tercih etmiştir.

*Genellikle aruz ile yazmıştır. Az da olsa hece ölçüsü ile yazdığı şiiri vardır.

*Fecr-i Ati topluluğunun üyeleri arasındadır.

*Fecr-i Ati topluluğu içinde şiirlerini kitap halinde bastıran (Ruh-ı Bî-kayd) ilk sanatçıdır.

*II. Meşrutiyet'ten sonra oyun yazarlığına yönelir.

*Fecr-i Ati'nin kadın yazarlarından Ruhsan Nevvare ile üç perdelik “Jön Türk” adlı oyunu yazarlar.  

*Bu oyun, Ferah Tiyatrosu'nda sahnelenir ve çok konuşulur. Baskı dönemini anlatan bir oyundur.

*Tahsin Nahid, tiyatro eleştirileri de yazmıştır.

*Avrupa tiyatrolarının sıkı bir takipçisi olduğu için yazdığı eleştiri yazıları Türk tiyatrosu için önem arz eder.

*Edebiyat çevrelerinde hassas ve dürüst biri olarak tanınmıştır.

>>> ESERLERİ:

Tiyatro: Yakarım Bu Şehri Evlendiğin Gün, Hicranlar, Firar

Tiyatro/Ruhsan Nevvare il yazdıkları: Aşkımız, Sanatkârlar, Jön Türk

Tiyatro/Şahabettin Süleyman ile yazdıkları: Kösem Sultan, Kırık Mahfaza, Osman-ı Sani, Talak, Bir Mücadele-i Hissiye, Ben.. Başka!

Tiyatro/Uyarlama: Bir Çiçek İki Böcek, Rakibe, Akortacı, Bursalı Hâle

Şiir: Ruh-ı Bikayd; Fener; Adalar, Kamer ve Zühre

----------------------------------------


EMİN BÜLENT SERDAROĞLU (1886 – 1942)

*Şair, futbolcu, spor adamı, memur

*Lisedeyken şiir yazmaya başlar. Bir yandan da sporla ilgilenir.  

*Galatasaray Spor Kulübünün kurucuları arasındadır. Aynı zamanda takımda da oynar.  

*Galatasaray futbol takımının ilk Türk kaptanı ve sol açık hücum oyuncusudur.

*Balkan Savaşı'na, Birinci Dünya Savaşı'na, Suriye ve Çanakkale cephelerine katılır.

*Politikadan uzak durmaya çalışmış, milliyetçi ve vatansever bir insandır.

*Edebi kültürünü lisedeyken kazanmıştır.

*Fransız edebiyatını takip etmiş; Edebiyat-ı Cedide neslinin tesiri altında kalmıştır.

*Tevfik Fikret hayranıdır.

*Şiirle sürekli uğraşamamıştır.

*Fecri ati etkisinde yazdığı şiirleri uzun, süslü sanatlı ve şahsi konularda yazılmış şiirlerdir.

*Aruzla yazmıştır.

*Şiirlerinde, mekân ve zamandan uzaklaşma arzusu hissedilir.

*Destansı (epik) özellikler görülür.

*Aşk, ayrılık ve ölüm işlediği konulardandır.

*Önceleri bireysel, sonradan toplumsal konular üzerinde durmuştur.

*Fecr-i Ati sonrası milli konulara yönelir.

*Yunanlıların Girit’te çıkarma yapmasından sonra; Victor Hugo’nun “Mavi Gözlü Yunan Çocuğu” adlı şiirine karşı yazmış olduğu “Kin” şiiriyle tanınmıştır.

*”Kin” ve “Hisarlara Karşı” şiirleriyle Milli Edebiyat’ın habercisi olmuştur.

*Şiirlerinde benzetme ve istiarelere gereğinden çok yer vermiştir.

*Lirik, sanatlı söyleyişe meyilli, vezin ve kafiyede zaman zaman hataya düşen bir şâir olarak edebiyatımızdaki yerini almıştır.

*Ahmet Haşim onun şiiri için “Türk şiirinin üstünden bir kuyruklu yıldız gibi geçti. Ondan ağzımızda tamamlanmamış bir lezzet kaldı.” demiştir.

>>> ESERLERİ:

Şiir: Emin Bülent'in Şiirleri (Salih Zeki Aktay tarafından yayımlanmıştır.),  
Fec-i Âti Şairleri: Emin Bülend (R. Necdet Evrimer tarafından yayımlanmıştır.)

Ünlü Şiirleri: Kin, Hatay’a Selam, Hisarlara Karşı, Bir Destan Gibi, Dev şarkısı, Hatif Diyor ki, Çöller

---------------------------------------------

ŞAHABETTİN SÜLEYMAN (1885 – 1919)

*Şair, yazar, fikir adamı, memur, öğretmen, gazeteci

*Okul yıllarında Fransızca'yı iyi derecede öğrenmiş; Fransız edebiyatına vakıf olmuştur.

*Çıkmaz Sokak adlı tiyatrosunun ahlak dışı bulunması üzerine öğretmenlikten alınır.

*Aktif politikaya yönelmiş ve Osmanlı Demokrat Fırkasına katılmıştır.

*1912'den sonra siyâsî faaliyeti bırakıpRübab” adlı haftalık dergi çıkarmış; başyazarlık yapmıştır.

*Balkan savaşı yıllarında Türk Ocağı'na girer.

*Arkadaşları arasında sevilen bir şahsiyet olmasına rağmen servetini israf etmiş, sağlığına dikkat etmemiş ve gençliğini bohem sefaleti içinde geçirmiştir.

*İlk yazısı, İzmir’de yayımlanan “Ahenkadlı dergide çıkan “Ceriha-i Namus” adlı öyküsüdür.

*Şiir ve Tefekkür adlı bir dergi çıkarmak istemiş ama ancak iki sayı çıkarabilmiştir.

*Fecr-i Âti edebî topluluğunun kuruluşunda Şahabettin Süleyman da yer almıştır.

*"Sanat şahsî ve muhteremdir." cümlesinin ona âit olduğu söylenir.

*Edebi hayatında Ömer Seyfeddin’in rolü olmuştur.

*Şahabettin Süleyman'ın hikâyelerinin çoğu aşk konuludur.

*Tiyatroları genelde tezli sosyal dramlardır. Teknik açıdan zayıftır.

*Tiyatro yazarlığının yanı sıra bazı tiyatrolarda oyuncu olarak sahneye çıkmıştır.  

*"Dâr'üt-Temsîl-i Osmânî", "Yeni Tiyatro Cemiyeti" gibi tiyatro topluluklarına katılmıştır.

*Tiyatro ile ilgili tenkitler yazar.  

*Yazılarının ve eserlerinin ana temaları aşk, kıskançlık, ihanet, ihtiras, aile içi geçimsizlikler, çocuk sevgisi, sanat ve meslek gayreti, siyasî çekişmeler, istibdat, taassup, aydın-halk-yönetici anlaşmazlığı, nesil ve kültür farklılıklarının doğurduğu sorunlardır.

*Genel anlamda konuşma diline yakın bir dil kullanmıştır.

*Batı edebî türü olan "nuvel-diyalog" şeklini "tekellümî hikâye" adıyla edebiyatımıza getirmiştir.

*"Fantaziye" dediği mensur şiirler de yazmış; sanat ve edebiyat üzerine tenkid yazıları, edebiyat tarihleri, antolojiler kaleme almıştır.

*Batı edebiyatı akımlarıyla beslenip Anadolu’nun Türkleşmeye başladığı dönemin şairlerindeki samimi söyleyişi esas alan “Nâyîler” (Nesl-i Ati / Yeni Nesil)  adlı yeni bir edebî zümrenin oluşumunu desteklemiştir.

*Türkiye’de modern anlamdaki edebiyat tarihi çalışmalarının kurucusu sayılır.  

*Yazdığı Târîh-i Edebiyyât-ı Osmâniyye idâdîlerde ders kitabı olarak okutulmuştur.

*Abdülhak Şinasi Hisar, onun hakkında "büyük aşkların değil, küçük iptilâların adamı" der.

>>> ESERLERİ:

Tiyatro: Fırtına, Çıkmaz Sokak, Aralarında, Karun, Avdet, Aziz Katil, Kül ve Burgu, Yeni İzdivaçlarda

Tiyatro/Tahsin Nahit ile yazdıkları: Kösem Sultan, Kırık Mahfaza, Osman-ı Sani, Talak, Bir Mücadele-i Hissiye, Ben.. Başka!

Hikâye: Fırtına, Ceriha-i Namus

Ders Kitabı: Târih-i Edebiyat-ı Osmaniye, Yeni Osmanlı Tarih-i Edebiyatı (Fuad Köprülü ile)

Antoloji: Rehber-i Erib-Kâmil: Bir Muallimin Şâkirdlerine Dersleri, Resimli Muktatafât

Edebî Tenkid, Edebiyat Tarihi: Nâmık Kemâl, Abdülhak Hâmid, Sanat-ı Tahrir ve Edebiyat, Malûmat-ı Edebiyye I-II (Fuad Köprülü ile)  

Fikrî Eserleri: Meşrutiyette Terbiye-i Etfal (Fuad Köprülü ile), Osmanlılıkta Vâhime-i Mesuliyyet

----------------------------------------


MÜFİT RÂTİP: (1887-1920)

*Şair, yazar, çevirmen, eleştirmen, kâtip

*Fecr-i Âti topluluğunun kurucularındandır.

*Edebiyata mensur şiirler yazarak başlamış; sonradan tiyatroya yönelmiştir.  

*Servet-i Fünun, Resimli Kitab, Musavver Muhit gibi yayın organlarında tiyatro tenkitleri yazar.  

*Batılı yazarlardan oyunlar çevirmiş, uyarlamalar yapmıştır.

*Fecr-i Âti topluluğu içerisinde tiyatro ile ilgilenen iki önemli isimden biridir (Diğeri Tahsin Nahit).

*Tiyatro tekniği bakımından toplulukta öne çıkmıştır.

*Hayatını Türk tiyatrosunun gelişme ve ilerlemesine adamış; tiyatrolarında sosyal sorunlara dikkat çekmiştir.

*Kadın-erkek ilişkileri ve bu ilişkilerdeki çarpıklıklar ana temalarıdır.

*Çağının tiyatro hareketleriyle yakından ilgilenir ve Osmanlı'da tiyatro konusunda çeşitli çalışmalar yapar.

*Tiyatro ile ilgili eleştiriler yazmıştır.  

*İlk tiyatro eleştirmenlerinden biridir.

>>> ESERLERİ:

Çeviri Roman: Güzel Dost

Tiyatro: Sayfiyede, Zincir, Zeki Çocuk, Kanije Müdafaası ve Tiryaki Hasan Paşa (Refik Halit Karay ile)

Adapte: Bir Sükut-ı Nâ-tamam, Bir Buhran, Kadın Pençesi, Büyük Gece, Hücum, Hırsız, Namus

----------------------------------------


FAZIL AHMET AYKAÇ (1884 – 1967)

*Şair, yazar, mizahçı, memur, öğretmen, milletvekili

*Mutasarrıf babasının etkisiyle küçük yaşta dinî ve tasavvufî kültürle tanışır. Hafızlık çalışmıştır.

*Babasıyla gittiği yalı toplantılarında, edebiyat sohbetleri dinler ve etkilenir.

*Edebiyata şiir yazarak başlamış ve Fecri Ati topluluğuna katılmıştır.  

*1908 yılından itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde türlü konularda makaleler, mizahî yazılar yazar.  

*Daha çok eğitim, psikoloji ve felsefe alanlarında yazar.

*Tanin gazetesinde mizahî şiirler yayımlar.

*Meşrutiyet yıllarında, idareyi hicveden yazılar yazmıştır.

*Mizah ağırlıklı şiirleriyle ve yazılarıyla dikkat çekmiş bir sanatçıdır.

*Hiciv geleneğini mizaha dönüştürmüştür.

*Mizah edebiyatımızda önemli bir yeri olduğu söylenebilir.

*Şiirlerinde Dîvan şâirlerinin üslûp ve tekniğinden faydalandığı görülür.

*Aruz ve heceyle şiirler yazan Fâzıl Ahmet'in dili oldukça yalındır.

*İlk eserleri Seyyâre gazetesinde yayımlanır.

*Demet dergisinde Fransızcadan şiir, nesir ve hikâye tercümeleri yapar.

*Yazılarının en önemli özelliği hicivli (iğneleyici) olmasıdır.

*Şiir alanında da yeni bir şey ortaya koymak yerine hicve yönelmiştir.

*Rıza Tevfik, Fazıl Ahmet için, politipik bir insan (çok değişik alanlarda kültür sahibi) der.

*Devrinde, kendisine “edebiyat mâbedinin şeytanı” denmiştir.

*Kitap okumaya düşkün, zeki, bilgili, zarif, nüktedan bir insan olarak kendisini sevdirmeyi bilmiştir.

>>> ESERLERİ:

Şiir: Divançe-i Fazıl (Teşâür-i Nefiyâne), Harman Sonu, Gelecek Asırlarda Tarih Dersi (Broşür şeklinde), İkinci Sis

Hatıra: Kırpıntı  

Deneme ve Hatıra: Şeytan Diyor ki

Siyasetname: Yol Karnesi (Basılmamış)

Diğer: Terbiyeye Dair (Eğitim ve Felsefe üzerine); Fâzıl Ahmet: Hitabeler, Şiirler, Hicivler

----------------------------------------


İZZET MELİH DEVRİM (1887 – 1966)

*Şair, yazar, çevirmen, memur, öğretmen

*Küçük yaşta edebiyatla ilgilenmeye başlamış; henüz onlu yaşlarda "Çocuklara Mahsus Gazete" ve "Mecmua-i Edebiye”de şiirleri yayımlanmıştır.

*Anadolu Ajansı Müdürlüğü yapmıştır.

*Paris Yazarlar Birliği daimî üyeliğine seçilir.

*1909’da Fecr-i Ati topluluğuna dâhil olmuştur.

*Fecr-i Ati topluluğuna katıldıktan sonra hikâye, roman, tiyatro ve mensur şiir türlerinde eserler vermiştir.

*Yazdığı romanlarında, duygusal aşkları konu almıştır.

*Anlatım açısından betimlemelerle yüklü, süslü bir dili benimsemiştir.

*Çeşitli gazete ve dergilerde yazıları yayımlanır; çeviri ile uğraşır.  

*1918 yılında Sermet adlı romanını Fransızcaya çevrilmiş; önsözünü Pierre Loti kaleme almıştır.

*Türk edebiyatının Batılılaşmasında büyük gayretleri olmuştur.

*Yurt dışında ilgi gören sanatçılarımızdandır.

>>> ESERLERİ:

Roman: Tezat, Sermet

Nesir:  
Her Güzelliğe Âşık (Hikâye ve gezi notları yer alır.)
Hüzün ve Tebessüm (Mensur şiirler, mektup parçaları, küçük hikâyeler yer alır.)

Oyun: Leyla ( Fransızca)

İnceleme: Henri Bataille (Fransızca)

Çeviri: Antere, Fantasio ve Lorenzaccio, Meşaleler

----------------------------------------


CEMİL SÜLEYMAN ALYANAKOĞLU (1886 – 1940)

*Yazar, öğretmen, doktor

*Meşrutiyet’ten sonra yazdığı hikâye ve romanlarla edebiyat dünyasında tanınmaya başlar.

*Fecr-i Âtî topluluğuna katılmış ve Servet-i Fünûn dergisinde yazmaya başlamıştır.

*1923’ten itibaren Güneş dergisinde ve Vakit gazetesinde hikâye ve yazıları yayımlandı.

*Sürekli cephelerde görev yapması nedeniyle yazı hayatına aralar vermiştir.

*Hayatının 27 yılı gurbette geçer.

*Edebiyat dünyasında unutulmaya yüz tutmuş sanatçılardandır.

*Eserlerinde Halit Ziya’nın etkisi görülür.  

*İlk hikâyelerinde aşk ve kadın ön plana çıkmıştır.

*Kahramanlarında, mesleğinin ve sürekli cephelerde yer almasının açık izleri görülmektedir.  

*Romantik bir duyarlılıkla halk tiplerini işlemiştir.

*Hikâyelerinde doktor-hasta ilişkileri, aşırı duygusal hastalıklı tipler, mutsuz ilişkiler de yer alır.

*Askerlikten terhis olup, yazı hayatına döndüğünde yeni bir dil anlayışı benimsemiş; dilde sadeleşmeye gitmiştir.

*Teknik bakımdan kusurlu olmakla birlikte romanlarındaki psikolojik tahliller başarılıdır.

>>>ESERLERİ:

Roman: İnhizam, Siyah Gözler, Kadın Ruhu

Öykü: Timsal-i Aşk, Ukde

-----------------------------------------
AHMET SAMİM (1884-1910)

*Fecr-i Ati yazarı,  gazeteci

*Fecr-i Aticiler içerisinde sadece gazetecilikle uğraşmış bir şahsiyettir.

*Çalıştığı gazetelerde İttihat Terakki yönetimini sert biçimde eleştiren siyasî yazılar yayımlamıştır.

*31 Mart Olayı’nda (1909), saldırıya uğramış; İstanbul’a gelen Hareket Ordusu’nun karargâhına sığınmıştır.

*Bu vakadan sonra Hilâl gazetesini çıkarır.

*Bir ara Sada-i Millet gazetesinde başyazarlık yapar.

*İttihatçıların mutasarrıflık önerisini reddeder.

*9 Haziran 1910 akşamı arkadaşı Fazıl Ahmet Aykaç ile gazeteden dönerken Bahçekapı’da vurularak öldürülür.

*Suikast ile öldürülen ilk gazetecilerdendir.

*(Not: Türk basınında İttihatçıların kurşunlarına hedef olan ilk şahsiyet Hasan Fehmi Bey’dir.)


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön