AYT EDEBİYAT DERS NOTLARI-43 - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

AYT EDEBİYAT DERS NOTLARI-43


AYT EDEBİYAT DERS NOTLARI-43


GARİP AKIMI (BİRİNCİ YENİ HAREKETİ) (1940-1950)

(ORHAN VELİ KANIK, OKTAY RİFAT HOROZCU, MELİH CEVDET ANDAY)

*1940'lara gelindiğinde, biçim açısından serbest şiire yoğun bir ilgi vardı.

*Heceyi, hemen hemen yalnızca Behçet Kemal Çağlar sürdürmekte; Ahmet Kutsi Tecer, halk şiiri geleneğinin yaygınlaşması için çalışmaktaydı.

*Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Sıtkı Tarancı, Cahit Külebi gibi değişik çizgilerdeki şairler de serbest şiirler yazmaktaydı.  

*"Birinci Yeni" olarak adlandırılan Garip akımı bu ortamda doğar.

*Ankara’da bir araya gelen okul arkadaşı üç genç, ilk manzumelerini Ankara Erkek Lisesinin yayın organı olan “Sesimiz” adlı dergide yayımlanmıştır.  

*İlk denemeleri “şairane” bir edayla ve hece ölçüsüyle yazılmış romantik metinlerdir.

*Bu üç genç sonraları ölçüsüz, uyaksız, şairanelikten uzak yeni bir şiir akımı başlatır.

* “Garipplanlı bir harekettir ve bir poetikası vardır.

*Bu akımın ilk şiirleri Varlık dergisinde görülür.

*Üç genç bu yoldaki şiirlerini 1941 yılında “Garip” adlı bir kitapta toplar.  

* “Garipçiler” adıyla anılmalarının sebebi de budur.  
(Sonradan “Birinci Yeni” olarak adlandırılmışlardır.)

*Şiirle ilgili görüşlerini bu yapıtın ön sözünde açıklamışlardır.

*Orhan Veli'nin yazdığı "Garip" önsözü bir bakıma bu yeni şiir akımının bildirisidir.  

*Bu ön sözde yerleşik şiir anlayışına meydan okuduklarını açıklamışlardır.

*Türk şiirinde o güne kadar yer etmiş kalıp ve anlayışlardan kurtulmak gerektiğini savunur ve biçimciliğe, duygusallığa karşı çıkarlar.

*Duyguya değil, akla önem vermişlerdir.

*Kuralsızlığı kural edinmişlerdir.

*Şiirin müzik, resim gibi sanatlarla olan ilişkisine son verilmesi gerektiğini dile getirirler.

*Şiirin bütün geleneklerden uzaklaşması gerektiğini ifade etmişlerdir.

*Şiire yeni bir bakış açısı getirmiş ve şiirin etrafındaki duvarları yıkmışlardır.

*Onlara göre şiir, her yerde görülen basit şeyleri anlatmalıydı.  

* “Basitlik, sadelik ve aleladelik (sıradanlık)” ilkesini benimsemişlerdir.

*Garipçiler, alaycı ve nükteciydiler.  

*Aydınları bırakıp halka yöneldiler.

*1945'te ikinci baskısı yapılan kitapta bu defa, sadece Orhan Veli'nin şiirleri yer alır.

*Orhan Veli, kitabın ikinci basımında sanat anlayışını gözden geçirme gereği duyar.

*Orhan Veli’nin şahsi ikinci kitabından itibaren şiirini değiştirdiği görülür. Toplumcu şiire yaklaşır.

*Orhan Veli ve arkadaşları şairaneliği yıktıktan, yerleşik beğeniyi sarstıktan sonra kimi şiirlerinde, karşı çıktıkları öğelere yeniden dönmüşlerdir.

*Geleneğe bağlı olan sanatçılar, Orhan Veli ve arkadaşlarını şiiri ayağa düşürmekle suçlamışlardır.

*Garip akımını Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu, Oktay Akbal desteklemiş; Ahmet Hamdi Tanpınar ise şiirden uzaklaşma saymıştır.

*Bu eğilim 1950'li yıllara kadar sürmüştür.

*Orhan Veli'nin ölümü sonrasında, diğer iki şairin de yollarının ayrılmasıyla Garip akımı fiilen sona ermiştir.

*Edebiyat tarihçileri, Garip akımını genellikle yeni şiirin başlangıcı sayarlar.

*Türk şiirine değişim imkânı sağlamış ve İkinci Yeni gibi büyük bir şiir damarının oluşumuna yol açmıştır.

----------------------------------------


GARİP ŞİİRİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ:

*Garipçiler, şiirde her türlü kurala ve kalıplara (ölçü, kafiye, dörtlük vs.), yani geleneksel şiire karşı çıkmışlardır.

* “Bütün” güzelliği öne çıkarılmıştır.

*Serbest ölçü ve serbest şiir egemen olmuştur.

*İmgeyi boşlarlar, çağrışımdan kaçınırlar ve bilinçaltına yönelirler.

*Söz sanatlarına, mecaza, süse ve suniliğe karşı çıkıp; yalınlığa önem verdiler.

*Şiirde söz ve anlam oyunları bırakılmıştır.

*Halk söyleyişlerini ve günlük konuşma dilini kullandılar.

*Anlam, şiirin en önemli niteliği olarak öne çıkarılmıştır.

*Halk şiirinin anlatım ve deneyimlerinden faydalandılar.

*O güne kadar şiirimizde kullanılmayan bir takım sözcükleri kullandılar.

* "Nasır" gibi bayağı bir sözcüğün de şiirde kullanılabileceğini gösterdiler.

*Dil, sürekli bir özleşme ve arınma çabasındadır.  

*“Şiir halka seslenmelidir” anlayışıyla sokağı ve günlük yaşamdaki her şeyi şiire aktarırlar.

*Soyut temalar yerine “ekmek derdi, günlük meseleler” gibi somut temalar işlenir.

*Sıradan insanlar şiire konu olmuştur.

*Yaşama sevinçlerini şiire yansıtmışlardır.

*İroni (istihza - ince alay)  ve mizah, Garipçilerin ayırıcı özelliklerindendir.

*Şiirde o güne kadar işlenmedik konulara da yer vermişlerdir.

*Sürrealizm (gerçeküstücülük) ve dadaizmden etkilenen sanatçılar bilinçaltını, düşleri ve çocukluk heyecanlarını sık kullanmışlardır.

*En çok görülen temalar, “yaşama sevinci, tabiat sevgisi, hayattaki bazı gariplikler, çocukluğa dönüş, ölüm, insan sevgisi, aşk”tır.

*Toplumsal yergiye de yer vermişlerdir.

*Kaynağını batı şiirinden alan Garipçiler, eskiye ait olan her şeyin ve şairane söyleyişin karşısında olmuşlardır.

*“Şiirsiz şiir” üretme söz konusudur.

*Şiirlerinde, ideolojik, politik söylemleri ve memleket sorunlarını işlemediler.

*Garipçilerin şiiri, alaya alınmış, tepkiyle karşılanmıştır. Ancak bu alay ve tepki giderek azalmış, bu şiirin yandaşları çoğalmıştır.

*Temsilcileri: Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday, Oktay Rifat Horozcu

----------------------------------------


Sürrealizm (Gerçeküstücülük):
*20. yüzyılın başlarında André Breton tarafından Freud’un görüşlerine (psikanaliz yöntemi) dayanılarak oluşturulan bir sanat akımıdır.
*Sürrealizmin bilgi ve esin kaynağı olan Freud’a göre, insanoğlunun dış dünyasından edindiği alışkanlıklar, istekler bilinçaltında toplanır.  
*Bu istekler düş (rüya, yarı rüya) durumunda çözülerek ortaya çıkar.  
*Sürrealistler, Freud’un bu görüşünü edebiyata uygulamışlardır.
*Bu akıma mensup sanatçılara göre şiir içimizde gizlenmiş duyguların dışavurumudur.  
*İnsan kapalı bir kutudur.  
*Ne olduğunu gösterebilmesi için aklın, mantığın ve geleneklerin etkisinden sıyrılmalıdır.  
*Şiirde noktalama işaretlerini kullanmamışlardır.
*İçinden geldiği gibi yazmak bu akımın en belirgin özelliğidir.
*Sürrealizmin Temsilcileri: André Breton, Paul Eluard, Louis Aragon
*Türk edebiyatındaki temsilcileri: Garip akımı şairleri Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat Horozcu

----------------------------------------


TOPLUMCU ŞİİR ZEVK VE ANLAYIŞINI
ÖN PLANA ÇIKARANLAR (1940-1960)

(RIFAT ILGAZ, CAHİT IRGAT, A.KADİR, SUAT TAŞER, MEHMET KEMAL, ENVER GÖKÇE)

*Nâzım Hikmet, 1938’deki mahkûmiyeti dolayısıyla şiir dünyasından çekilir.

*Onun şiirlerinden fikir ve nâzım tekniği bakımından etkilenmiş bazı şairler, onun şiirdeki çizgisini değişik şekil ve üslûplarda devam ettirirler.

*Anılan şairlerin büyük çoğunluğu halkın diline, zevkine, söyleyişine ve halk şiirine uygun bir edebiyat tarzını benimsemişlerdir.

*Halk söyleyişinin egemen olmasında, halkevleri ve köy enstitülerinin de etkisi vardır.

*Nazım Hikmet’ten gelen serbest ölçülü şiiri kullanmış olan toplumcu şairlerin halk söyleyişlerine başvurmalarının temel nedeni ele aldıkları temalardır.

*Bu şairler Marksist fikirler doğrultusunda toplumun sorunlarını ön plâna çıkarmışlardır.

*Siyasî iktidarlara karşı çıkmış ve bu yüzden birçok soruşturma geçirmişlerdir.

*Şiirlerinde, “yoksulluk, siyasî baskılar, hürriyetsizlik, faşizm, emperyalizm, kapitalist sömürü, sosyal adaletsizlik, mutlu azınlık” gibi temaları sık sık işlemişlerdir.

*Bu temaların şiir olarak dile gelmesinde, halk diline ait sözcükleri ve deyimleri kullanmışlardır.

*Bunların eserlerinde kendi kişisel sorunları, özlemleri, duyguları, hayalleri de önemli bir yer tutar.

*Önceki toplumcu anlayış gibi pragmatisttirler.

*Toplumsal kaygı ön plandadır.

*Biçime dikkat etmezler. İçerik önemlidir. Bu nedenle serbest şiiri kullanırlar.

*Gelecekçilik (Fütürizm) akımından etkilenmişlerdir.

*Hümanizm de (insancılık) bu dönem şiirinde kendini göstermiştir.

*Toplumcu şairler, Nazım Hikmet’in yazdıklarının ötesine geçemedikleri, çoğu zaman da onu taklit ettikleri için eleştirilirler.  

*Bu şairlerin bir kısmı, 1950’den sonra kendi şiir çizgilerini oluşturmuş, bir kısmı da toplumcu şiir anlayışını çok farklı boyutlara taşımışlardır.

*Kimi zaman “Toplumcu Gerçekçi Şairler” diye adlandırılan, kimi zaman da “1940 Kuşağı” adı altında toplanan “toplumcu şiir anlayışı” sahibi “1940 Kuşağı Toplumcu Şairleri” arasında Rıfat Ilgaz, Cahit Irgat, A. Kadir (Abdülkadir Meriçboyu), Suat Taşer, Mehmet Kemal, Enver Gökçe, Ömer Faruk Toprak, Arif Damar, Mehmet Başaran, Hasan İzzettin Dinamo, M. Niyazi Akıncıoğlu, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Ahmed Arif dikkat çeker.


1940-1960 Arası Toplumcu Şiir Zevk ve Anlayışını Ön Plana Çıkaran Sanatçılarla İlgili Ayrıntılar:

*Rıfat Ilgaz, toplumcu şiirin de gereği olarak halktan insanların, işçilerin, kimsesiz hastaların ve yoksulların dünyasını anlatır. Yalın bir dil kullanmış; şiirinde kullandığı ironi ve nüktelerle farklılık oluşturmuştur.

*A. Kadir (Abdülkadir Meriçboyu), şiirlerinin hemen hepsini serbest vezinle kaleme alınmıştır. Halkın dili ve halkın yaşayışından kaynaklanan söyleyiş hemen bütün şiirlerinde dikkati çekecek boyuttadır. A. Kadir, modern şiirin içerisine halkın dilini, söyleyişini, yaşama tarzını taşımıştır. Şiirlerinde insan sevgisi ağır basar.

*Hasan İzzettin Dinamo, genellikle Nazım Hikmet’in edebiyatımıza taşıdığı kesik mısralı şekli benimsemiştir. Şiirinde yer yer halk şiirinden gelen esintiler yer alır.

*Şiir yazmaya modern bir çizgide başlayan ve önceleri Cahit Sıtkı tarzında ürünler veren Cahit Saffet Irgat, sonraları toplumcu çizgiye özgü eserler verir. İkinci Dünya Savaşı’nın tahribatını, barış özlemini ve insan sevgisini işler.

*M. Niyazi Akıncıoğlu, halk edebiyatı ve halkın söyleyişinden yararlanmayı etraflıca ilk gerçekleştiren toplumcu şairdir. M. Niyazi Akıncıoğlu; vezin, kafiye ve nazım şekli bakımından da halk edebiyatı zenginliğinden yararlanır. Akıncıoğlu, 1940 sonrası şiirlerinde tamamen serbest tarza yönelir.

*Enver Gökçe, 40’lı yıllarda Garip şiiri ile halk ozanları arasında kalan bir şairdir. O, sonradan modern şiiri halka ait söyleyişin süzgecinden geçirerek kendi tarzını oluşturmuştur. Şiirlerinde çoğunlukla köy halkının problemlerini, köye özgü bir anlatımla dile getirir. Toplumcu ve kavgacı bir şiir geliştirmiştir.

*Ahmed Arif; ele aldığı temalar ve söyleyiş bakımından dönemin diğer toplumcu şairlerinden farklı özellikler gösterir. Şiirlerinde, “Doğu Anadolu’nun yaban doğası, feodal yaşam koşulları, insanı; bu insanın sancılı, korkulu, güç yaşamı, isyanı” yerel bir dil ve anlatımla dile gelir. Ahmed Arif, diğer toplumcu şairlerin yanında yereldir, mahallidir.

*Önemli eserlerini 1960 sonrası vermiş olan toplumcu şair Hasan Hüseyin “gerektikçe değişik kültür verilerinden ve edebiyat ürünlerinden yararlanır. Hasan Hüseyin’in halk şiiri kaynaklarından yararlanması, şiirin söyleyiş güzelliğini artırma kaygısındandır. Hasan Hüseyin, bu özelliği ile 1940 kuşağının toplumcu şairlerinden ayrılır.



 
İçeriğe dön | Ana menüye dön