AYT EDEBİYAT DERS NOTLARI-30 - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

AYT EDEBİYAT DERS NOTLARI-30


AYT EDEBİYAT DERS NOTLARI-30


MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ ÖNCESİ DÜŞÜNCE AKIMLARI:
(OSMANLICILIK, İSLAMCILIK, BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK)

*Bazı devlet adamları ve aydınlar, Osmanlı’nın dağılma dönemini durdurup devleti yıkılmaktan kurtarma adına arayışlara girmişlerdi.

*Bu arayışların sonucunda çeşitli düşünce akımları gelişmiştir.  

*Bu akımlar sadece siyasî özellik göstermemiş, sanat ve edebiyatı da etkilemiştir.  

*Türkçülük akımı, hem Cumhuriyetin kurulmasında ve devamında hem de Millî Edebiyatın doğmasında önemli rol oynamıştır.

----------------------------------------


OSMANLICILIK:

*Osmanlı coğrafyasında yer alan bazı ulusların ayrı devletler kurma düşüncesinin önüne geçmek için “Osmanlı milleti oluşturma” fikrini savunan akımdır.

*Din farkı gözetmeksizin toplumsal birliktelik düşüncesi hâkimdir.

*II. Mahmut zamanında ortaya çıkmıştır.

*Osmanlı Devleti içinde yaşayan vatandaşları, ırk, din ve dil ayrımı yapmadan eşit kabul eder.  

*Bu akımı savunanların başında Ali Paşa, Fuat Paşa, Mithat Paşa, Genç Osmanlılar, Ziya Paşa, Ali Suavi, Agâh Efendi, Namık Kemal ve Ahmet Mithat gelmektedir.

*Bu düşünce, Balkan Savaşları’nın kaybedilmesi ve Balkanlardaki Türk olmayan azınlıkların bağımsızlıklarını ilan etmeleriyle birlikte zayıflamıştır.

*Bu akımdan sonra İslamcılık bu akıma alternatif olarak çıkmıştır.

----------------------------------------


İSLAMCILIK:

*İslamcılık, 19. yüzyılın ikinci yarısında önem kazanan bir düşünce akımıdır.

*Bu akıma göre; toplumun temel direği dindir; din ile millet birdir; hangi milletten olurlarsa olsun bütün Müslümanların, halifenin etrafında birleşmesi gerekir.

*İslamcı anlayışta "İslam dininin, tüm ilerlemelerin anahtarı olduğu, kuralları doğru uygulanırsa gelişmiş milletlerin seviyesine ulaşılabileceği" düşüncesi hâkimdir.

*Sultan Abdülaziz zamanında başlayan bu akım II. Abdülhamid tarafından desteklenmiş, Cemaleddin Efgani tarafından sistemleştirilmiştir.

*Bu düşünceyi savunanlar çoğunlukla "Sırat-ı-Müstakim", "Sebilürreşat", "Mekatip" ve "İslam" gibi dergilerin etrafında toplanmışlardır.

*Filibeli Ahmet Hilmi Bey, Said Halim Paşa, Mehmet Akif, Eşref Edip, Şemsettin Günaltay, Cevdet Paşa, Şeyhülislam Musa Kazım Efendi, Hacı Zihni Efendi, Elmalılı Hamdi, Babanzade Ahmed Naim akımın savunucularındandır.

*Bütün çabalara rağmen İslamcılık akımı çok taraftar toplayamamış, siyasî gelişmelerle etkinliğini yitirmiştir.

----------------------------------------

BATICILIK (GARPÇILIK):

*Batılılaşmayı devletin sorunlarını çözmede, etkili bir çözüm yolu olarak gören akımdır.

*Kaynağını ıslahat ve tanzimat hareketlerinden alır.

*Batılı tarzda düşünme, hareket etme ve yaşamayı esas alır.

*Osmanlının kendi temel dinamiklerine zarar vermeden ilerlemek amaçlanır.

*İlk önderleri padişahlar ve onların destekledikleri sadrazamlar olmuştur.

*Tanzimat döneminde Namık Kemal, Şinasi ve Ziya Paşa; Meşrutiyet döneminde de Abdullah Cevdet’in başını çektiği Tevfik Fikret, Celal Nuri, Kılıçzade Hakkı, Baha Tevfik ve Süleyman Nazif gibi şahıslar Batıcılık anlayışının gelişmesi için gayret sarf etmişlerdir.  

* “İçtihat dergisi” başta olmak üzere çeşitli süreli yayınlarda bu fikir yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır.

*I. Meşrutiyetten sonra Batılılaşmanın önderleri Jön Türkler olmuştur.

*Cumhuriyet devri içerisinde gelişen Türk Edebiyatı üzerinde bu Batıcılık akımının önemli izleri vardır.

----------------------------------------


TÜRKÇÜLÜK:

*1789 Fransız ihtilali Osmanlı’da da milliyetçilik hareketlerini ortaya çıkarmıştır.

*Osmanlı bayrağı altında bilinçsizce yaşayan Türkleri millî bir duygu ile bilinçlendirmek, milliyetini idrak ettirmek ve Türk birliğini sağlamak amacını taşır.

*Batıyı taklit etmeden modernleşmek isteği hâkimdir.

*Önce edebiyat alanında varlık gösterip daha sonra siyasi bir akım haline gelen tek akımdır.

*Osmanlı dışındaki Türkleri de işin içine katma hedeflenir.

*Turancı fikirlerle başlamış; “Anadolu Türklüğü” görüşüyle yaygınlaşmıştır.

*Türkçülüğe göre devlet; ancak dili, dini, soyu ve ülküsü bir olan topluma dayanarak ayakta durabilir.

*Bu akım ile ilgili ilk çalışmaları Tanzimat döneminde Ahmet Vefik Paşa, Ali Suavi, Ahmet Cevdet ve Şemsettin Sami ortaya koymuştur.

*Türkçülüğün sistemleştirilmesi ve prensiplere bağlanmasında öncü Ziya Gökalp’tir.

*Balkan Harbinden sonra kurulan dernek ve yayın organlarıyla yaygınlık kazanmıştır.
( "Türk Derneği", "Türk Yurdu", "Türk Ocağı", "Halka Doğru", "Yeni Mecmua”, “Türk Sözü”, “Milli Tetebbular Mecmuası", "Genç Kalemler" )

*Mehmet Emin Yurdakul, Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem, Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Cevdet Kudret, Yusuf Akçura, Gaspıralı İsmail, Hamdullah Suphi, Bursalı Tahir, Ağaoğlu Ahmet de Türkçülük fikrinin yaygınlaşmasında aktif rol oynamışlardır.

*Bu akım, Milli Edebiyat döneminin temelini oluşturmuştur.  

*Türkçülük akımı, halk tarafından en çok benimsenen, uzun soluklu bir akım olmuştur.

Not: Osmanlıcılık ve İslamcılık, siyasi alanda ortaya çıkıp edebiyata geçmiş; Türkçülük, edebiyat alanında ortaya atılıp siyasete geçmiştir.

----------------------------------------


MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİNE GÖTÜREN ADIMLAR:

*1789 Fransız İhtilali’nin Osmanlı toplumunda uyandırdığı özgürlük fikri.

*II. Abdülhamit’in tahtan indirilmesi ile bir özgürlük ortamı oluşması.

*II. Meşrutiyet’in ilan edilmesi.

*Balkan Savaşları ve sonrasında çıkan milliyetçi azınlık isyanları.

*Osmanlı’nın yeniden yükselme devrine geçirecek fikirlerin aranması.

*Türkçülük akımının, etkisini kültürel alanda hissettirmesi.

*Genç Kalemler dergisi (1911) ve Yeni Lisan makaleleri.

----------------------------------------


MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİNİN OLUŞUMU:

*II. Meşrutiyet ile Cumhuriyet’in ilk yılları arasında etkin olan edebiyat anlayışıdır.

*Millî Edebiyat akımı, Türkçülük hareketiyle paralellik gösterir.  

*Milli Edebiyat hareketi öncelikle bir dil hareketidir.

*Belirli bir kuruluş zamanı ve özel bir beyannâmesi yoktur.

*Bu dönem sanatçılarını belirli kriterlere uygun bir topluluk olarak düşünemeyiz.

*Türkçülüğün temelini oluşturan Türk dili ve kültürü ile ilgili çalışmalar Tanzimat Dönemi’nde Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa ile başlamıştır.

*Sonrasında Ahmet Vefik Paşa, Süleyman Paşa ve Şemsettin Sami bu alande eserler verir.
(Lehçe-i Osmani, Şecere-i Türki/Ahmet Vefik Paşa; Tarih-i Âlem/Süleyman Paşa; Lisan-ı Türki, Kamus-i Türki/Şemsettin Sami)

*Mehmet Emin Yurdakul’un yazdığı “Cenge Giderken” manzumesi milli edebiyatı tetiklemiştir.  

*Halkın içinde bulunduğu acılı tabloyu değiştirmek isteyen genç yazar ve şairler, memleketi anlatan, Türk milletini anlatan bir edebiyat oluşturma gayreti içerisine girdiler.

*Milli edebiyata giden yolda Rıza Tevfik ve Ömer Nâci’nin aruz-hece tartışmaları da bir aşama olarak görülür.

*Bu edebiyatın bir hüvviyet kazanması II. Meşrutiyet sonrası Selânik’te yayımlanan Genç Kalemler dergisi (1911) ile gerçekleşir.

*Ömer Seyfeddin, Ali Canip ve Ziya Gökalp bu edebiyatın teorisini kurmuş; şiir ve hikâyelerinde bu edebiyatın anlayışını yansıtmışlardır.  

*Millî edebiyatın sistemli biçimde ele alınması, Ömer Seyfeddin’in Genç Kalemler dergisinde yayımladığı “Yeni Lisan” makalesiyle başlar.

*Yeni Lisan makalesi, Milli Edebiyatın beyannamesi olarak kabul edilir.

*Ömer Seyfeddin, bu yazısında, bir millî edebiyatımızın bulunmadığını, bunun için önce millî bir dilin gerektiğini söyler.  

*Ona göre yazı dili İstanbul Türkçesi esas alınarak kurulmalıdır.

*Türkçe’ye girmiş bütün Arapça ve Farsça kelimelerin atılmasına gerek görmez.   

*Aruz yerine Türk millî vezni olan hecenin kullanılması gerektiğini söyler.  

*Temiz bir Türkçe ile yazma fikri kısa sürede birçok yazar tarafından benimsenmiştir.

*Türk kültür tarihinde “milli edebiyat” ibaresini ilk defa “Âtî-i Edebîmiz” başlığıyla Genç Kalemler dergisinde Ali Canip Yöntem kullanmıştır.

*Bu harekete başlangıçta Mehmed Fuad Köprülü, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Cenab Şahabeddin ve Süleyman Nazif yazılarıyla karşı çıkmıştır.  

*Ali Canip ve Ömer Seyfettin’in gayretleriyle bu edebiyat anlaşılır ve kabul edilebilir hale gelmiştir.

*Millî Edebiyat akımının yaygınlaşmasında, karşı olanların bile zamanla bu tarz eserler vermeye başlamasında, dönemin siyasî şartlarının etkisi büyük olmuştur.

*O dönemin farklı anlayışlarını, Trablusgarp, Balkan, Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı birbirine yaklaştırmıştır.

*Türkçülük akımının savunduğu düşünceler, edebiyat eserleri vasıtasıyla anlatılmaya başlanmıştır.

*Millî edebiyat düşüncesinin oluşumunda, “eski edebiyat anlayışına Tanzimat’tan beri oluşan tepki” ve “Batı taklidi bir edebiyata karşı olma eğilimi” etkili olmuştur.

*Millî Edebiyat akımı, Batı kültür değerlerine ilgisiz kalmadan, dinde, dilde, millî duygularda yeni bir arayışın ifadesi olmuştur.

*Türk kültürü ve tarihi, “incelenmemiş bir hazine” olarak kabul edilir.

*Mehmet Emin, Ziya Gökalp, Ömer Seyfeddin ve Ali Canip gibi Türkçü sanatçıların ortaya attığı düşünceler ve uygulamalar Millî Edebiyat akımının gelişmesinde etkili olur.

*Genç Kalemler dergisi kapandıktan sonra (Eylül 1912) yazarlarının birçoğu İstanbul'a gelmiş; Türk Yurdu ve öteki milliyetçi dergilerde yazmaya başlamışlardır.  

*Milli edebiyat akımına karşı çıkanların ve yeni yetişen gençlerin de katılmasıyla grup genişlemiş ve etki alanları da aynı oranda büyümüştür.

*Bir kısım şiirleriyle Rıza Tevfik, İhsan Râif, Yahya Kemal, Sâmih Rifat, Mithat Cemal, Aka Gündüz, Orhan Seyfi, Yusuf Ziya, Enis Behiç, Halit Fahri, Şükûfe Nihal, Sâlih Zeki, İbrahim Alâaddin, Kemalettin Kamu, Faruk Nafiz ve Ömer Bedreddin; hatta Mehmed Âkif, Tevfik Fikret ve Abdullah Cevdet de bu akıma katkısı olanlardandır.

*Bunlardan Mehmed Âkif ve Yahya Kemal’in dışında hemen hepsi hece veznini tercih etmiştir.  

*Milli Edebiyat akımının doğmasını ve gelişmesini sağlayan dergiler:
ÇOCUK BAHÇESİ, TÜRK DERNEĞİ, GENÇ KALEMLER, TÜRK YURDU, TÜRK OCAĞI, HALKA DOĞRU, TÜRK SÖZÜ, YENİ MECMUA, DERGÂH

----------------------------------------


GENÇ KALEMLER DERGİSİ:

*II. Meşrutiyet sonrası 1911-1912 yıllarında Selanik'te yayımlanmıştır.  

*33 sayı yayımlanan bu edebiyat ve fikir dergisi, dilde sadeleşme akımının öncülüğünü yapmıştır.

*8 sayı çıkarılan "Hüsün ve Şiir" dergisinin isminin 9. Sayıda "Genç Kalemler" olarak değiştirilmesiyle yayım hayatına girmiştir.  

*İmtiyaz sahibi ve sorumlu müdürü Nesimi Sarım Bey, başyazarı ise Ali Canip Bey'dir.  

*Genç Kalemler, Ziya Gökalp'in çevresinde gelişen "Yeni Hayat" hareketinin de merkezinde yer almıştır.

*İttihat ve Terakkinin desteğini görür.

*Derginin kadrosu, Milli Edebiyat akımının öncüsü olmuş; milli bir edebiyat oluşturulabilmesi için önce dilde sadeleşme gerektiğini savunarak Yeni Lisan hareketini başlatmıştır.

*Dergide ilk defa Millî Edebiyat kavramı kullanılmış ve millî bir edebiyat oluşturmak için önce dilin millileştirilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur.

*Genç Kalemler, "Yeni Lisan" adlı dil hareketiyle tanınır hale gelmiştir.

*Yeni Lisan hareketinin manifestosu olarak kabul edilen ilk makale, Ömer Seyfettin tarafından kaleme alınmış ve büyük bir "?" imzasıyla Genç Kalemler’de yayımlanmıştır.  

*Genç Kalemler dergisinin çekirdeğini Ali Canip Yöntem, Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp oluşturur.

*Bunlar dışında derginin önemli yazarları arasında Mustafa Nermi, Kâzım Nami, Enis Avni, Aka Gündüz, Nesîmî Sârım,  Mehmet Ali Tevfik (Yükselen), Subhi Edhem, Muvaffak Galib, Âkil Koyuncu ve Rasim Haşmet vardır.

*Ziya Gökalp’in “Türkçülüğün ideoloğu” konumuna gelişi Genç Kalemler dönemindedir.

*Yayım hayatı, Selanik'in 1912'de Osmanlı Devleti'nin elinden çıkmasıyla son bulmuştur.

*Genç Kalemler kapandıktan sonra dergi yazarlarının büyük kısmı İstanbul'a gelmiş ve Türk Ocağı-Türk Yurdu çevresine katılmıştır.

*Türkçe’nin bugünkü şeklini almasında Genç Kalemler’in ve özellikle de yeni lisan hareketinin önemli bir payı vardır.

----------------------------------------


YENİ LİSAN HAREKETİ:

*Yeni Lisan Hareketi, Genç Kalemler'in hayata geçirdiği, dilde sadeleşme hareketidir.

*"Yeni Lisan" hareketini başlatanlar, devrin Türkçülük hareketini yürüten sanat ve fikir adamlarıdır.  

*İlk defa “Millî Edebiyatkavramını da ortaya atanlar da Yeni Lisancılar olmuştur.

*Hareketin öncülüğünü Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp ve Ali Canip Yöntem yapmıştır.

* “Genç Kalemler” dergisinde, ilk sayıdan itibaren “Yeni Lisan” makaleleri yayımlanmaya başlar.  

*Yeni Lisan hareketi çerçevesinde Genç Kalemler dergisinde yayımlanan “Yeni Lisan” makalesi, Millî Edebiyat’ın beyannamesi ve başlangıcı kabul edilir.

*Yeni Lisan hareketi “Milli bir edebiyat, milli bir dille oluşturulabilir." görüşünü ortaya atmıştır.

*Bu dönemde, Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem, Faruk Nafiz, Halit Fahri, Orhan Seyfi, Yusuf Ziya, Enis Behiç, Halide Edip, Yakup Kadri, Refik Halid, Reşat Nuri, Yahya Kemal; Türkçü hareketin içinde bulunmamakla beraber Mehmet Akif, Süleyman Nazif ve daha birçok isim, sade dille eserler vermeye başlamıştır.

*Mehmet Fuat Köprülü, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Şehabettin Süleyman, Celâl Sahir gibi dönemin önemli edebiyatçıları bu anlayışa, Osmanlı Devletinde milli kelimesinin kullanılmasının yeni huzursuzluklara yol açabileceği gerekçesiyle, karşı çıkarlar.  

*Fakat bir süre sonra Türk olmayan unsurların Osmanlı devletini siyasî ve sosyal karışıklıklara sürükleme gayretleri nedeniyle onlar da, bu harekete katılırlar.

*Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu hazırlayan yıllara ve sonrasına bakıldığında Yeni Lisan’ın izleri görülecektir.

----------------------------------------


YENİ LİSAN MAKALELERİ:

*Yeni Lisan makaleleri, millî bir dilin özelliklerini, önemini ve milli edebiyat üzerindeki etkilerini kapsamlı bir şekilde ele almıştır.

*Bu makalelerde, yeni bir hayatın oluşumu hayali vardır.

*Milli ruhun oluşmasında dilin gücü, bu makaleler sayesinde ilk kez gündeme gelmiştir.

*Makaleler sonraki nesilleri de etkilemiştir.

----------------------------------------


MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ DİL ANLAYIŞI:
(Yeni Lisan Makalesindeki Temel Görüşler)

*Yabancı dilbilgisi kuralları, Arapça ve Farsça tamlamalar kullanılmamalıdır.

*Yabancı sözcükler, kendi dillerinde hangi sözcük türünden olursa olsun, Türkçede kullanılan türü esas alınmalıdır.

*Arapça ve Farsça kelimelerin yerine mümkün olduğu kadar Türkçelerinin kullanılmasına dikkat edilmelidir.

*Eş anlamlı sözcüklerden Türkçe olan kullanılmalıdır.

*Arapça ve Farsça’dan gelen sözcüklerden, konuşma diline girip yaygınlaşmış olanlar, Türkçeleşmiş sayılmalı ve kullanılmalıdır.

*Arapça ve Farsça kelimeler, Türkçe telaffuzlarına göre yazılmalıdır.

*Bilim dilinde kullanılan Arapça ve Farsça terimlerin kullanılmasına devam edilebilir.

*Öteki Türk lehçelerinden kelime alınmamalıdır.

*Konuşmada, İstanbul şivesi esas alınmalıdır.

*İstanbul Türkçesine dayalı yeni bir yazı dili meydana getirilmelidir.

*Dil ve edebiyat doğu-batı taklitçiliğinden kurtarılmalıdır.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön