HALK ŞİİRİ / HALK EDEBİYATI VE ÖZELLİKLERİ - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

SONER HOCA İLE TÜRKÇE / EDEBİYAT

İçeriğe git

HALK ŞİİRİ / HALK EDEBİYATI VE ÖZELLİKLERİ

EDEBİYAT > İSLÂMİ DÖNEM (DİN DÖNEMİ) > HALK EDEBİYATI / HALK ŞİİRİ
HALK ŞİİRİ / HALK EDEBİYATI:
*Halk Edebiyatı, sözlü edebiyatın uzantısıdır.
*İslamiyet'ten önceki edebiyatımızın İslam uygarlığı içindeki biçimidir.
*Bir anlamda halk edebiyatını, sözlü edebiyat dönemimizin gelişmiş biçimi olarak düşünebiliriz.
*Birtakım özellikleriyle İslamlıktan önceki edebiyattan izler taşır.
*Halkın ortaya çıkardığı -genelde- sözlü eserlerden oluşur.
*Eserler ağızdan ağıza yayılmıştır.
*Söyleyiş bir kişiye değil, topluluğa hitap şeklinde cereyan eder.
*En önemli özelliklerinden birisi de zengin ve devamlı olmasıdır.
*Dil, biçim, konular, duyarlıklar bakımından halk kültürüne sıkı sıkıya bağlıdır.
*Halk deyimlerine ve güzel halk söyleyişlerine yer verilir.
*Kullanılan dil, halkın kullandığı, konuştuğu, yalın bir dildir.
*Divan edebiyatında olduğu gibi şiir yine egemen türdür.
*Nesir ikinci planda kalmıştır. Çünkü duygu ve düşüncelerin kalıcılığı şiirle daha kolay sağlanmaktadır.
*Şairler, genellikle okumamış, halktan kişilerdir.
*Şiirler, “saz şairi” ya da “âşık” denen şairlerce, “bağlama” adı verilen bir saz eşliğinde ve belli bir ezgi ile söylenir.
*Doğaçlama olarak şiir söyleyen âşıklar, şiirleri için bir ön hazırlık yapmazlar. Bu yüzden de şiirlerinde derin bir anlam, kusursuz bir biçim görülmez.
*Şiir ile musiki iç içedir.
*Biçimden çok konuya ağırlık verilmiştir.
*Aşk, tabiat, ayrılık, hasret, ölüm, yiğitlik, toplum, din, zamandan şikâyet sık sık işlenen konulardır.
*Toplum hayatını ilgilendiren konular da işlenmiştir.
*Şiirlerin özel bir başlığı yoktur.
*Şiirler, nazım şekilleri ile adlandırılır.
*Nazım şekli olarak mani, koşma, varsağı, semai, destan vs. kullanılmıştır.
*Aruzla şiir yazanlar olmakla birlikte kullanılan asıl ölçü “hece ölçüsü”dür. (genellikle 7’li, 8’li ve 11’li).
*18. yüzyıldan itibaren halk şairleri, divan şairlerinden etkilenerek aruzun belirli kalıplarıyla da şiirler yazmayı denemişlerdir.
*Nazım birimi dörtlüktür.
*Genellikle yarım kafiye kullanılmıştır. Rediften yararlanılmıştır.
*Halk edebiyatı gözleme dayalıdır.
*Benzetmeler, somut kavramlardan yararlanılarak yapılır.
*Söyledikleri her şey gerçek yaşamdan alınmadır, dolayısıyla şiirlerde somutluk hâkimdir.
*Az da olsa benzetmelerden ve mazmunlardan faydalanılmıştır.
(Boy serviye, yüz aya, kaş kaleme, diş inciye, yanak güle benzetilir.)
*Divan şiirinin mazmunlarının kullanılmasında halk şairlerinin, aydınlar ve divan şairlerince hor görülmelerinin, değersiz ve güçsüz sayılmalarının etkisi de vardır.
*18. yy’den sonra Divan şairlerinin etkisiyle bazı şairler Arapça ve Farsça sözcüklere de yer vermişlerdir. (Gevheri, Zihni, Âşık Ömer gibi)
*Halk şairleri, şiirlerini “Cönk” ismi verilen kitaplarda toplamışlardır.
*Âşıklar, bu edebiyatın mensur kısmını oluşturan halk hikâyelerinin oluşumu, gelişimi ve aktarılmasında da önemli rol oynarlar.
*Masalları, atasözlerini, halk öykülerini, tekerlemeyi, bilmeceyi ve halk tiyatrosunu (meddah, orta oyunu, karagöz) halk edebiyatının düz yazı türleri şeklinde düşünebiliriz.

*Halk edebiyatı, ortaya konan ürünlerin gösterdiği biçim ve içerik özelliklerine göre üç bölüme ayrılır:






EK BİLGİ/ CÖNKLER:
*Halk edebiyatının en önemli yazılı kaynaklarını oluştururlar.
*Türk Halk edebiyatında saz şairlerinin, kendilerinin veya başkalarının şiirlerini derledikleri, alttan yukarıya uzunlamasına açılan, çoğunlukla deri kaplı defterdir.
*Halk arasında danadili veya sığırdili gibi adlarla da anılmaktadır.
*İçerisinde âşık şiirinin yanı sıra az da olsa divan şiirinin de örnekleri bulunur.
*Antolojiye benzer.
*Bazı cönkler, günlük gibidir.
*Cönkler genellikle Arap harfleriyle yazılmıştır.
*Cönkler çoğunlukla anonim mahiyettedir. Yazarı bilinmez.
*Okuma-yazma bilen bir halk edebiyatı gönüllüsü tarafından düzenlenmiştir.
*Alttan yukarı doğru, uzunlamasına açılan defter şeklindedir.
*Halk edebiyatı ürünlerinin birçoğunu bir arada bulundurur.
*Saz şairlerinin ürünlerinin toplandığı cönklere, yazmalara ve defterlere supara da denilmektedir.
*Cönkler, bazıları özel kâğıtlara (alikurna, abâdi) yazılmıştır.
*Cönkleri kaleme alanların bazıların kültür ve eğitim seviyeleri düşük olduğu için, yazıların imlâsı pek sağlıklı değildir.
*Cönklerde belirli bir ölçü yoktur.
*Bu tür eserlerin hazırlanması sırasında cöngü yazanın zevki ve elinde bulunan kâğıtların boyutları ön plana çıkmaktadır.
*Cönklerde bir konu sınıflaması yoktur.
*Cönklerde şiir türleri veya şekillerinin başına, koşma, türkü, ilahi, şarkı, gazel, destan, beyit, müseddes vb. kavramlar yazılmaktadır.
*Dini bilgiler ihtiva eden, çeşitli hutbe ve vaaz metinleri barındıran dini ağırlıklı cönkler de mevcuttur.
*Bunların dışında cönkler dualar, şifa reçeteleri, büyü tarifleri, maniler, hikâyeler gibi birçok farklı bilgiyi barındırabilir.
*İçeriklerine göre cönkler, ilahi cöngü, âşık cöngü gibi isimlendirilebilir.
*Cönkler genellikle besmele ile başlar ve “temmet” (tamamlandı) ifadesi ile son bulur.
*Metodolojik açıdan modern derlemelerden çok uzak olsalar da, cönkler eski dönemlerin halkını ve edebi hayatını anlamak için çok önemlidirler.


TARİH İÇİNDE TÜRK EDEBİYATI


İSLAMİYET ÖNCESİ (DESTAN DÖNEMİ)













    CUMHURİYET DÖNEMİNDE COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER



    CUMHURİYET DÖNEMİNDE OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN EDEBÎ METİNLER

    ANLATMAYA BAĞLI EDEBÎ METİNLER
    (HİKÂYE-ROMAN)



    GÖSTERMEYE BAĞLI EDEBÎ METİNLER
    (TİYATRO METİNLERİ) (DRAMA METİNLERİ)

    İçeriğe dön