DİNÎ TASAVVUFÎ TÜRK ŞİİRİ - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

DİNÎ TASAVVUFÎ TÜRK ŞİİRİ

EDEBİYAT > İSLÂMİ DÖNEM (DİN DÖNEMİ) > HALK EDEBİYATI / HALK ŞİİRİ

DİNÎ TASAVVUFÎ TÜRK ŞİİRİ / TEKKE (TASAVVUF) EDEBİYATI:

*İslamiyet'in temel ilkelerine dayanarak nefsi arıtıp, ahlâkı güzelleştirerek dini yaşama ve bu yolla Allah'a ulaşma düşüncesine “tasavvuf” adı verilir.
*X. yüzyıldan sonra tekkelerin çevresinde gelişen tasavvuf düşüncesi, dinî-tasavvufi bir halk edebiyatının doğmasına yol açmıştır. Oluştuğu yer dikkate alınarak tekke edebiyatı olarak da adlandırılmıştır.
*Dini, tasavvufi düşünceyi yaymak düşüncesiyle gelişen bir edebiyattır.
*Şairler şiiri araç olarak kullanmışlardır.
*Bu edebiyatın konusu Allah aşkı ve Vahdet-i Vücud düşüncesidir.
*Şairler, hem divan edebiyatı hem de halk edebiyatı nazım şekillerini kullanmıştır.
*Aruz vezni ve hece vezni birlikte kullanılmıştır.
*Sadece hece veya sadece aruz ölçüsüyle yazanlar olduğu gibi her iki ölçüyle yazan şairler de vardır.
*Nazım birimi, heceyle yazanlarda dörtlük, aruzla yazanlarda beyittir.
*Daha çok tam uyak ve cinaslı uyak kullanılmıştır.
*Dini-tasavvufi halk şiiri geleneğinin en yaygın nazım türü ilahidir. Bunun yanında nefes, nutuk, devriye, sathiye, methiye de bu şiir geleneği içinde değerlendirilir.
*Tasavvufi terimlerin ve bazı yabancı sözlerin dışında genellikle halkın konuştuğu dil kullanılmıştır.
*Dinî-tasavvufi kavramları ifade eden kelimeler bulunsa da bunlar Türkçenin genel karakterini değiştirecek oranda fazla değildir.
*Şiirler çoğunlukla tekkelerde zikir esnasında belli bir ezgiyle söylenmiştir.
*Tekke Edebiyatı, Anadolu'da 13. y.y.'dan itibaren gelişmiştir.
*Tasavvuf hareketi Türkler arasında ilk kez Türkistan'da Ahmet Yesevi ile başlamış, daha sonra onun dervişleri aracılığıyla Anadolu'ya yayılmıştır. Onun yolundan giden Yunus Emre, Hacı Bektaşı Velî gibi mutasavvıflar eserlerinde bu düşünceyi işlemişlerdir.
*Tasavvufi halk şiiri geleneğinde sanatsal kaygı ikinci planda tutulmuş, daha çok tasavvuf düşüncesini ve dinsel değerleri yayma amacı güdülmüştür.
*Bu yönüyle bu tür şiirlerde didaktik unsurlar ağır basmaktadır.
*Dinî-tasavvufi halk şiiri geleneği, toplumsal bir görev üstlenmiş, halkı aynı düşünce etrafında kenetlemiş, onların hoşgörü içinde bir arada yaşamalarında kilit rol oynamıştır.
*Düz yazı olarak, evliya menkıbeleri, efsaneler, masallar, fıkralar ve tarikat büyüklerinin hayatlarını anlatan yapıtlar yer almıştır.
*Halk edebiyatının bu kolu, Anadolu'nun vatan olmasına katkıda bulunmuştur.
*Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, Pir Sultan Abdal, Abdal Musa bu edebiyatın önemli şairleridir.


Tasavvufla İlgili Bazı Terimler:

Vahdet-i Vücud (Varlığın Birliği): Evrende sadece Allah’ın varlığı söz konusudur. Diğer varlık zannettiğimiz, bu “mutlak varlığın”, Allah’ın bir parçası ve görüntüsüdürler.

Tekke: Tasavvuf ehli kişilerin, tarikat mensuplarının barındıkları, eğitim gördükleri yer, kuruluş.

Pir: Tarikat kurucusu.

Şeyh: 1.Tarikat kurucusu. 2. Tarikatta en yüksek dereceye ermiş kişi. 3. Tarikat kollarından birinin başında bulunan kimsedir.

Tarikat: Allah’a varma yolunda benzer biçimde düşünenlerin oluşturduğu topluluk.

Derviş: Bir tarikata girmiş, onun kurallarına uygun yaşayan kimse.

Abdal: Gezgin derviş.

Halife: Tarikat kurucusunun ya da şeyhin kendisine vekil tayin ettiği, yetki verdiği kişidir.

Aşk: İlahi aşk, kulun Allah'a olan sevgisi.

Maşuk: Sevgili, Allah.

Masiva: Allah dışındaki diğer varlıklar.

Saki: İlahi aşk şarabını sunan kişi, doğru yolu gösteren şeyh.

Şarap: İlahi aşk.

Çile: Nefsi köreltmek için yapılan terbiye, çekilen çile.

Meyhane-Tekke: Tasavvufun öğretildiği yer.

Mürid: Tarikat şeyhine bağlanarak ondan tasavvufun yollarını öğrenen, onun doğrultusunda ilerleyen kimse.

Mürşid: Doğru yolu gösteren, ilahi aşkı anlatan, pir, şeyh.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön