ŞİİR VE GELENEK - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

ŞİİR VE GELENEK

EDEBİYAT > ŞİİR (COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER)

ŞİİR VE GELENEK

*Bir toplumda kuşaktan kuşağa iletilen kültürel değerlere, alışkanlıklara, bilgi, töre ve davranışlara gelenek denir.
*Halk ve aydın, tarihi akış içerisinde kendi dilleriyle, kendi şiir geleneklerini oluşturmuşlardır.
*Dil, tema ve yapı bakımından birbiriyle aynı ve benzer şiirler yazan şairler, bir geleneği başlatırlar.  
*Böylece, divan şiiri, halk şiiri, modern şiir, serbest şiir, saf şiir vb. gelenekler ortaya çıkar.
*Şiirler, yazıldıkları dönemin zihniyetinin etkisindedir.  
*Yani, gelenek ile zihniyet birbiriyle yakın ilişkilidir. Çünkü geleneklerin oluşumunda zihniyetin etkisi büyüktür.
*Her geleneğin bir başlangıcı, olgunluk devri ve gerileme devri vardır.
*Her dilin kendine ait şiir geleneği vardır.


BAZI ŞİİR GELENEKLERİMİZİN ÖZELLİKLERİ:

Halk Şiiri Geleneğinin Özellikleri:
*Halkın oluşturduğu ve halk içinde oluşan şiirlerdir.
*Halkın yaşama biçimini, acılarını, sevinçlerini, hayata bakış tarzını yansıtır.
*Dili, konuşma dilidir. Yabancı etkilerden uzaktır.
*İçten bir anlatımı vardır.
*Nazım birimi genellikle dörtlüktür.
*Ritim, millî ölçümüz olan hece ölçüsüyle sağlanır.
*Çoğunlukla yarım uyak kullanılır.
*Bu şiirler genelde saz eşliğinde söylenir.
*Bu şiir geleneğinde kullanılan belli başlı nazım şekilleri ve türleri şunlardır: Mani, türkü, ninni, tekerleme, destan, ağıt, koşma, semai, var­sağı, ilahi, nefes, nutuk, deme vb.
*Şair son dörtlükte takma adını (mahlas) söyler.
*Bu şiirlerin toplandığı defterlere "cönk" denir.
*Gelenek, usta-çırak ilişkisiyle bugüne kadar gelmiştir.
*Halk şiiri geleneğinin en güçlü temsilcileri Karacaoğlan, Âşık Seyrani, Pir Sultan Abdal, Dadaloğlu, Yunus Emre, Kaygusuz Abdal, Erzurumlu Emrah, Gevheri'dir.  
*Bu geleneğin son dönem temsilcileri arasında Aşık Veysel, Murat Çobanoğlu, Aşık Reyhani, Aşık Şeref Taşlıova ve Aşık Mahzuni Şerif'nin önemli bir yeri vardır.

Örnek:
Estirir de seher yeli estirir  
Kimini ağlatır kimini küstürür  
Kısmet ise kadir Mevla'm gösterir  
Çokça heves edip öğmeli değil    (Karacaoğlan)


Divan Şiiri Geleneğinin Özellikleri:
*Klasik (divan) şiirin nazım birimi beyittir.
*Bu döneme ait şairlerin, şiirlerini topladıkları "divan" adı verilen birer defterleri vardır. *Her şairin bir divanı olduğu için, divan edebiyatı ifadesi daha yaygındır.   
*Ritim, aruz ölçüsüyle sağlanır.
*Anlatımda Arapça-Farsça sözcükler ve tamlamalar kullanılır, bu yüzden ağır bir dili vardır.
*Medrese eğitimi almış şairler tarafından yazılır.
*Konudan çok, söyleyiş güzelliğine önem verilmiştir.  
*Şiirlerde aşk, tabiat, din, tasavvuf gibi genellikle ferdi konular işlenmiştir.
*Çok güçlü bir söyleyiş ve ritim özelliği vardır.
*Genellikle tam ve zengin uyak kullanılır.  
*Bu şiirlerde imgeler çok kullanılır.
*Bu şiir geleneğinde kullanılan bazı nazım şekilleri ve türleri şunlardır: gazel, kaside, mesnevi, müstezad, terkib-i bend, terci-i bend...
*Şair, son birimde mahlasını (takma adını) kullanır.

Örnek:
Suya versün bağban gülzarı zahmet çekmesün,  
Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzâre su.    (Fuzuli)


Son Dönem (Modern) Türk Şiiri Geleneğinin Özellikleri:
*Bu şiir geleneğinde şiirde ölçünün, nazım biriminin ve kafiyenin şart olmadığı savunulmuş ve ölçüsüz ve kafiyesiz şiirlerin örnekleri verilmiştir.
*Yeni nazım biçimleri, Türk edebiyatında ilk kez, Tanzimat Dönemi’nden sonra kullanılmaya başlar.  
*Bu nazım biçimleri edebiyatımıza Batı edebiyatından girmiştir.
*Bu gelenekte oluşan nazım biçimlerinde, bentlerdeki dize sayısı eşit olmayabilir.   
*Bentler, şiir içinde başlı başına bir anlam bütünlüğü göstermezler.  
*An­lam yönünden bentler arasında sıkı bir bağ vardır ve bentlerin yerleri de değişmez.  
*Şiire günlük hayat konu olmaya başlamıştır.
*Her şiirin, konusuyla ilgili bir adı vardır.  
*Şiirde konu birliği vardır.
*Şiirde şairin mahlası (takma adı) bulunmaz.
*Yeni Türk şiirinde nazım birimi beyit ya da dörtlük değil, dizedir.
*Dizede her zaman anlam bütünlüğü olmayabilir.  
*Bir dizede tamam­lanmamış düşünce, öteki dizeye geçebilir.
*Divan şiirindeki gibi soyut değil, somut konular işlenmeye başlanmıştır.
*Dizelerin uyaklanışı, şairin isteğine göre değişmiştir.  
*Tekdüze ölçülerden çok karma ölçülere yer verilmiştir (Bir şiirde aru­zun değişik kalıplarının kullanılması gibi).
*Çoğunlukla serbest ölçü kullanılmıştır.
*Bu şiir geleneğinde kullanılan bazı nazım şekilleri şunlardır: Sone, balad, terzarima, serbest müstezat ...

Örnek:
EKMEK VE YILDIZLAR
Ekmek dizimizde
Yıldızlar uzakta ta uzakta
Ekmek yiyorum, yıldızlara bakarak
Öyle dalmışım ki sormayın
Bazen şaşırıp ekmek yerine
Yıldız yiyorum                  (Oktay Rıfat)

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön