İSLAMİYET ÖNCESİ (DESTAN DÖNEMİ) NAZIM BİÇİMLERİ - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

İSLAMİYET ÖNCESİ (DESTAN DÖNEMİ) NAZIM BİÇİMLERİ

EDEBİYAT > ŞİİR (COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER) > NAZIM BİÇİMLERİ-TÜRLERİ

İSLAMİYET ÖNCESİ (DESTAN DÖNEMİ) TÜRK EDEBİYATI
NAZIM BİÇİMLERİ ve TÜRLERİ:


KOŞUK:

*İslamiyet öncesi (Destan Dönemi) Türk edebiyatı nazım türüdür.
*Koşuklar, sözlü edebiyat döneminin ürünlerindendir.
*Eski Türkler yılda bir kez, belli dönemlerde, "sığır" adını verdikleri kutsal av törenleri düzenlerlerdi.
*"Şölen" adı verilen ziyafetlerde ve kazanılan savaşlardan sonra bütün boyların erkekleri bir araya gelerek eğlenirdi.
*Bu eğlencelerde söylenen, genellikle aşk, doğa ve yiğitlik konularını işleyen, "kopuz" adı verilen çalgı eşliğinde söylenen şiirlere "koşuk" adı verilir.
*Halk edebiyatındaki “koşma”nın, divan edebiyatındaki “gazel”in karşılığıdır.
*Yiğitlik, aşk, tabiat gibi konular işlenir.
*Nazım birimi dörtlüktür.
*Hece vezni kullanılır. (genellikle 7 ve 11’li)
*Kafiye düzeni aaab, cccb, dddb şeklindedir.
*Genelde yarım kafiye kullanılmıştır.
*Genellikle kendi başına bütünlüğü olan dört dizeli bentlerden oluşan koşuklar, manilere ve koşmalara kaynak olmuştur.
*Koşuk; söyleyiş biçimi, söylenme ortamı, zamanı ve şekil özellikleri bakımından, Âşık edebiyatı nazım şekillerinden koşma ile benzerlikler göstermektedir.
*Koşuk söyleyen başlıca ozanlar: Çuçu, Aprinçur Tigin, Kül Targan, Pratyaya Şiri

Koşuk Örneği;
Kızıl sarığ arkaşıp
Yipkin yaşıl yüzkeşip
Bier bier kerü yürkeşip
Yalnguk anı tanglaşur

Alın töpü yaşardı
Unıt otın yaşurdı
Kölnin suvın küşerdi
Sığır buka möngreşür

SAGULARLA KOŞUKLAR ARASINDA ORTAKLIKLAR VE FARKLILIKLAR VARDIR:
*Sagular da koşuklar da dörtlüklerle söylenir.
*İki nazım şekli de 7′li hece ölçüsüyle söylenir.
*İki nazım şeklinin kafiye şeması da “aaab”dir.
*Koşuk ve sagulardan söylendikleri döneme ait hayat tarzıyla ilgili bilgilere ulaşılabilir.
*Bununla birlikte sagu da ölümden duyulan acı; koşuklarda ise yiğitlik, aşk ve doğa sevgisi konuları işlenir.


--------------------------------

SAGU:

*İslamiyet öncesi (Destan Dönemi) Türk edebiyatı nazım türüdür.
*Sagular, sözlü edebiyat döneminin ürünlerindendir.
*Devlet büyüklerinin veya sevilen kahramanların ölümü üzerine duyulan acıyı dile getirmek için, “yuğ” denilen cenaze törenlerinde söylenen şiirlerdir.
*Koşuk gibi kopuz eşliğinde söylenir.
*Ölen kişinin yiğitliğini, yaptığı işleri, değerini anlatan, ölümünden doğan acıyı dile getiren saguların halk edebiyatındaki karşılığı “ağıt”, divan edebiyatındaki karşılığı “mersiye”dir.
*7′li hece ölçüsüyle söylenir.
*Nazım birimi dörtlüktür.
*Kafiye düzeni koşuktaki gibidir. (aaab, cccb, dddb)
*Sanat kaygısından uzaktır. Samimi bir dille söylenir.
*Mert ve yiğitçe bir söyleyişe sahiptirler.
*Elimizdeki en eski sagu örneği Saka Türklerinden Alp Er Tunga adına söylenmiştir.
*Divan-ı Lûgati't Türk'te yer alan “Alp Er Tunga sagusu”, bu türün önemli bir örneğidir. Bu sagunun tamamı on iki dörtlüktür.

Sagu Örneği;
Ödlek arığ kevredi
Yunçığ yavuz tovradı
Erdem yeme sevredi
Ajun beği çertilür      (Alp Er Tunga Sagusu)

Günümüz Türkçesiyle:
Devir iyice kötüleşti
Sefil ve kötüler güçlenip kuvvetlendi
Edep ve erdem iyice azaldı;
Çünkü dünyanın beyi yok oldu

SAGULARLA KOŞUKLAR ARASINDA ORTAKLIKLAR VE FARKLILIKLAR VARDIR:
*Sagular da koşuklar da dörtlüklerle söylenir.
*İki nazım şekli de 7′li hece ölçüsüyle söylenir.
*İki nazım şeklinin kafiye şeması da “aaab”dir.
*Koşuk ve sagulardan söylendikleri döneme ait hayat tarzıyla ilgili bilgilere ulaşılabilir.
*Bununla birlikte sagu da ölümden duyulan acı; koşuklarda ise yiğitlik, aşk ve doğa sevgisi konuları işlenir.

--------------------------------

SAV:

*Sav, tecrübe edilerek doğruluğu anlaşılmış duygu ve düşüncelerin, mümkün olduğu kadar az kelime ile özlü bir şekilde ifade edilmesidir.
*Bugünkü “atasözü”nün yerine kullanılmıştır.
*Kısa ve özlü sözlerdir.
*Yaşamla, toplumla, insan doğasıyla ilgili öğütler verilir.
*Divan edebiyatında “darb-ı mesel” adını alır.
*Nazım biçimi değildir.

Sav Örneği:
Erdemlig kişi erdini birle tüz ol. Erdemsiz kişi etük içindeki ulyak birle tüz ol.
(Erdemli kişi cevher ile birdir. Erdemsiz insan çizme içindeki taban astarı ile birdir.)

Birin birin ming bolur, tama tama göl bolur.
(Birler bin olur, damla damla göl olur.)   
   
Ermegüge bulut yük bolur.  
(Tembele bulut yük olur.)

Yıgaç ucuga yıl teger, körglüg kişige söz değer.  
(Ağaç ucuna yel değer, güzel kişiye söz değer.)

--------------------------------

DESTAN: (EPOPE)

*Milletlerin zihinlerinde derin etki bırakan savaş, göç, afet, kıtlık gibi olayların etkisiyle söylenmiş, uzun manzum hikâyelerdir.
*Destanlar, sözlü edebiyat döneminin ürünlerindendir.
*Destanlar genellikle bir durum, bir olay veya bir kahraman üzerine kuruludur.
*Yapıları gereği milletlerin en eski edebiyat ürünleridir.
*Milletlerin tarih içindeki maceralarına dayanır ve onlardan beslenir.
*Bu maceralar anlatıla anlatıla destana dönüşür.
*Destanlar günümüze ağızdan ağza aktarılarak gelmiştir.
*Bu aktarma sırasında gerçek olay, büyük değişikliklere uğrayabilir.
*Genelde bir milletin ortak görüşü ve ortak kültürü yansıtılmıştır.
*Destan anlatan kişilere “ırcı, yırcı, destancı” gibi isimler verilmiştir.
*Destanda işlenen olaylar, toplumda derin izler bırakmış olmalıdır.
*Olay ve kişiler olağanüstü nitelikler göstermelidir.
*Kişiler seçkin kişilerdir.
*Yer ve zaman, genelde belirsizdir.
*Destanlarda milli (ulusal) özellikler yoğun olarak görülür.
*Milli dil ve nazım şekilleriyle söylenir.
*Dil genelde yalındır. Bu dönemde dil yabancı dillerin etkisinde değildir.
*Destanlarda, insanın doğayla ve üstün güçlerle mücadelesi, düş gücüyle, mitolojik ögelerle ortaya koyulur.
*Destanlar; ulusların -tarih yazımının henüz başlamadığı- en eski dönemlerine ışık tutma; tarih sahnesine çıkışları ve komşularıyla olan ilişkilerini öğrenme; kendi kültür dokularını var eden değerleri anlama açısından önemli kaynaklardır.
*Destanlardaki olağanüstülükler ve mitolojik unsurlar çıkarıldığında geriye ait oldukları milletlerin gerçek tarihleri kalır.
*Koşuk ve sagular coşku ve heyecanı dile getirirken, destanlar olay çevresinde gelişen edebi metinlerdir.
*Türk destanları bir destan şairi tarafından tam anlamıyla derlenmemiştir.
*Sözlü kültür ürünü oldukları ve yazıya geç geçirildikleri için, Türk destanları konusunda bilgimiz sınırlıdır.
*Eski Türk destanlarının bugün elimizde bulunan parçaları çeşitli kaynaklardan derlenmiştir. *Bunlardan bir kısmı, Türk araştırmacılar tarafından, halk dilinde yaşayan destanların derlenip yazılmasıyla elde edilmiş, bir kısmı ise eski Çin, Arap, İran, Bizans ve Batı kaynaklarında bulunmuştur.
*Türk destanları, atlı-göçebe medeniyetinin hayat karşısında aldığı tavrı, hayat felsefesini ve ideal insan tipini ortaya koyan eserlerdir.
*Türk destanlarının belli başlı özelliklerini görmeye çalıştığımızda çoğu kez karşımıza;
kadın kişiliğinde odaklanmış bir güzellik;
yiğitliğin, tarihin her döneminde baş üstünde tutulmuşluğu;
atın ve bozkurdun insana sadık bir yoldaş olması;
kurdun ana ve baba olması;
yurt kabul edilen coğrafyanın kutsallığı;
ağaç, ışık gibi unsurlar çıkar.
*İslamiyet’in kabulünden önceki Türk edebiyatı destanlarının biçimsel özellikleriyle ilgili kesin bir bilgi bulunmamaktadır; ancak dörtlüklerle ve hece ölçüsüyle söylendiği kabul edilmektedir.

Destan Dili – Doğal Dil Karşılaştırması:
*Destan dili olayları abartarak anlatırken, doğal dil olanı olduğu gibi anlatır.
*Destan manzum olarak olayları anlatırken, doğal dil nesir şeklindedir.
*Destan dilinde kahramanca bir hava varken, doğal dilde günlük dillin özellikleri hâkimdir.

Destanların Safhaları:
1-Çekirdek: Halkın benliğinde iz bırakan olayların gerçekleşmesi ve bunda rol oynayan kahramanların ortaya çıkışı.
2-Oluşum (Yayılma): Toplumda derin izler bırakan olay ve kahramanın destansı öykülerinin ozanlar tarafından söylenmesi ve bunun ağızdan ağıza aktarılarak yayılması.
3-Tespit (Derleme): Yazıya geçirme. Sözlü gelenekte yaşayan destan parçalarının bir şair tarafından derlenmesi.

*Bu şekilde, üç aşamayı geçiren destanlara doğal destan denir.
*Bunun yanında, bu üç aşamayı geçirmeden, bir şair tarafından yazılan destanlar da vardır ki buna yapay destan adı verilir.

DESTAN ÇEŞİTLERİ:
*Destanlar "Doğal - Yapay" olmak üzere ikiye ayrılır.

1)DOĞAL DESTANLAR
*Gerçekte var olan herhangi bir olayın, milletin dilinde yüzyıllar süren bir anlatımdan sonra bir ozan tarafından kaleme alınması sonucu oluşan destanlara “doğal destan” denir.
*Söyleyeni belli olmayan anonim eserlerdir.

EN ÖNEMLİ DOĞAL DESTANLAR:
Türk: Ergenekon, Oğuz Kağan, Manas
İran: Şehname (Firdevsi)
Alman: Nibelungen
Hind: Mahabarata, Ramayana
Japon: Şinto
Rus: İgor
Yunan: İlyada, Odyssa (Homeros)
Fransız: Chansen de Rolland
Fin: Kalevala (Lönrot)
İspanyol: Le Cid
Sümer: Gılgamış
İngiliz: Beowulf

2)YAPAY DESTANLAR:
*Önemli tarih olaylarının yıllar sonra destan özelliklerine uygun olarak yeniden düzenlenmesiyle oluşturulan destanlara “yapay destan” denir.
*Yazarı belli olan, daha yakın zamanda yazılan ve olağanüstü durumlara daha az yer veren destan türüdür.

EN ÖNEMLİ YAPAY DESTANLAR:
Aineias (Vergilius – Roma): Aineias Destanı'nda sorumlulukları ağır, dolayısıyla da seçim yapmakta özgür olmayan yeni bir kahraman tipiyle karşılaşırız. Destan, kronolojik bir sıra izlemez; ulusal, dinsel ve siyasal nitelikleri ağır basar. Avrupa'daki büyük edebî destanların ilki olan Aineias Destanı, Dante'ye esin kaynağı olmuştur.

Kayıp (Kaybolmuş) Cennet (J. Milton - İngiliz Edebiyatı): İnsanın cennetten kovuluşu ve Tanrı'nın şeytanla mücadelesini anlatır.

Kurtarılmış Kudüs (Tasso - İtalyan Edebiyatı): I. Haçlı seferinde Kudüs'ün alınışı anlatılır.

İlahi Komedya (Dante - İtalyan Edebiyatı): Öteki dünyaya Dante'nin yaptığı 7 günlük gezi anlatılır.

Çılgın Orlando (Ludovico Ariosto - İtalyan Edebiyatı): Bu destanda Charlemagne döneminde Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasında geçen savaşlar anlatılmıştır.

Üç Şehitler Destanı (Fazıl Hüsnü Dağlarca): Kurtuluş Savaşı'ndan bazı kesitler anlatılır.

Çanakkale Şehitlerine (Mehmet Akif): Çanakkale Savaşı'ndan bazı kesitler anlatılır.

Genç Osman Destanı (Kayıkçı Kul Mustafa):  17. yüzyılda Kayıkçı Kul Mustafa tarafından yazılan ve Türk halk edebiyatının en önemli epik eserlerinden biri sayılan duygusal koçaklamadır. Yapıtta Osman adındaki genç bir yeniçerinin savaş sırasındaki yiğitliği ve ölümü anlatılmaktadır.

İstanbul Fetih Destanı (Fazıl Hüsnü Dağlarca)
Çanakkale Destanı (Fazıl Hüsnü Dağlarca)
Kuvayı Milliye Destanı (Nazım Hikmet)
Kurtuluş Savaşı Destanı (Cahit Külebi)
Sakarya Meydan Savaşı (Ceyhun Atuf Kansu)
Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı (Gülten Akın)

Doğal Destan ve Yapay Destan Arasındaki Benzerlikler:
*Her ikisinde de milleti derinden etkileyen olaylar anlatılır.
*İkisi de manzumdur.
*İkisinde de olağanüstü olay ve kişiler vardır.
*İkisinde de olay, yer, zaman, mekân unsurları vardır.
*İkisinde de topluma mesaj verme, toplumu eğitme amacı vardır.

Doğal Destan ve Yapay Destan Arasındaki Farklılıklar:
*Doğal destan anonimdir, yapma destanın yazarı bellidir.
*Doğal destanda anlatıcının duyguları yoktur, yapma destana şairin duyguları da katılır.
*Doğal destana halkın katkısı vardır, yapma destan sadece bir şair tarafından yazılır.
*Doğal destanların oluşum aşamaları vardır ve uzun sürede oluşur, yapma destan doğrudan şair tarafından yazıya geçirilir.
*Doğal destanlar yazıya geçirilmeyebilir, yapma destanlar mutlaka yazıya geçirilir.




 
İçeriğe dön | Ana menüye dön