MEDDAH - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

MEDDAH

EDEBİYAT > METİN TÜRLERİ > TİYATRO > GELENEKSEL TÜRK TİYATROSU

MEDDAH:

*Methedici (övücü) taklitler yapıp hoş öyküler anlatarak, canlandırarak halkı eğlendiren sanatçıyameddah” denir.
*Meddah hikâye anlatırken konu ve kişilerle ilgili taklitlere başvurur.
*Meddahta asıl olan anlatmadır.  
*Olay ve kişilerin taklidi ile anlatım zenginleştirilmektedir.
*Türk halk zekâsının ve halkın, olayları karikatürize etme gücünün büyük sanatlarından biri olan meddahlık, yüzyıllar boyu yaşamış, Türk halkı arasında çok ilgi görmüştür.  
*Meddahlık için tek adamlı tiyatro diyebiliriz.  
*Meddah, tiyatronun bütün kişilerini varlığında birleştiren bir aktördür.
*Ele aldığı öyküyü, yüksekçe bir yerde oturarak; canlandırdığı kişileri ağız özelliklerine göre konuşturarak anlatır.  
*Konuşmalar genelde doğaçlama şeklindedir.
*Perdesi, sahnesi, elbiseleri, dekoru, kişileri bulunmayan bu tiyatronun her şeyi, meddah denilen tek adamın zekâsına, bilgisine, söz söylemedeki başarısına bağlıdır.
*Meddahların çoğu, klasikleşmiş beyitlerle öykülerine başlarlar.  
*Meddah anlatacağı öyküye geçmeden önce "Haak dostum Haak!" diyerek çoğunlukla şu beyitle öyküye girer:
"Söyledikçe sergüzeşti verir bezme letafet,  
Dinle imdi bende-i âcizden hoş bir hikâyet."
(Yaşadıklarını anlattıkça meclise neşe verir.  
Şimdi âciz kulundan bir hikâye dinle.)
*Meddah kişilerin ağız özelliklerini taklit ettiği gibi hayvanların, doğanın ve cansız nesnelerin seslerini de taklit eder.  
*Meddahın iki aracı vardır; biri boynuna doladığı mendili (makrame), öteki de elinde uttuğu sopası (değnek/baston)dır.  
*Mendille çeşitli başlıklar yapar, terini siler.  
*Sopayı da oyunu başlatmak; seyirciyi suskunluğa çağırmak; kapıyı vurmak için kullanır ya da saz, süpürge, tüfek, at olarak kullanır.
*Bitişte özür diler, oyundan çıkan sonucu (kıssa) bildirir.  
*Daha sonra anlatacağı öykünün adını ve öyküyü nerede anlatacağını söyler.
*Meddahlar, hikâyelerini bilmecelerle süslerdi.
*Meddahın anlattığı hikâyeler kent çevresinin malıdır, saraylarda, konaklarda, 16. yüzyıl sonlarından başlayarak da kahvehanelerde anlatılmışlardır.
*Usta-çırak geleneği içinde sürdürülmüştür.
*Günümüzde meddahlıkla ilgili birkaç yazma ve taş baskısı kitap dışında fazla bir kaynak yoktur.  
*İstanbul Üniversitesi Kitaplığında bulunan "Mecmûa-ı Fevâid", meddahlar üzerine yazılmış önemli bir kaynaktır.
*Evliya Çelebi, İstanbul ve Anadolu'daki meddahları anlatmakta; İstanbul'da bunların sayısının 80, Bursa'da 75 olduğunu, Malatya'da gezinti yerlerinde de gösteri yaptıklarını yazmaktadır.  
*Çok eski meddah hikâyeleri günümüze kadar ulaşmamıştır.  
*16. yüzyılda Varka ve Gülşah mesnevisini yazan Yusuf-i Meddah'ın bu hikâyesini seyirciler karşısında okuyan bir meddah olduğu belirtilmektedir.  
*17. yüzyılda çoğalan meddah kahveleriyle birlikte İstanbul, Bursa, Erzurum, Maraş gibi kentlerde bu tür hikâyeler anlatan sanatçılar çoğalmıştır.  
*İstanbul'da özellikle Ramazan aylarında çok rağbet gören meddah kahveleri vardı.  
*19.yüzyılın ikinci yarısı ve 20 yüzyılın başlarında meddah kahvelerinin birkaçı şunlardır: Aksaray'da Dilkûşa kıraathanesi, Merkez kıraathanesi, Beyazıt'ta Afitab kıraathanesi, Mısır lokantası bahçesi, Dolmabahçe'de Yüksek Kahve, Fatih'te Reşadiye kıraathanesi, Kadıköy Söğütlüçeşme'de Kurbağalıdere kıraathanesi, Samatya'da Coli Efendi Tiyatrosu, Sultanahmet'te Köşebaşı kıraathanesi, Şehremini'de Hacı Selim Ağa Kahvesi, Üsküdar'da İsmail Efendi kıraathanesi.
*Meddah Aşki'nin anlattığı “Portakalcı Yahudi, Surpik Dudu ile Belalı Bıçkın, Sulukule Kavgaları” plağa; “Hayali Küçük Ali'nin Sandıklı Ebe, Dünya Güzeli ve İstanbul'un Taşı Toprağı Altın” adlı meddah hikâyeleri ses bandına alınmıştır.

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön