RÜCU / İRSAL-I MESEL / İHAM - TYT TÜRÇE - AYT EDEBİYAT ( YKS ) / SONER HOCA

İçeriğe git

Ana menü:

RÜCU / İRSAL-I MESEL / İHAM

EDEBİYAT > ŞİİR (COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER) > SÖZ SANATLARI

22- RÜCU (GERİYE DÖNÜŞ):
*Bir düşünceyi daha güçlü anlatmak için, söylenen sözden döner gibi davranmaya rücu denir.
*Sanatçı; nükte, üzüntü, sevinç, heyecan, dehşet vb. durumlarında anlatımı daha güçlü ve canlı kılmak için rücu sanatına başvurabilir.  
*Rücuda, önceki sözden dönüş yok, fakat döner gibi yapma vardır.  
*Dönüşler art arda gelebilir.

Örnek:
Alnın bir sitare-i nev, yok bir âfitâb.

Bir şarkıdır söylediği  
Mavi bir sevda şarkısı  
Hayır mavi değil  
Ela bir şarkıdır söylediği.

Makber, makber değil bir türbe
Türbe değil bir mâbed
Mâbed değil bir küre
Küre değil bir fezâ-yı bî-intihâ olmalıydı.



23- İRSAL-I MESEL:
*Söylenen bir düşünceyi inandırıcı kılmak ve pekiştirmek amacıyla söze bir atasözü ya da özdeyiş katmaya irsal-i mesel denir.
*Bu sanat hayal ve duygudan çok düşünceye dayanır.  
*Güçlendirilmek istenen düşünce kendisi ile ortak yönü olmayan bir başka düşünceyle birlikte kullanılır ve sonuçta verilen örnekle bu düşünce okuyucuya benimsetilmiş olur.

Örnek:
Tok olanlar bilemez çektiğini aç kalanın  
Sırtı pek kimseye ahval-i şitâ yaz görünür.

Balık baştan kokar bunu bilmemek
Seyrânî gâfilin ahmaklığından.



24- İHAM (ŞÜPHE):
*İki ya da ikiden fazla anlamı olan bir kelimeyi bir mısra ya da beyit içinde bütün anlamlarını kastederek kullanma sanatıdır. Ancak bu yaparken beyitin genel anlamıyla, kelimenin çeşitli anlamları arasında yakın bir ilgi kurmak gerekir.
*Eğer sözcüğün iki anlamının da konuyla ilişkisi olursa "iham", sözcüğün özellikle gerçekten çok mecaz anlamı kastedilirse "kinaye" yapılmış olur.
*İki gerçek anlamdan uzak olan anlam kastedilirse “tevriye” yapılmış olur.
*Îhâmın kelime anlamı vehme, şüpheye, kuruntuya, tereddüde düşürmektir. Yani şair kelimeyi öyle kullanır ki okuyucu o kelimenin bütün anlamlarıyla şiiri anlayabilir, anlamlandırabilir. *Dolayısıyla; okuyan, şair bu kelimeyi acaba hangi anlamda kullandı diye tereddütte kalabilir ya da her okuyucu o kelimeyi (îhâm yapılan kelimeyi) şairin kendi anladığı anlamda kullandığını vehmeder, düşünür.

Örnek:
Sahn-ı çemende durma sâlınsun sabâ ile
Azâdedir nihâl bugün berg ü bârdan     (Baki)

“Fidan bugün yaprak ve bardan kurtulup serbest kaldı, artık bahçenin ortasında rüzgârla salınsın."  

Bâr sözcüğü hem meyve hem yük anlamındadır.  
Bârdan kurtulmakla ağaçlar hem meyveden hem de yükten kurtulurlar.  
Şair burada bâr'ın bu iki anlamını kastederek iham yapıyor.



Şemîm-i kâkülün almış nesîm gülşende
Demiş ki sünbüle sende emânet olsun bu (Figânî)

Bu beyitte “bu” sözcüğü, hem koku hem de işaret sıfatı anlamlarıyla kullanılmıştır.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön